MUSTAFA AKYOL'DAN
Kadın erkek işbirliği ve işbölümü
‘Kadın’ ve ‘erkek’ kavramları, ilkin bir biyolojik ayrımı imlemelerine karşın, insanlığın bütün sosyo-kültürünü, cinsiyete dayalı olarak bir yandan bölen, ama öbür yandan da bütünleyen anlamlarla yüklüdürler.
GİRİŞ
‘Kadın’ ve ‘erkek’ kavramları, ilkin bir biyolojik ayrımı imlemelerine karşın, insanlığın bütün sosyo-kültürünü, cinsiyete dayalı olarak bir yandan bölen, ama öbür yandan da bütünleyen anlamlarla yüklüdürler. Biyolojik cinsiyet (sex), toplumsal cinsiyet (gender) kavramlaştırmaları da bunu yansıtır.
Biyolojik evrimin sonucu olan erkek-dişi farklılaşması, önce araç kullanmayı sonra da esas olarak araç yapabilmeyi başararak günümüz insan türüne evirilen canlının, hem bu evrimleşmesi esnasında hem de daha sonra toplumsal biçimlenmesinde, zamanımıza dek önemli sonuçlar doğuran başlıca etmenlerden biri olagelmiştir.
Bu çalışmada, cinsiyete dayalı işbölümünün,’sürü’ yapısıyla başlayan ve giderek daha sosyal örgütlenmelere yol alan insanın, ekonomik-toplumsal yapılarındaki ilk biçimlerine ve yarattığı etkilere bakılacaktır.
İLKEL SÜRÜ YA DA YALIN TOPLAYICILIK
İnsanın, kısaca, geçirmiş olduğu biyolojik evrimden bahsedersek, yaklaşık 12 milyon kadar önce ağaçtan savanaya inen honinidlerin ilk temsilcisi olduğu sanılan Ramapethecus’un sopa sallama ve taş atma düzeyinde araç kullandığı sanılıyor. Ağaçtan yere inmenin, bu hominidler grubu üzerinde sosyal ilişkilerin gelişimi yönünde itiyi verdiği tahmin ediliyor. Ramapithecus, zamanımızdan 3 milyon yıl öncesine kadar Homa Habilis’e; o’da biyolojik ve toplumsal evrimini sürdürerek zamanımızdan 1 milyon yıl kadar önce Homo Erectus’a, zamanımızdan 50 bin yıl öncesine kadar ise Homo Sapiens Sapiens’e günümüz insan türüne evirilecektir.
Antropologlar bu oldukça hızlı gelişmeyi, biyolojik evrimin yanı sıra bu türlerin araç kullanmalarına, araç yapmalarına ve avcılığın başlamasıyla kadın ve erkek arasındaki ekonomik işbölümünün yarattığı sosyal örgütlenmesine vermektedirler (Şenel,39).
İnsanlığın eşiğindeki türlerin-hominidlerin- büyük bir kısmının yalın besin toplayıcılığı yaparak,’ilkel sürü’ olarak adlandırılan gruplaşmalar içinde 20-30 üyeli topluluklar halinde yaşadıkları tahmin ediliyor. Alet kullanımının görüldüğü, alet yapımına ise çok basit düzeylerde rastlandığı bu topluluklar, daha çok paleolitik öncesi dönemlere tarihleniyorlar.
İlkel sürünün tüm üyeleri, dişi-erkek, çoluk-çocuk, yaşlı-genç geçimlerini otlar, kökler,taneliler, meyveler, belki de böcekler toplayarak sağlamışlar;tüm zamanlarını yiyecek toplayarak geçirmişler; dış saldırılara karşı olsun,beslenme ve üreme sorunları nedeniyle olsun, daha sıkı birlikler halinde(ağaçlarda yaşamış olan atalarının gevşek birliğine oranla) yaşamışlar. Bu topluluklarda, geçim alanında erkek de kadın da hep birlikte toplayıcılık yapmışlardır;.yani ekonomik bir farklılaşmaya dayalı bir işbölümü henüz yoktur.
