22 Aralık 2010, Çarşamba

Slikozis hastaları: Biz özürlü değiliz mağdur kot işçileriyiz

Slikozis hastalığının pençesinde olan kot kumlama işçilerini temsilen Ankara'ya gelen 30 kot işçisi, maluliyet haklarını almayıncaya kadar Ankara'dan ayrılmayacaklarını söyledi.

NAGİHAN AKARSEL

 

Tedavisi olmayan slikozis hastalığının pençesinde olan kot kumlama işçilerini temsilen Ankara'ya gelen 30 kot işçisi, sağlık durumları elverişli olmadığı halde çaresizlikten Ankara'ya gelmek zorunda kaldıklarını belirterek, maluliyet haklarını almayıncaya kadar Ankara'dan ayrılmayacaklarını söyledi.

Haziran ayında Ankara'ya gelerek 3 günlük çadır eylemiyle haklarını arayan kot kumlama işçileri, yeniden Ankara'da. Petrol-İş Ankara Şubesi'nde 15 gün boyunca haklarını arayacak olan 30 işçi, başta Meclis'te grubu bulunan partiler olmak üzere, diğer siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarından randevu talep edecek. İşçiler, plan ve bütçe görüşmeleri kapsamında ele alınacak slikozis hastası kot kumlama işçilerinin sosyal güvenlik haklarına ilişkin düzenlemede haklarının verilmesini istiyor. Yaklaşık 3 yıldır süren mücadele sonucunda önemli kazanımlar elde eden kot kumlama işçileri, tekstil işkolunda kumlama işleminin yasaklanmasını, slikozis hastalarının sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanmasını sağladı. Kot işçileri, yaptıkları suç duyuruları sonucunca işçileri zarara uğratan işverenler, gerekli denetimleri yapmayan Çalışma Bakanlığı yetkilileri ile belediye yetkilileri aleyhinde ceza davaları açtı. Sigortasız çalıştırılan işçilerin geriye dönük hakları için açtıkları hizmet tespit davalarını kazanmaya başlayan işçilerin mücadelesi sonucunda büyük kot şirketleri önceleri kumlama işini yaptıklarını reddederken, artık bu sosyal yıkımda paylarını inkar edemez duruma geldi.

'ÇARESİZLİKTEN BURADAYIZ SESİMİZİ DUYUN'

Şimdi maluliyet haklarını almak için Ankara'da olan kot kumlama işçilerden 1985 doğumlu Erzurumlu Fethullah Şahin, 2001-2004 yılları arasında kot kumlama işinde çalıştığını söyledi. 2005'de Şırnak'da askerlik yaptığı sırada slikozis hastalığına yakalandığını öğrendiğini belirten Şahin, o zamana kadar bir rahatsızlığının olmadığını, bunu aniden hissettiğini ifade etti. Ondan sonra gitgide nefesinin kesilmeye başladığını belirten ve şimdi rahatsızlığının ileri bir aşamada olduğunu kaydeden Şahin, slikozis teşhisinin konulduğu 2008 yılından beri tamamen nefesinin kesildiğini ve daha Cuma günü hastaneden taburcu olduğunu aktardı. Hastaneden çıkar çıkmaz Ankara'ya geldiğini ifade eden Şahin, "Arkadaşlarıma katılmak için onları yalnız bırakmamak için buraya geldim. İlaçlarımla beraber buraya geldim" dedi. Yaşadığı rahatsızlıktan sonra Erzurum'a döndüğünü, evli ve bir çocuğunun olduğunu belirten Şahin, "Orada kirada yaşıyorum. Biz ölen arkadaşlarımız da dahil hepimize malulen emeklilik verilmesini istiyoruz. Özürlülük maaşı bizim yol paramıza bile yetmiyor. Çünkü biz özürlü değiliz, biz mağdur kot işçileriyiz" diye konuştu. Şahin, "Gerçekten çok mağduruz biz bu konuda. Tıp'ın eli kolu bağlı. Halende arkadaşlarımız ölmeye devam ediyor. Şu anda iki arkadaşım sadece tüpe bağlı hiç dışarıya bile çıkamıyorlar. Akciğerleri tamamen çökmüş, sürekli hastanelerdeler" diye belirtti. Hastalığının derecesinin yüksek olduğunu, konuşmakta dahi çok zorlandığını ifade eden Şahin, "Biz tehdit amaçlı burada değiliz. Çaresizlikten buradayız. Sesimizi duyun. Çok zorlanıyoruz. En azından bizden sonra ailelerimiz geçimlerini sağlasınlar, mağdur arkadaşlarım haklarını alsınlar diye buradayım" dedi.

