25 Ağustos 2009, Salı

Ekonomik krizin ortasında sınıf savaşı

Ssangyong işçileri fabrika işgali kısmi zafer kazandı Young-su Won*

-----

Çevik kuvvet polisi ve şirket çetelerinin Seul yakınlarındaki Pyaeontaek’teki Ssangyong Motors fabrikasını işgal eden grevci işçilere karşı günlerce süren vahşi ve insanlık dışı saldırılarından sonra, Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) ve yönetim bir anlaşmaya vardı: Sendika şirketin işten çıkarma önerisinin bir bölümünü kabul ederek, grevcilerin yaklaşık yarısının işlerini devam ettirdi; geriye kalanlar ise ya gönüllü emeklilik, ya uzun süreli ücretsiz izin ya da şirketin yan ürünlerini satan mağazalardaki başka işleri kabul etmek durumunda kaldılar.

Sendika başkanı Han Sang-gyun grevci yoldaşlardan Ssangyong’un bütün işten çıkarma planını durdurmayı başaramadıkları için özür diledi. Üzgün biçimde mücadelenin açtığı yaraların kolaylıkla unutulmayacağını söyledi.

Grevciler, sendika liderleri dâhil, polis tarafından tutuklandılar. 100’den fazla işçi hakkında dava açıklaması bekleniyor.

Ancak Ssangyong işçileri 77 günlük işgal sırasında ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. Tam bir zafer elde edilmemiş olsa da, bu kahraman işçi sınıfı savaşçıları, tüm dünya işçilerinin saygısını hak ediyorlar.

5 Ağustos’ta “Ssangyong muharebesi” nihai evresine girdi. O sabah, binlerce isyan bastırma polisi tam donanımlı polis özel kuvvetleri ve şirket yanlısı çetelerle birlikte, grevci işçilere karşı top yekun bir saldırıyı başlattı. Üç polis helikopteri havadan sıvı göz yaşartıcı gaz dolu plastik torbalar atarken, yerde isyan bastırma polisi işçilerin işgali altında olan bütün fabrika binalarını kuşatarak işçilere içine göz yaşartıcı gaz karıştırılmış tazyikli su sıkıyordu.

Grevcilere karşı tam bir savaş başlatıldı. 30-3 Temmuz’daki müzakereler ateşkes eşliğinde başladığında, grevin 76. ve isyan bastırma polisinin top yekûn saldırılarının başlamasının 18. günüydü. Yönetim ve kiralık çeteleri iki haftadan uzun süredir işçilerin sularını kesmişti ve müzakerelerin çökmesinden sonra elektrik de kesildi. Sonuçta, grevciler açlığa ve susuzluğa mahkûm edilmişti.

Arka plan – satıştan iflasa

Küresel finansal krizin etkileri Güney Kore ekonomisine sert biçimde çarptığında, bu durumun ilk kurbanları işçiler oldu. Tüm ülkedeki işyerleri ve fabrikalarda sert biçimde yaşanan sert işten çıkarma dalgası birçok işçinin işten atılmasına yol açtı. İşçiler buna yanıt olarak işleri ve geçim araçları için savaşmaya başladılar.

Seul’un 50 kilometre güneyindeki Pyeongtaek’te, 1998 ve 2004 yılları arasında yaşanan iflaslardan sonra Ssangyong yeniden iflasa gitti. Nihayet önceden Ssangyong’u satın almış olan Daewoo’nun da iflas etmesinin ardından otomobil yapım şirketi 2004’te Shanghai Motors tarafından satın alındı. Ancak, Ocak ayı başlarında, yıllarca süren kötü yönetimin ardından, şirket yeniden iflas başvurusunda bulundu.

İşçiler yönetime, özellikle de Shanghai Motors’a çok öfkeliydiler çünkü işçiler şirketin hem daha küçük hem de teknolojisi daha geri bir otomobil firması tarafından satın alınmasına karşı çıkmışlardı. Shanghai yönetimi Ssangyong’da büyük yatırımlar gerçekleştirme yönündeki vaadini yerine getirmedi, bunun yerine daha ileri teknolojiyi Çin'deki genel merkezine aktardı. İşçiler ayrıca Güney Kore hükümetine karşı da öfkeliydiler çünkü hükümet bu komedinin farkındaydı ancak hiçbir şey yapmayarak krizin zincirinden boşalmasını izledi.

