• 17 Mayıs 2012, Perşembe
  • Son Güncelleme 17:38

26 Kasım 2010, Cuma

Avrupa'daki son öğrenci eylemleri neyi ifade ediyor?

ALİ ŞİMŞEK arsim2008@gmail.com

Avrupa'nın başlıca ülkelerinde son üç ay içinde yakın geçmişle kıyaslanmayacak yaygınlık ve kitlesellikte öğrenci protesto ve eylemleri gerçekleşti. Daha çok üniversite öğrencilerinin gerçekleştirdiği eylemlere bazı ülkelerde lise öğrencileri de kitlesel olarak katıldılar. Öğrenci hareketleri bazı Avrupa ülkelerinde okul işgalleri ve değişik protesto eylemleri biçiminde devam etmekte.

Fransa'da hükümetin emeklilik yaşını yukarı çeken düzenlemesine karşı işçi sendikalarının çağrısıyla Eylül sonunda başlayıp Kasım ayı başına kadar devam eden grev, genel grev, işgal, blokaj ve gösteriler gerçekleştirildi. Grev ve eylemler nedeniyle ülkede ulaşım felç oldu, liseler ve üniversiteler bloke edildi, gemiler denizde kaldı, petrol istasyonları kapandı, havaalanlarında işlemez hale geldi. Ayrıca birçok kentte şiddetli çatışmalar yaşandı, binlerce eylemci gözaltına alındı.

İtalya'da 8 Ekim'de 300 bin öğrenci hükümetin eğitim politikasını protesto etti. 15 Ekim'de benzer bir protesto yapıldı. 23 Kasım'da merkez sağ koalisyonun üniversitede reform tasarısı öğrencilerin şiddetli tepkisiyle karşılaştı. Birçok kentte öğrenciler üniversiteleri işgal ederken, Roma'da öğrencilerin Senato'yu basma girişimine sert müdahale edildi. Eylemler devam ediyor.

İngiltere'de hükümet üniversite harçlarını üç katına çıkartacağını duyurunca 10 Kasım'da 50 bin öğrenci Londra sokaklarına döküldü, Muhafazakâr Parti binasının camlarını kırdı. 24 Kasım'da ise ülkenin dört bir yanı, son yılların en geniş katılımlı öğrenci eylemlerine sahne oldu. Giderek yaygınlaşan eylemlerin hedefinde, üniversite harçlarını artırma ve eğitim bütçesini kısma planı yapan hükümet var.

Yunanistan'da, 21 Ekim ve 11 Kasım'da hükümetin eğitimde yapmayı planladığı kesintiler nedeniyle, yaklaşık 5 bin öğrenci başkent Atina sokaklarındaydı. Üniversitelerde greve gidildi.

İrlanda'da yüz binlerce üniversite mezunu iş bulamazken, hükümetin kayıt ücretlerini 2 katına çıkartmak istemesi 25 bin öğrenciyi sokağa döktü.

Son iki ayda hükümetlerin eğitim politikalarına karşı Avusturya, Danimarka ve Bulgaristan'da da benzer kitlesel öğrenci eylemleri gerçekleşti.

Finansal krizin pençesindeki Avrupa hükümetlerinin başlattıkları kapsamlı "kemer sıkma"  ve hak gaspı niteliğindeki saldırıları işçilerin, emekçilerin ve gençliğin yaygın direnişiyle karşılaşınca Avrupa basınında "68 ruhu yeniden mi canlanıyor?" sorusu sorulmaya başlandı. Son birkaç ayın kitlesel öğrenci eylemleri üzerine Guardian'da "bu sadece başlangıç" yorumu yapıldı.

68 baharında Fransa'da üniversite işgalleri ile başlayıp tüm kıtaya yayılan eylemlerde gençliğin rolüne işaret edilerek yapılan benzetmeler, paralellik kurmalar bir yere kadar anlaşılırdır. Ancak bilinmeli ki "aynı ırmakta iki kez yıkanamayacağı" gibi tarihte olgu ve olaylarda tekerrür etmezler. Her şeyden önce dönemlerin koşullarının benzemezlikleri benzerliklerinden çok çok fazladır.

Şu an itibariyle son iki ayın gençlik eylemlerini enine boyuna analiz etmek için henüz erken. Ama basına yansıyanlar ve süreci hazırlayan koşullar göz önüne alınarak ana hatları ile bir değerlendirme yapmak mümkün.

Burjuvazisinin saldırılarına karşı güçlü tepki öncelikle işçi ve emekçilerden geldi, öğrenci gençlik bazı ülkelerde(Fransa örneğinde olduğu gibi) ortak eylemlerin bir bileşeni iken bazı ülkelerde kendi başına eylemlere girişmiş görünüyor.

Sürecin belirgin özellikleri, birincisi; başlıca ülkelerde öğrenci eylemlerinin kitlesellik, istikrar ve kararlık açısından dikkat çekmesidir. İkincisi; öğrenci hareketinin hem tek tek ülkelerde hem de kıta düzeyinde işçi-emekçi hareketiyle birleşme potansiyeline sahip olduğu gerçeğidir. Üçüncüsü ise; hareketin perspektif, örgütlülük vb ciddi zayıflıklarına karşın sadece dönemsel saldırılara direnme ve bireysel gelecek kaygılarıyla yetinmeyip sistemi ve belki de giderek tüm geleneksel yapıları sorgulamaya yönelecek-zorlanacak koşullar tarafından kuşatılmış olmasıdır.

İşte tüm bu açılardan, Avrupa'da yayılarak ve keskinleşerek devam eden öğrenci hareketlerinin dikkatle izlenmeyi ve incelenmeyi hak ettiğini belirterek, şimdilik bu tespitlerle yetinelim.