01 Aralık 2010, Çarşamba

Bu hayat kimin çığlıklarını duyar?

BÜLENT ÖZÇELİK bulentozcelik@emekdunyasi.net

Ülkenin gündemi malum wikileaks sitesinin yayımladığı belgeler...

Bu seferkiler bizi biraz daha ilgilendirdi. ABD'li diplomatların Türkiye'deki faaliyetleri sırasında ele geçirdikleri bazı bilgiler, Türkiyeli yöneticilere dair fikirler ve Türkiye'deki çeşitli katmanlardan bürokratlara ilişkin notlar da yer alıyor bu yazışmalarda.

ABD ifşa edilen yazışmaları ve belgeleri yalanlayamazken, dış politikalarının bu yazışmalarla belirlenmediğini ve daha karmaşık bir süreçten geçtiğini açıklamayı da ihmal etmedi.

Türkiye'den gelen tepkiler ise gerçekten ilginç!

Mantığı gereği, yapılan yazışmalardaki bilgiler açıklansa da, yazışmalarda sözü geçen siyasiler internet sitesini düşman belleyerek, "açıklamaları yalanladılar"; başbakan da "sitenin eteklerindeki taşları dökmesi" çağrısında bulundu.

Aslında bir süredir başkalarını her türlü izlemeye alarak çeşitli konularda deliller, tanıklar, sanıklar yaratan ve bunları her şekilde kullanan hükümet cephesi, kendi ağızlarından çıkanların da birileri tarafından kaydedilip bir yerlere bildirilebileceğinden ve açıklanabileceğinden irkildiler.

Onları da gözetleyenler var neticede...

Aslında yazışmalarda ve raporlarda geçenlere bakılırsa, başbakanın İsviçre bankalarındaki hesaplarından, hükümet üyelerinin birbirleri hakkındaki açıklamalarına, önemli sorunlar doğuracak iddialar da var gibi görünüyor. Ama karşılıklı çıkarlar gereği buradan sahici hesaplaşmalar çıkmasını beklemek de pek olası değil.

Türkiye'nin son otuz yıllık tarihine baktığımızda, Kürt meselesi başta olmak üzere, pek çok konuda birileri gerçekleri saklamaya çalışırken birileri her zaman gerçekleri haykırdı.

Birileri cinayet işlerken birileri bunları ifşa etti.

80 darbesinden önce ve sonra Gladio'nun, kontrgerillanın faaliyetleri, tetikçileri adları sanları bilinse de bunlarla ilgilenilmedi. Hatta pek çok devlet görevlisinin katillerle yakın dostluklar kurduğuna dair birçok kanıt ortaya çıktı.

Birçok cinayetten cezaevine giren katiller, cezaevlerinden "yanlışlıkla" salıverildiler.

Katillere yardım ettikleri, onları kolladıkları açığa çıkan siyasiler işleri tıkırında yollarına devam ettiler, ediyorlar.

Marx'ın Goethe'den esinlendiği gibi, "Zamanın ruhu egemenlerin ruhudur."

Wikileaks'in yayımladığı belgeler emperyalistlerin mantığını göstermesi açısından önemlidir.

Türkiye tarihi açısından ise son 30 yıldır yaşananlara ilişkin çok şey söylendi.

12 Eylül darbesi açısından da aynı şekilde ortaya çıktığı gibi, bu ülkede darbecilerden, katillerden, halk düşmanlarından, sahtekarlardan hesap sorulamadı.

Bu büyük bir günah ve tamamlanmamış bir ödev olarak duruyor.

Marx, Goethe'den esinlendiği sözü, "egemen sınıfın düşünceleri, bütün çağlarda egemen düşüncelerdir" şeklinde kuruyor.

Egemen sınıflar, gerçekten kaçıyor.

Artık gerçeği açıklamak yetmiyor.

Hesap soracak bir mücadeleyi gerçek kılmak gerekiyor...