Araç yapma başarısına ulaşmış insana yakın bu sürü topluluğunun üyelerinin, beslenme(geçim) alanındaki bu işbirliğine karşılık, sürüyü dış saldırılara, özellikle yırtıcı hayvanlara karşı savunma ve koruma ihtiyacı, erkek ile kadın arasında varlığını günümüze kadar sürdürecek olan kutuplaşmayı başlatmış görünüyor.
“Öteki yüksek pirimatların, özellikle gorillerin davranışlarından çıkarılan sonuçlara göre, yere inmesiyle savunmanın önem kazanmasıyla, sürünün savunma görevini daha iri bedenli daha güçlü olan erkekler üstlenmiş ya da önceden de erkeklerin görevi olan bu işin önemi artmış olmalı.(...)dişilerin gebelik durumları ve yavruların beslenmesi, bakımı işlerini üstlenmeleri ile giderek erkeklerin sürüyü, dişilerin yavruları koruma biçiminde bir işbölümünün gerçekleştiği sanılıyor (Şenel:42).
Besinlerin toplanmasında kullanılan araçların erkekler tarafından aynı zamanda birer savunma aracı olarak kullanıldığı ve bu araçları kullananların zamanla bu araçları yapmaya başladıkları ileri sürülebilir. Böylece, savunma işini daha çok üstlenen erkeklerin, bu işte kullandıkları araçların giderek yapımımda söz sahibi oldukları ve onlara biçim verirken, uygun maddeleri ve teknikleri kullanarak bunda uzmanlaştıkları, savunma araçlarının yanı sıra saldırı araçlarını geliştirdikleri ileri sürülebilir.
Kimi araştırmacılar, pek çok etmenle birlikte, biyolojik cinsel farklılaşmanın, erkeklerin sürüyü savunmak üzere savunma ve saldırı araçları yapmalarını dikkate alarak, ilk önemli toplumsal ürününü verdiğini düşünmektedirler.
Savunma araçlarını saldırı araçları olarak geliştiren erkekler, salt besin(ağırlıklı olarak bitkisel besin) toplayıcılığının yanına, düzenli hayvansal besin elde etmeyi sağlayan ‘avcılık’ etkinliğini eklemiş oldular. Bunun çok önemli tarihsel-toplumsal sonuçları olmuştur.
AVCILIK VE TOPLAYICILIK
Erkeklerin avcılığı geçim etkinliklerinden biri yapmasıyla, ilkel sürü guruplarının yapısı değişerek, toplumsal evrimi hızlandıracak yeni dinamikler taşıyan ‘avcılık ve toplayıcılık’ yapısına geçmiştir. Avcılığın başlamasıyla toplayıcılık önemini yitirmiş değildir. Kadınlar yine ağırlıklı olarak toplayıcılık yapmaya devam etmişler, ancak avcılığın sunduğu zengin besin olanakları nedeniyle topluluklar içinde erkeklerin rolü artmış olsa gerek.
İnsan topluluklarının ne zaman salt toplayıcılıktan avcılık ve toplayıcılık geçim biçimine geçtikleri tartışmalı olsa da, bunu bütün dünya ölçeğinde zamanımızdan 10 bin yıl öncesine kadar sürdürdükleri bilinmektedir.
Avcılığın sürekli ve temel bir erkek işi olması, kadınların toplayıcılığı sürdürmesi ile birlikte, biyolojik farklılıktan kaynaklı ilk ekonomik işbölümü, sonraki pek çok gelişmenin yolunu açmak üzere belirmiş oldu. Bu işbölümünün, ekonomik hayattaki en önemli etkisi erkeklerin avda, kadınların toplayıcılıkta uzmanlaşmalarını sağlayarak çalışmanın verimliliğini arttırması olmuştur. (Şenel:52).
