09 Eylül 2010, Perşembe

TARIK ALİ:

Sel, yolsuzluğa batmış hükümet ve Batının 'yardımları' arasında Pakistanlılar...

Pakistan'daki sel kurbanları yalnız kalıyor. Yazar Tarık Ali yorumunda, Pakistan hükümetinin felç olduğunu ve ülkenin seçkinlerinin yolsuzluğa batmış olduğunu belirtiyor.

Tarık Ali

Ağustos ayında Pakistan'da Muson yağmurları yağar; bu yılki yağışlar bir felakete dönüştü. Ülkeyi sel bastı, evleri ve içinde yaşayanları sürükleyip götürdü. Yaklaşık iki bin insan öldü, 20 milyona yakın insan evsiz barksız kaldı. Uluslararası yardım, kurbanların yalnızca üçte birine ulaşıyor. Pakistan yoksulluğun ve Afganistan'daki savaşın acıları altında inliyor; zaten bu bile yeterince kötü. Şimdi ise ülke onyılların en büyük doğal afetlerinden birine maruz kaldı. Böyle bir durum her hükümetin için zordur, Pakistan hükümeti ise adeta felç oldu.

Geçen altmış yılda Pakistan seçkinleri, halk için işleyen bir toplumsal altyapı kurmayı başaramadılar. Bu derinlerde yatan yapısal bir problemdir ve halkın büyük bir çoğunluğu bu sorunun altında ezilmektedir. Günümüzde iktidardakiler IMF'nin neoliberal buyruklarına körü körüne itaat ediyorlar; Pakistan iyi bir borçlu olarak kalmak istiyor. İktidardakiler iyi zamanlarda da pek iyi değillerdi. Şimdi, Pakistan'ın başına böyle bir felaket geldiğinde ise hiçbir işe yaramıyorlar.

PAKİSTAN TERÖRİSTLERLE ÖZDEŞLEŞTİRİLİYOR

Batı'nın tepkisi de şimdiye kadar yardımcı olmaktan çok uzaktı. ABD dostu gazeteciler İslamabad'ta paniğe kapıldılar: Pakistan'a yardım edilmezse teröristler iktidarı ele geçirirdi. Bu büyük bir saçmalıktır. Pakistan ordusu sel kurbanları için yardım organizasyonunu sıkı sıkıya elinde tutuyor. Dini gruplar ve diğer gruplar evsiz barksızlar için bağış topluyor. Bu normal bir şey.

Tarık Ali, Batı'nın yardım etmeye fazla yanaşmamasının nedeni olarak, 11 Eylül 2001'den sonra Avrupa'da ve Kuzey Amerika'nın bazı bölgelerinde yaygınlaşan İslamofobiyi gösteriyor.Birçok Pakistan vatandaşı Batı'nın neden böyle yersiz bir tepki verdiğini soruyor kendi kendine. Kimileri, Pakistan'ın teröristlerin yuvalandığı bir ülke olarak görüldüğünü düşünüyor. Bu durum da, Kuzey Amerika'nın ve Avrupa'nın para yardımı yapmamayı tercih etmesine, zengin ülkelerden gelen bağışların yetersiz kalmasına yol açıyormuş. Böyle bir açıklamayla sorun doğru olarak tanımlanmış olmuyor, ayrıca sadece Pakistan da söz konusu değildir.

Pakistan'a yardımların bu kadar gecikmeli gelmesinin asıl nedeni daha ziyade şudur: 11 Eylül 2001'den bu yana Avrupa ve Kuzey Amerika'nın bazı kesimleri apaçık bir İslamofobi'ye kapılmışlardır.

Yeni yapılan bir ankette, insanlara "İslam" sözcüğünü duyduğunda akıllarına ilk gelenin ne olduğu soruldu: Kendisine bu soru yöneltilenlerin yarıdan fazlası "Terörizm" yanıtını verdi. Gerçi bu anket İngiltere'de yapıldı, ama İngilizlerin, Fransızların, Almanların, Hollandalıların ve Danimarkalıların aynı şekilde düşündükleri biliniyor. İslam'a mutlak "öteki" olarak bakılmasının elbette ki Afganistan ve Irak'ta yaşanan savaşla bir ilgisi var. Ancak bu tutum, 20. yüzyılın başında yayılan antisemitizm kadar yanlıştır.

