10 Eylül 2010, Cuma

Sırbistan'daki Romanlar da çaresiz

Romanlar, Avrupa'nın birçok ülkesinde sıkıntılar yaşamaya devam ediyor. Geçen yıllarda Almanya'dan Sırbistan'a gönderilen Romanlar da ayrımcılığa uğrarken, Romanya'yı ziyaret eden Fransa'nın Göç ve Uyumdan Sorumlu Bakanı Eric Besson, Romanları sınır dışı etme eylemlerinin askıya alınmasının söz konusu olmadığını söyledi.

Benson, Avrupa Parlamentosu'nun bu yöndeki talebine karşılık,  "Parlamento saygıyı hak eden bir kurum ancak yetkisini aştı. Bize kabul ettirilmeye çalışılan bu siyasi politikayı uygulamak zorunda değiliz" dedi.

ZORLUKLAR BİTMEK BİLMİYOR

Novi Pazar, Sırbistan'da Romanların yerleşim yerlerinin bulunduğu küçük bir kent. Belediye meydanındaki çiçek tarhları, temiz caddeler, sayısız spor kulübü göze çarpıyor. Burası konfor görüntülerinin hâkim olduğu bir kent. Ancak bu herkes için geçerli değil. Orada yaşayan bir Roman, "Almanya benim memleketimdi. Burada hayat oradaki gibi iyi değil. İçecek su yok, duş alamıyorsunuz. Burada hayat berbat. Almanya'da büyüdük. Buradaki hayat bizler için çok karmaşık. Çoğu kişinin hayatı mahvoldu" diyor.

Novi Pazar'da bir Roman yerleşim bölgesi var ama bulmak kolay değil. Ahşap kulübelerden oluşan bu gecekondu bölgesinde, elektrik yok ve sadece tek bir su pompası bulunuyor. Yıllar önce Almanya'dan gönderilen Romanlar orada yaşıyor. Sadece yetişkinler değil, çok sayıda genç de bulunuyor. Aileleriyle uzun süre yurt dışında bulunan çocuklar, ilkokulda Sırpça eğitim alıyor.

Sırbistan'daki Romanlar sürekli benzer problemlerle karşılaşıyor. Yetkilileri ziyaretlerinde kendilerinden üstesinden gelemeyecekleri şeyler isteniyor, kendilerini reddedilmiş hissediyorlar. Kent idaresi iki taraf arasında güven oluşturmak için bir denetçi atasa da bu durum değişmemiş.

Sırbistan'da yaşayan bir Roman, "Bu, çocuklar için büyük bir problem. Hiçbir şey yapamıyorlar. Şimdi bu dili konuşamıyorlar, kendilerini Alman gibi hissediyorlar. Almanya'dan gönderilen çocukların burada bir gelecekleri yok. Bizler çamurun içinde, sokaklara gönderildik" ifadelerini kullanıyor.

Var olan bol kaynaklara rağmen, milyarlarca avroluk meblağlar Romanların entegrasyonu için kullanılmıyor. Para var fakat sıklıkla onu kullanmak için gerekli ilgi yok. Avusturya'daki Roman halk gruplarının özel temsilcisi Rudolf Sarkösi, bunun nedenini bildiğini düşünüyor: "Öncelikle Asya bölgesinden gelen koyu tenli bir halk olduğumuz için. Bir kez yabancı olan her şey reddedildi. Daha sonra bu, bu insanlarımızın sürekli köylerin sınırlarına yerleştirilmesi şeklinde gelişti. Ben kendim de Burgenland'da köyün sınırlarına yerleştirildiğimizde bunu bizzat yaşadım."

AB'DEN TALEPLERİ NELER?

Yapılması gereken çok şey var. Bazı Güney Avrupa ülkelerinde ayda 50 euroyu zor bulan sosyal yardımlar yeterli değil. Sarkösi, "Çaresizlik had safhada. İnsanlara bir meşguliyet kazandırmaya bakılmalı. Çünkü hiç bir şey yapmadan ayın ilk ya da son günü para alındığında, o zaman oturup beklemek çok kolay. Ancak eğer bunu savunuyorsam o halde bir şeyler yapmalıyım" şeklinde konuşuyor.

Sarkösi'nin Romanlarla ilgili siyaset konusunda AB'den bir de talebi var: Sorumluluk

Avrupa Parlamentosu ise (AP) Fransa'nın, Romanları toplu sınır dışı etme politikasını kınayan karar tasarısını oylamış, 245'e karşı 337 evet oyu çıkmıştı. "Sınırdışı kararının AB'nin serbest dolaşım ve azınlık haklarına aykırı olduğu" ifade edilen kararda, Fransa'nın politikalarının "endişeyle karşılandığı" bildirilmişti.

Fransa, ocak ayı başından bu yana 8 binden fazla Romanı, Romanya ve Bulgaristan'a gönderdi.

Deutsche Welle'den kısaltılmıştır -EmekDunyasi.Net

Bağlantılı Haberler