Ancak, yönetimin kötü politikalarının yarattığı bütün yük işçilerin sırtına bindirildi. Yönetim tarafından “çözüm” diye sunulan, şirketin yeniden yapılandırılması ve 7500 kişilik işgücünden 2656 işçinin işten atılması oldu.

Yeni militan liderlik

Ssangyong işçilerinin sendikası, 5 Aralık 2008’de seçilen yeni militan sendika liderliğiyle, yönetimin planını derhal reddetti.

Tarihsel olarak, Kore Metal İşçileri Sendikası’na (KMWU) üye olan Ssangyong Motors Şubesi, Hyundai ve Kia gibi diğer otomobil şirketlerindeki daha militan şubelere kıyasla KMWU’nun en zayıf şubelerinden birisi. Sendika, militan Kore İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na üye bir metal işçileri sendikasına bağlı olmakla birlikte, Ssangyong işçilerinin sendikası grevler ve işkolu mücadeleleri yerine “diyalogları” tercih eden yozlaşmış, yönetim yanlısı bir liderliğin hâkimiyeti altında bulunuyordu.

Ancak, ekonomik kriz yaklaştıkça, taban işini korumak amacıyla birleşti. İşçiler düşmanca davranan yönetim ve hükümete karşı savaşacak güçlü bir liderliğin ihtiyacını hissettiler. Bu. işçilerin mücadelesindeki önemli bir dönüm noktası oldu.

Kısmi grevden işgale

Nisan ayı başlarında, yönetim, 2646 işçinin işten atılmasını teklif ettiğinde, Ssangyong KMWU, uzun bir mücadeleyi başlattı. 8 Mayıs’ta şirket, işten çıkarma planını yerel çalışma bakanlığı bürosuna bildirdi. Sendika bunu protesto etmek için şirket merkezini bastı. Bu dönemde sendika kısmi grevler de yaptı.

Bu arada yönetim işçileri bölmek için gönüllü emeklilik programı da sundu. 5000 üretim bandı işçisinden 1700’i bu zorlama koşulları altında erken emeklilik için başvurdu. Bunlar arasında yönetim yanlısı ustabaşları ve şirket yanlısı sendika delegeleri de vardı. Ancak yönetim geriye kalan çalışanların işten atılması konusunda da ısrarcı oldu.

9 Mayıs’ta, üç sendika lideri fabrikanın ortasındaki alanda bulunan yüksek bacanın tepesinde süresiz oturma eylemi başlattılar. Bu liderler oturma eylemini iki aydan uzun süre devam ettirdiler.

Nihayet, 21 Mayıs’ta, sendika fabrikayı işgal etme ve süresiz greve gitme planını ilan etti. Binlerce sendikacı greve katıldı ve Pyeongtaek’teki fabrikanın tamamı işgal edildi. Fabrikanın bu ani işgali ile birlikte yöneticilerin tesise girmesi engellendi. İşgal ayrıca mücadeleye katılarak 26 Temmuz’daki polis ablukası başlayana kadar işçilerle birlikte fabrikada kalan politik gruplar, diğer sendikalar, sosyal hareketler ve topluluklardan da önemli ölçüde destek gördü.

Aile Destek Komitesi

13 Mayıs günü erken saatlerde grevci işçilerin eşleri grevi desteklemek üzere örgütlenmeye başladılar. Başta, eşler ve çocuklar şirketin işçilere yönelik saldırısı yüzünden şok yaşamış ve ne yapacaklarını bilemez hale gelmişlerdi. Ailelerin çoğu aylık ücretlerinin yarısının kısmi grevler nedeniyle kesilmesinden oldukça kötü etkilenmişlerdi.

Sonra, işçiler greve hazır hale gelince, eşlerinin bazıları da mücadeleye katılmaya karar verdiler. Bireyler olarak değil, örgütlü bir grup olarak bildiriler dağıtıp sendika yürüyüşlerine katılmaya başladılar. Yerel toplulukların desteğini harekete geçirerek sendikacılarla birlikte protestolara katıldılar.

İşgalin başından itibaren, eşler ve çocuklar işçilerin mücadelesini destekleyen akşam yürüyüşlerine katıldılar. Kadınlar aile destek komitesi etkinliklerinin gelişimi içinde grevcilerin mesajlarını kamuoyuna taşımakta kilit rol oynadılar.

KMWU ve KCTU

Çoğu ulusal sendika lideri işgale destek ifade edip fabrikayı ziyaret etti. 19 ve 20 Haziran’da KMWU’ya bağlı sendikacılar Seul’da Güney Kore hükümetinin işçi karşıtı politikalarını protesto eden bir gösteri düzenlediler.