PAKİSTAN'IN EN ZENGİN YURTTAŞI

2003 yılındaki işgalden bu yana bir milyon Iraklı öldü - ee ne olmuş? Her gün Afganistan'da siviller ölüyor, başlarına gelenlerin sorumlusu kendileri değil mi? Pakistan'ı sel bastı, dünyanın geri kalanı büyük ölçüde ilgisiz kaldı. Evet, İslami ağırlıklı ülkelere karşı bu gizli önyargı, yardımların gecikmesinin bir nedenidir.

Bunun üstüne, ikinci ve yerli bir neden ekleniyor: Geçtiğimiz iki hafta içinde konuştuğum Pakistanlıların çoğu para vermek istemiyorlar; çünkü bağışlarının sadece iktidardaki yolsuz politikacıların cebini doldurmasından korkuyorlar.

 

Sular yükseldiğinde devlet başkanı Asıf Ali Zardari bir Avrupa gezisindeydi. Teftiş etmek istediği geniş arazilere sahip. Zardari'nin yandaşları, bir parti toplantısında oğlunu onun halefi ve geleceğin başkanı ilan ettiler, ancak bu Pakistan'da değil İngiliz kenti Birmingham'da yapıldı.

"Veliaht"ın göreve atanması ertelendi: En sadık parti yandaşları için bile bu kadarı fazla olurdu. Zardari bunun yerine Birmingham'da akıllara ziyan bir konuşma yaptı. Kaşmir'den gelen bir adam ayağa kalkıp Zardari'yi "yolsuzluk"la ve "hırsız" olmakla suçladı ve "işadamı-başkan"ın kafasına bir ayakkabı fırlattı. Bu olay, Iraklı bir gazetecinin 2008 yılında dünya çapında ün kazanmasını sağlayan saldırının bir tekrarıydı: bir basın toplantısı sırasında gazeteci ayakkabılarını çıkartmış ve başkan George W. Bush'un kafasına fırlatmıştı. Bu benzerlik Zardari'ye hiçbir şey ifade etmedi. Salonu öfke içinde terk etti.

"ZARDARİ BUSH'UN AYAKKABI KULÜBÜNE KATILDI"

Ertesi gün Pakistan'ın en büyük gazetesi "Zardari Bush'un ayakkabı kulübüne katıldı" manşeti atmıştı. Pakistan'daki bazı göstericiler, Zardari'nin portresiyle birlikte bir ayakkabı da taşıdılar. Bazı göstericiler de "Binlerce insan ölüyor, başkan tatil yapıyor", "Pakistan batarken, Zardariler İngiltere'de eğleniyor mu?" gibi pankartları taşıyordu. Ne var ki bunlar da daha fazla para yardımı gelmesini sağlamadı.

Su baskınlarının ve çaresiz sel kurbanlarının görüntüleri Avrupa televizyonlarında yayınlandığı sırada Fransız hava kuvvetlerine ait bir helikopter, Pakistan'ın en zengin yurttaşını bir şatoya getirdi. Geniş bir park arazisinin ortasında bulunan bu şatonun adı "Manoir de la Reine Blanche".

Şato'nun adı, VI. Philipp'in dul karısı Navarra'lı Bianca'nın 14. yüzyılda yaptırdığı bir malikâneden geliyor. Bugün bu mülk, karısı Benazir Butto'nun ölümüyle büyük acı çekmiş olan Pakistan'ın dul başkanı Zardari'ye ait. Bu parayı nerden buldu? Pakistan'da bunu bilmeyen yok: Bunlar, ülkede yatırım yapan büyük şirketlerin, yardımseverce yaptıkları ödemeler.

Pakistan'da hükümet, ülkenin en büyük medya şirketi Independent Media Corporation'u, ayakkabı olayını Geo adlı kanalında yayınlamaması için uyardı. Şirket ayak diredi. Bunun üzerine Zardari'nin adamları Karaçi'deki ve Sindh eyaletinin bazı bölümlerindeki vericileri susturdular; ne iyi ki Youtube üzerinde bir nüfuzları bulunmuyor.

Zardari'nin Jiyalalar diye bilinen yüzlerce beyinsiz taraftarı, Geo kanalının Karaçi'deki merkezinin önünde toplanıp binaya taş ve ayakkabı fırlattılar, çünkü kanal ayakkabı saldırısını yayınlamıştı. Karaçi'nin her bir yanında şirkete ait gazeteler yakıldı. Polis ortalıkta olmayışıyla dikkati çekti. Bunun üzerine Geo kanalı eski TV kliplerini gösterdi: Bu kliplerde Benazir Butto, basın özgürlüğünden yana bir konuşma yaparken görülüyor. Ve Pakistan'da sular yükseliyor.

Qantara.de için çeviren: Mustafa Tüzel