'DOKTORLAR BİZE 'EVLERİNİZE GİDİN ÖLÜMÜ BEKLEYİN' DEDİ'

Bingöl Karlıova'dan gelen Abdullah Kanat ise, 2000'li yıllarda bu işte çalıştığını 2003'de askere gittiğini ama ondan sonra hastalığın belirtilerini görmeye başladığını söyledi. Kanat, işsizlik dolayısıyla böylesi işlerde çalışmak zorunda kaldıklarını ifade ederek, "Slikozis hastası olduğumuz tespit edildikten sonra rapor verildi ve bize doktorlar şunu söyledi, 'Alın gidin evlerinizde ölümü bekleyin. Yapılacak bir şey yok' oldu. Bu ruh hali içerisinde ölümü bekleyeceğimizi bize belirten doktorların yüzü belleğimizde çaresizce Ankara'dan ayrıldık" diyerek umutsuzluğunu anlattı. Devlet tarafından kot kumlama işçilerine özürlülük maaşı bağlanmasının doğru olmadığını ifade eden Kanat, "Biz özürlü değiliz, biz işçiyiz. Biz haklarımız açısından mağduruz, haklarımızı istiyoruz. Özürlülük maaşı 100-300 TL arasında değişiyor. Bu da bizi ne kadar karşılar onu da bilemiyoruz. Biz onu kabul etmiyoruz. Biz maluliyet maaşını istiyoruz. Başkada bir şey istemiyoruz" diye konuştu.

'TORBA YASA UMUTLARIMIZI YIKARAK BİZLERİ YOK EDİYOR'

Karlıovalı olan İsmail Kanat da, 1990'lı yıllarda bu iş kolunun oluştuğunu belirterek, dünya üzerinde hiçbir devlette artık böyle bir işkolunun olmadığına dikkat çekti. Bu hastalıklarla tanıştıkları ve bunu yetkili mercilere taşıdıkları andan itibaren devlet yetkililerinin böyle bir hastalığın olmadığını iddia ettiğini ifade eden Kanat, devletin patron tespiti yapılmasını istediğini belirtti. 5 bin civarında kişinin hasta olduğunu ve doğrudan tespiti yapılan iki bin kişi olduğunu belirten Kanat, şunları söyledi: "Mağduruz, devletin bizi görmesini milletvekillerimizin gerekli duyarlılığı göstermesini bekliyoruz. Çaresiziz çalışamıyoruz. Doktorların raporlarında yüzde 80 iş göremez tespiti var. Çalışma gücümüzü kaybettik. Doktorlar 'stres yapmayın, hep neşeli olun, kendinizi yormayın' diyorlar. Ben şimdi bunu nasıl yapayım. Bunun için devletin bize sahip çıkması gerekiyor."

Dört sene çalıştığını ve dört yıldır da hasta olduğunu ifade eden Kanat, ciddi anlamda hastalığın etkilerini yaşamaya başladığını ve nefes daralmasını had safhada olduğunu kaydetti. Önerilen torba yasada kot işçilerinin meslek hastası işçilerin yararlandığı maluliyet haklarından çok daha geride olan 'özürlü' kategorisine dâhil edildiğini belirten Kanat, "Görüşülen torba yasa, kot işçilerine yeni bir hak vermiyor, aksine umutlarımızı yıkarak, bizleri yok ediyor" dedi.

DİHA