Ancak emek hareketi son yıllarda oldukça hareketsiz ve parçalıydı. Bu durumda, KCTU geçici liderliği retorik olarak Ssangyong işçileriyle dayanışma vurgusu yaparken, gerçekte KCTU'nun ulusal bir mücadeleyi yürütme kapasitesi büyük ölçüde zayıflamış durumdaydı. Mevcut KCTU liderliği ise bir KCTU görevlisiyle ilgili bir cinsel taciz skandalı sonucunda istifa etmeye zorlanmasından sonra resmi yönetimin yerini almıştı. Bu kriz kimi KCTU liderlerinin skandalın üstünü örtme çabaları yüzünden de tırmanmıştı.

Bu durumda grevci işçilerin KCTU’nun ulusal genel grev bir yana, işkolu ya da bölge çapında grev gibi sistemli örgütsel destek sunabilme yeteneği konusundaki beklentileri zaten çok düşüktü.

İşgalin gündelik seyri

Grevci işçiler ordu gibi örgütlendiler. Hükümet ve yönetim işgali yasadışı ilan ederken, her an polis saldırısı yaşanması muhtemeldi. Grevci işçiler görünürde barışçıl ama oldukça gergin bir ortamda savunma müfrezeleri halinde örgütlendiler, birlikte uyuyup birlikte yemek yediler ve yürüyüşlere hep birlikte katıldılar.

Üstelik işçiler olası bir saldırıya karşı hazırlanırken, sabah ve akşam saatlerinde eğitim çalışmalarıyla kendilerini eğitmeye de devam ettiler. İşçiler yaşanan durum, müzakere süreci ve sendikanın mücadele planıyla ilgili bilgileri paylaşmak için demokratik tartışma toplantıları yürütmeyi de sürdürdüler.

Günlük akşam eylemlerinde, işçi hareketine destek veren şarkıcılar, dansçılar ve diğer sanatçılar grevcilerle dayanışma sergilemek üzere konserler düzenlediler. Eylemlerde bir araya gelen işçiler ve aileleri dışarıdan gelen dayanışma mektuplarını ve kendi açıklamalarını okudular.

Savaş başlıyor

İşgal sürerken, yönetim fabrikayı zorla geri alma planını uygulamaya başladı. Ssangyong sözüm ona “güvenlik” çeteleri kiraladı ve isimleri işten çıkarma listesinde olmayan işçileri, saldırılara katılmamaları halinde işlerini kaybedecekleri tehditleriyle harekete geçirdi. Öncelikle binlerce isyan bastırma polisinin yardımıyla fabrikayı kuşattılar ve giriş kapılarını engellemeye başladılar. Temmuz ayı başından itibaren işgal fiziksel anlamda yalıtıldı.
22 Temmuz’da, isyan bastırma polisi ve yönetimin çeteleri grevcilerin direnişine karşın fabrikanın belirli bölümlerini işgal ettiler. Yönetim merkez bürosu dâhil, bazı binaları geri alırken, fabrika şirket tarafından kontrol edilen binalarla işçilerin işgali altındaki binalar olmak üzere ikiye bölündü. İşçilerin yanıcı malzemelerle dolu boyahane bölümü üzerindeki kontrolü ve işgali, grevcilere stratejik bir avantaj sundu.

Temmuz ayı sonlarında, fabrikanın içinde ve çevresinde her gün çatışma yaşanmaya başladı. İşçiler çelik borular, Molotof kokteylleri ve sapanlarla silahlanmış olmalarına karşın, polis ve şirket çetelerinin muazzam fiziksel gücü karşısında ezildiler. Polis helikopterleri her gün fabrikanın çatısına çıkan işçilerin üzerine sıvı göz yaşartıcı gazla dolu torbalar atmak için tur atıyordu. Toksik kimyasallar birçok işçiyi yaraladı. Şirket çeteleri işçilerin üzerine hedef gözetmeden sapanlarla büyük demir cıvatalar atıyordu.

Bu kadar aleyhte koşullar altında, elektrik ve suları olmayan işçiler pirinç topakları yiyerek beslendiler. İşçiler vahşi saldırılar karşısında disiplinli ve örgütlü bir biçimde günlük kavgayı sürdürdüler.