Avcılığın, toplayıcılıktan farklı olarak,erkekler arasında işbirliğini gerektiren bir iş olması, avın sağladığı zengin besin olanakları ve bunların yanı sıra erkeklerin fiziki olarak güçlü olmaları; savunma ve avcılıktan edinilen saldırgan davranış biçimleri,erkekleri topluluk içinde zaman zaman ön plana çıkarmış olsa da;avın çoğu kere rastlantısal, toplayıcılığın ise daha kararlı oluşu ile, kadının üremedeki yeri gibi nedenlerden dolayı, kadın ile erkek arasında hiyerarşik bir ilişki doğmaz.
Topluluk içinde, kadınla erkek arasında geçim alanındaki ‘işbölümü’ ve erkekler arasında da av esnasında kurulan ‘işbirliği’, topluluk içi çatışmaları önleyerek bazı kurallar yaratmış olmalı. Bir sürtüşme alanı olan cinsel ilişkilerin de böylece kurallara bağlanmaya başlandığı varsayılabilir (Şenel:59).
Avcılık ve toplayıcılık, kadın ve erkek arasında ekonomik işlerin yapılmasın da bir işbölümü ve işbirliği yaratarak, kadın ve erkek arasında üreme ve savunma alanında zaten varolan birbirine bağlılık ilişkilerine bir yenisini ekleyerek, insanı bir bütün olarak daha toplumsal bir varlık olma yoluna sokmuştur diyebiliriz. Bu, kültürel bir yapının oluşması ve boyutlanmasını sağlamıştır.
UZMAN AVCILIK
Uzman avcılık, yukarı paleolitik (yaklaşık 50 bin yıl önce ile 10 bin yıl önceye tarihlenen dönem) avcı kültürü olarak son buzul çağında ortaya çıkmış ve bu çağın sona ermesiyle yok olmuş bir Homo Sapiens Sapiens kültürüdür.
Uzman avcılık yapan topluluklar, özel çevresel koşullar (buzulların yarattığı) içinde doğmuş, bu koşulların ortadan kalkmasıyla da yerlerini yeniden avcı ve toplayıcı topluluklara bırakmış topluluklardı.
İleri bir avcılığı gösteren bu uzman avcı topluluklarda, toplayıcılık ikinci plana düşmüş görünür.
Bu dönem araçların da görülen çeşitlenmeler ve gelişmeler (el baltalarının yanı sıra bıçak taşlarının, kazıyıcıların... görülmesi) erkeklerin avcılıkta ileri düzeyde uzmanlaştıklarının, kadınların ise toplayıcılığın yanı sıra avın kamp yerlerinde işlenmesi işlerinde yoğunlaştıklarının göstergeleridir.
Yukarı paleolitik topluluklar, uzmanlaşmış ve özelleşmiş bir ekonomiye sahiptiler. Bu ekonomide, toplayıcılık bırakılmış olmamakla birlikte avcılığın (bazı topluluklar için balıkçılığın) öne geçtiği, üretim öncesi bir ekonomidir. Avcılık erkekler tarafından yapılmaktadır. Toplayıcılıkta eski önemini yitiren kadınlar, avcılığın yan ürünlerinin değerlendirilmesi işleri, derilerin kıllarının kazılması, deriden giysi, çadır vb. eşyaları yapılması, avın pişirilmesi gibi geçici kamp yerlerinde, mağaralarda yapılan ‘ev ekonomisi’ işlerini yüklenmiş görünüyor. Böylece, kadın-erkek işbölümü, avcılık ve toplayıcılık dışında kamp içi ve kamp dışı işlerinin biçiminde yeni bir boyut kazanmıştır (Şenel: 68). Kadın içerde ‘ev’, erkek dışarıda ‘av’ işlerine...
Bu topluluklarda zahmetli işlerin (yük taşıma, çocuk bakma...) kadınlar tarafından yapıldığı ileri sürülüyor. Ne var ki, ekonomik yaşamda avcılık öne çıktığı için, kadının toplumsal konumu arka plana düşmüştür. Erkekler bu dönemde büyük hayvanları, büyük takım avı ve sürek avı yöntemleriyle çok daha sıkı işbirliği yaparak avlamışlar, bu da onların topluluk içi organizasyon becerilerini arttırmış olmalı. Ayrıca uzman avcılığın, avın verimliliğini tüketilenden fazla bir artı-besin sağlayan düzeye çıkarmış olması, bunun da hem bir artı-enerji hem de bir artı-zaman yaratması, topluluk üyelerinin geçim etkinliği dışında etkinlikler de bulunmalarına el vermiştir. Dolayısıyla bu avcılığın erkekler tarafından yapılması, onların saygınlıklarını arttırmıştır diyebiliriz.
Dediğimiz gibi büyük takım avı, gerek avcı erkekler arasında ve gerekse topluluklar arasında işbirliğini gerektirdiği için topluluk içi cinsel rekabetin önüne geçme ihtiyacı, kadın ile erkeğin kendi grupları dışındaki karşı cinslerine yöneltmiş olmalı. Bu göreneğin yerleşmesiyle de avcı topluluklar ‘kandaş birliklere’ yani klanlara dönüşmüş olsa gerek (Şenel:72-73). Dıştan evlenme, ‘baba soy zincirini’ doğurarak erkeğin statüsünü biraz daha yükseltmiş görünür.
DEVŞİRİCİLİK VE TARIMSAL ÜRETİM (MEZOLİTİK VE NEOLİTİK DÖNEM)
Yukarı paleolitik topluluklar, buzulların çekilip iklim ve çevre koşullarının değişmesiyle, arkalarında kültürlerini bırakarak tarih sahnesinden silinmişlerdir.
İşte mezolitik kültürler, uzman avcılardan kalan teknolojik kültürel mirası devralan, ancak ekonomik ve toplumsal yapıları bakımından daha geri ‘avcı ve toplayıcı’ topluluklardı. Bunlar uzman avcılar gibi avcılıkta uzmanlaşmamışlardı ve ekonomilerinde toplayıcılık önemini sürdürüyordu.
Bu toplulukların Yakın Doğudaki gurupları, yaşadıkları bölgenin ikim ve coğrafya koşulları yabanıl tahıl, arpa, buğday, darı gibi taneli bitkilerin yayılmasını sağlaması sayesinde, bu bitkileri, yeni bir ısınma ve kuraklık döneminde, özel bir toplayıcılık biçiminde yani ‘devşirerek’ toplamaya başlamışlardır.
Daha önceki dönemlerde toplayıcılığı kadınların yapmasına dayanarak, Yakındoğu’nun mezolitik avcı ve toplayıcı klanlarında ‘tahıl devşirciliği’nin de, öteden beri bitki dünyasıyla iç içe olan, onları her türlü iklim, mevsim koşullarında yakından tanıyan kadınların üstlendiği, hiç değilse, bu devşiricilikte kadınların daha büyük rol oynadıkları kabul edilmektedir (Şenel:140).
Tahıl devşiriciliğinin kadınların toplayıcılıkta uzmanlaşmalarının bir sonucu olarak gerçekleştiğini düşünebiliriz. Kadınlar, toplanacak yabanıl tahılları saptamış, aralarında öteki otları ayıklamış, su ile olan ilişkisini öğrenmiş ve onları kuraklıkta sulamış olabilirler. Bu tür çabaları, sonuçta onların tahılları ekip biçmelerine varan adımları atmalarına yol açmış olabilir.
Paleolitikte toplayıcılığı, mezolitikte devşirciliği üstlenen kadının, tarımı bularak insanlığı üretici olmayan ekonomiden, üretici ekonomiye geçirdiğini ileri sürebiliriz. Tarımın ilk biçimi kadınlar tarafından yapılan ‘çapa tarımı’ (Şenel:147) yani bahçe tarımıydı.