Dayanışma mücadelesi

KCTU top yekûn saldırı başladığında destek gruplarıyla politik grupları ve sosyal hareketleri fabrikanın önünde gösteri yapmaları için harekete geçirdi. Gruplar su ve tıbbi malzeme getirmeye çalıştılar ama yönetim polis desteğiyle birlikte her türlü yardımı engelledi.

25 ve 29 Temmuz'da KCTU Ssangyong işçilerini desteklemek için ulusal çapta bir işçi gösterisi düzenledi. Ama Ssangyong fabrikasına doğru yapılan dayanışma yürüyüşlerinin önü isyan bastırma polisince kesildi ve panzerlerle ve helikopterlerle havadan desteklenen polis onlarca işçi yaralayıp gözaltına aldı.

Ancak, aile destek komitesinin ve diğer destek gruplarının kurduğu kamplar su ve tıbbi malzeme ulaştırmaya çalışmayı sürdürdü ve yürüyüşler, basın açıklamaları ve mum ışığı gösterileri devam etti. Yüzlerce işçi ve eylemci yıllık tatillerini fabrikanın önünde kurulan dayanışma kampında geçirdi.

Ancak 5 Ağustos’ta şirkete bağlı çeteler oturma eyleminin sürdüğü çadırları söktüler ve işçilerle ailelerine ve diğer dayanışma gruplarına vahşice saldırdılar.

Nihai saldırıyı kandırmacı “diyalog’ izliyor

Topluluklar ve kamuoyunun artan basıncı karşısında, Ssangyong yönetimi 30 ve 31 Temmuz tarihlerinde bir diyalog başlattı. Ancak yönetimin aklında sadece tek bir seçenek vardı: Sendikanın koşulsuz teslim olması ve işten çıkarmaları kabul etmesi. Sendika için bu kabul edilemez bir durumdu ve görüşmeler kesildi.

Diyaloglar kesildiğinde, şirket 2 Ağustos’ta kesin uyarı olarak fabrikanın elektriğini kesti. 3 Ağustos’tan itibaren şirket isyan bastırma polisiyle işbirliği içinde nihai saldırıyı başlattı. Çatışmalar sırasında kiralık çeteler isyan bastırma polisi kalkanlarının koruması altında sapanla işçilere saldırdılar.

3 ve 4 Ağustos’ta polis ve çete birleşik saldırısı güçlendi ve büyük 4 Ağustos saldırısı fabrikanın boyahane binası hariç çoğunu ele geçirdi. Saldırı sırasında üç işçi çatıdan düşerek ciddi biçimde yaralandı ve bir düzine işçi gözaltına alındı. Özel polis kuvvetleri tazer (elektik şoku) silahları ve kauçuk mermilerle aşırı güç kullandı. Geriye kalan grevciler boyahane bölümünde yatıldılar.

Ssangyong işçileri mücadeleyi kazandı!

Ekonomik krizin karanlık bulutları altında, Ssangyong yönetiminin bütün hataları işçilerin sırtına yüklendi. Direnişin olmadığı koşullarda, özellikle geçici, kadın ve göçmen işçiler kolayca hedef haline gelip kurbanlaştırılacaklardı. Ssangyong işçileri işten çıkarmalara karşı ayağa kalktılar.

İki aydan uzun bir süre fabrikayı işgal ettiler; polisin, yönetimin ve kiralık çetelerin şiddetiyle çatıştılar. Ailelerinden, diğer işçilerden, sosyal hareketlerden ve dinsel topluluklardan aldıkları geniş destek mücadelelerinin meşruiyetini kanıtladı. Ssangyong Motors’da yaşanan çatışma emekle sermaye arasındaki temsili savaştı.

Ssangyong işçileri açık vahşi saldırılar karşısında taleplerinin tümünü elde etmeyi başaramamış olsalar bile zafer kazandılar. İşçileri insan yerine koymayı reddeden yönetim, işçilerin boşuna mücadele ettiklerini kanıtlamaya çalışırken Ssangyong işçileri kahraman mücadeleleriyle çıplak gerçeği açığa çıkardılar. Bu kez çatışmayı kaybetmiş olabiliriz, ama sonunda savayı işçi sınıfı kazanacak!

*Yong-su Won, Güney Kore Sosyalist İşçi Partisi Hazırlık Grubu üyesi. Güney Kore ile ilgili daha fazla resim ve haber için Media Chungchung www.cmedia.or.kr.

[Links.org.au adresindeki İngilizce orijinalinden Sendika.Org tarafından çevirilmiştir.]