Tarımın belli bir kaynaktan sulanması ile yapılan küçük sulama tarımının yerleşik köylere yol açtığı biliniyor. İlk köylerin çoğunda hem bitki yetiştirildiğini hem de evcilleştirilmiş hayvanların bakıldığı düşünülüyor. Bu ilk köylerde kadınlar çapa tarımıyla, erkekler de avcılığın yanı sıra evcil hayvanların bakımı ile uğraşmış olmalılar. Gerek tahıl ve sebze tarımında gerek ev ekonomisinde oynadıkları rolden dolayı toplumsal geçim işinin kadının omuzlarında olduğu söylenebilir (Şenel:149)
Tarımcılığı ve hayvancılığı bir arada yapan yarı göçebe tarımcılar olan kimi topluluklar, sulama tarımı yoluyla tamamen yerleşikliğe geçip köylere kurarak çiftçi; kimi topluluklar da hayvan otlatmaya elverişli bölgeleri tercih ederek sürücülükte uzmanlaşarak çoban ekonomi etkinliğini seçerek ikinci toplumsal işbölümünü yaratmışlardır.
Bu toplumsal işbölümüne yol açanın, kadın-erkek ekonomik işbölümünün attığı adımlar olarak değerlendirebiliriz. Birinci toplumsal işbölümü topluluk içi iken, ikinci işbölümü topluluklar arasındadır.
Köy toplumlarında, topraklar klana yani köy topluluğuna aittir. Toprak parçaları aileler yani birbirine en yakın üyeler grubuna bölüştürülerek kullanılır. Böylece klanlar-kandaş birlikler aile birimine bölünerek parçalanır. Köylerde yer bağı kan bağının önüne geçer. Geçim birimi aile iken toplumsal birim köydür.
Çobanlar da ise kandaş klanlar içi örgütleniş daha da pekişir. Çobanlarda büyüyüp genişleyen klanlar, kabilelere dönüşür. Birleşen klanlar arasında ekonomik işbirliğinden çok savunma amaçlı bir askeri işbirliği vardır.
Neolitik köy toplumlarının geçim biçimi olan ‘bitkisel ve hayvansal besin üreticiliği’ haylice zor ve yorucu işler olmakla birlikte, yoğun tarım mevsimleri dışında insanlara oldukça uzun bir ‘boş zaman’ bırakabilmiştir. Bu boş zamanda insanlar başka işlerle uğraşma olanağı bulabilmişlerdir. Bu olanağın ilk ürünü çömlekçilik, dokumacılık gibi kadınlar tarafından yapılan iki önemli neolitik zanaatın ortaya çıkması olmuştur. Erkekler hayvanlara bakmanın yanında, araç, silah yapımında ve doğramacılıkla uğraşmışlardır (Şenel:159). Bu yeni işler, kadın ve erkeğin işbölümünde üstlendikleri görevlere yenilerini ekleyerek, kadın ve erkeğin kamusal ve özel yaşam alanlarındaki yerlerini belirginleştirmeye yol açmıştır.
Neolitik köyde, erkeklerin hayvan, kadınların bitki yetiştirmekle ilgilenmeleri biçiminde bir işbölümü görülür. Ancak, kadınların tahıl üretimi ve hayvan yetiştiriciliğinin ev ekonomisindeki uzantıları olan öğütme, pişirme ve yoğun tarım mevsimleri dışında çömlek kaplar yapma, örme, dokuma gibi işlerle de uğraşmalarına bakarak, köylerde, neolitik ekonominin daha çok kadınların çalışmalarına dayandığı söylenebilir.(Şenel:160)
Kadınların, ekonomideki bu işlevleri dolayısıyla toplum içindeki kararların alınmasında ve uygulanmasında rolü artmış oldu. Geçmişten farklı olarak Neolitik arkeolojik kalıntılar içinde çok sayıda kadın heykelciğinin bulunması, kadının üremedeki doğurganlığına bağlanacağı gibi, esas olarak da üretimdeki ağırlıklarını yansıtıyor olsa gerek. Ayrıca çağdaş neolitik topluluklardan sağlanan dolaylı kanıtlar, ‘salt tarımla uğraşan’ toplumlarda, kadının kolektif ekonomiye katkıları sayesinde akrabalığın kadının soy zincirine dayanmasına ve ‘ana hakkı’ nın doğmasına zemin hazırlamıştır.
Yine, neolitik geçim biçiminde, kadının pek çok işi yapıyor oluşu, ona evi de yönetme hakkını vermiş olmalı. Ne var ki, bundan dolayı kadının köyü de yönettiğini ve bu köyler de ‘anaerkil’ bir düzen olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü erkeklerin avcılıktan gelen işbirliği yapma becerileri, erkeklerin köyler kurulurken bu becerilerini tarla açma, su arkları kazma, yollar yapma gibi ağır altyapı işlerinde kullanmış olabileceklerini gösterir. Köyün çapı genişleyip, neolitik tarımcılığın çapa ile yapılan biçiminden, erkeğin yapmaya başladığı ‘saban’la yapılan biçimine, ‘büyük sulama tarımı’na geçildikçe, erkeklerin bu işlerdeki paylarının artması, onların kadınların ağırlığı karşısında yerlerini dengelemiş olmalı. Ayrıca, topluluğun ve köyün dış saldırılara karşı korunması, savunulması; saldırgan çoban kabileler ve yerleşiklikten dolayı daha bir önem kazanınca, genel olarak köyle ilgili kararlarda erkeğin öne çıktığını söyleyebiliriz.
Aslında neolitik köy toplumları döneminde, siyaset anlamında bir yönetimden bahsedilemez. Kadınların üstlendikleri işleri kadınlar, erkeklerin üstlendiği işleri erkekler organize edip yürütmekte ve ortak yapılması gereken işler de birlikte yapılmaktadır. Belki şu söylenebilir, tüm toplumu ilgilendiren işler, özellikle yerleşikliğin ihtiyaç duyduğu deneyim, bilgi birikimi dolayısıyla, yaşlı erkekler ve kadınlar tarafından kararlaştırılıp yürütülmüş olmalı.
Çoban toplumlarında ise, hayvan sürülerinin güdülmesi erkeğin görevidir. Sürücülüğün ev ekonomisin içindeki uzantıları olan (süt sağma, giysi yapma, katık hazırlama...) birçok iş kadınlarca yapılmaktır. Baba soy zinciri vardır. Kadınların toplayıcılıktan çekilerek geri plana düşmesi, bu topluluklarda temel etkinlik olan sürücülüğü yapan erkekleri ileride kabilenin şefleri yapacak ölçüde öne çıkarmıştır.
Son olarak denilebilir ki, uzun çağlar boyunca doğanın zorlu koşullarına karşı hayatta kalabilmeyi, çeşitli biçimlerde işbölümü ve işbirliği yaparak, eşitlikçi ilişkiler içinde başarabilen kadın ve erkek, sınıflı, devletli, ataerkil bir ‘uygar’ dünyanın ortaya çıkmasıyla ezen erkek ve ezilen kadın olarak yine cinsiyete dayalı, yeni, fakat hiyerarşik bir ilişkinin içine girmişlerdir.
-KAYNAKÇA-
BRIFFAULT, Robert
1990 Analar (Çev.Şemsa Yeğin) İstanbul: Payel Yayınları
HAVİLAND,William A.
Kültürel Antropoloji. İstanbul:Kaknüs Yayınları
KOTTAK, Conrad Phillip
Antropoloji.Ankara: Ütopya Yay.
LEAKEY,Richard;LEWİN, Roger
Göl İnsanları. (Çev. Füsun Baytok) Ankara: Tübitak Yayınlar
ŞENEL, Alaeddin
İlkel Topluluktan Uygar Topluma. Ankara: V Yayınları