30 Aralık 2010, Perşembe

Birleşik mücadele ama nasıl?

ORHAN DURUEL orhanduruel@gmail.com

İşçilerin, emekçilerin birleşik mücadelesinin örgütlenmesi son yıllarda birçok kesimin ortak temennisi olmuştur. Bunun için birçok çevre tarafından yerel sendika birlikleri oluşturulmaya "işçi kurultay ve konferansları" örgütlenmeye, platformlar oluşturulmaya çalışılsa da başarılı olunduğu söylenemez. Bu tarzla başarılı olunması da mümkün görünmemektedir.

Torba Yasa Tasarısı'nın Meclis gündeminde olduğu bu günlerde sendikaların nerdeyse sesini çıkarmaması, Türk- İş in "haberimiz yoktu" açıklaması (Haberi olunca ne yaptığını görüyoruz).

''Neden ortak bir mücadele örgütlenemiyor?'' yada ''Ortak bir mücadele nasıl örgütlenebilir?''  soruları da sıkça sorulmaktadır.

Her sınıf kendi mücadele tarihinden öğrenerek ve dersler çıkararak ilerleyebilir. Yakın geçmiş, özellikle 90'lı yıllar ülkemiz işçi sınıfı mücadelesi açısından önemli deneyimlerle doludur. Bu yıllarda işçi hareketi ve emek mücadelesinin birleştirilmesi için anlamlı birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar, 90'lı yıllarda 1 Mayısların ülkenin temel sanayi merkezlerinde  işçilerin kitlesel katılımlarıyla kutlanmasından başlamak üzere, 1990 3 Ocak Genel Grevinin örgütlenmesi, büyük madenci yürüyüşünün ülke çapında desteklenmesi, 1994'ün 5 Nisan'ında DYP-SHP hükümetinin almış olduğu ekonomik kararlara karşı ülke genelinde tüm sendikaların ortaklaşarak yaptıkları kitlesel miting ve protesto eylemleri gibi bir dizi ortak mücadelenin örgütlenmesini sağlamıştır. Bu mücadeleler hükümetlerin yıkılmasına giden süreçleri yaratmış, sermaye hayata geçirmek istediği bir çok saldırıyı ertelemek zorunda kalmıştır. Bu çalışmalarda küçümsenmeyecek  kazanımlar elde edilmiştir.

Bu dönem incelendiğinde hem mücadelenin örgütlenmesinin hem de kazanımların elde edilmesinin sırrının ne olduğu görülecektir.

1987 yılından başlayarak işçiler hem sendikal örgütlenmeleri için hem de sendikal hakları için doğrudan işyeri temelli mücadeleler yürütmüşlerdir. Bu dönemde birçok işyeri direnişi, grevi yaşanmış ve bunların birçoğu kazanımla sonuçlanmıştır. Bu direnişler genellikle 'işyeri direniş komiteleri'nce yönetilmiştir. İşçiler, her küçük kazanımla moral buluyor buradan edindiği deneyim ve moralle yeni mücadelelere hazırlanıyordu. 1989 ve 1990 yılları işçilerin toplu iş sözleşmelerinde ciddi kazanımlar elde ettikleri yıllar olmuştur. İşçiler işyeri örgütlülüğünün önemini hızla kavrıyor, bu deneyimlerini başka iş yerlerine aktarıyorlardı. O dönemin en önemli yerel işçi sendika birliklerinden olan İstanbul İşçi Sendikaları Birliği ve İstanbul İşçi Kurultayı yüzlerce fabrikadan işyeri örgütünün ve işyeri temsilcilerinin katılımı ile örgütlenmişlerdir. Somut, hedefi belli eylem kararları almış ve hayata geçirmiştir. Bu ve benzeri deneyimler mücadeleci işçilerin işyeri örgütlülüklerine dayanarak sendika yönetimlerine gelmelerinin önünü açmıştır. 90'lı yıllarda başta İstanbul olmak üzere ülkenin temel sanayi merkezlerindeki işçi sendika şubelerinin büyük bir kısmının yönetimleri değişmiştir. Bu aşağıdan gelen değişiklik hızla sendika merkezlerine de yansımıştır. İşyeri örgütlülüğü üzerinden gelişen bu süreç mücadelenin kısmen de olsa işçilerin inisiyatifiyle yürütülmesini sağlamıştır. İşyeri örgütlülüklerine dayanılarak yapılan ortak mücadele girişim ve çabaları da çoğu zaman sonuç vermiştir.

Bugün yapılmaya çalışılan platform oluşturma girişimleri ise 3. dereceden taklitlerden ibarettir. Çoğu somut bir işyeri mücadelesine dayanmamaktadır. Çoğunlukla "sen, ben, bizim oğlan" katılımlarıyla yapılan ve "dostlar alışverişte görsün" babında girişimlerdir. Bu tür girişimler hangi niyetle yapılmış olursa olsun, başta sendikal bürokrasi olmak üzere bürokratizmin kendi varlığını devam ettirmesine hizmet etmekten öte bir rol oynamayacaktır. Bir işlevi daha olacaktır belki; o da buralara katılan samimi birkaç işçinin de beklentiye girmesi ve sonrasında moral bozukluğu yaşamasıdır.

Bugün, UPS'de, Demirçelikte, Se-Ba'da, TEKEL'de, Çementekstil'de, Buca Belediyesi'nde, Akdeniz Çivi'de ve diğerlerinde birçok işyeri mücadelesinin kazanılması başarılamadan daha geniş mücadele birliklerinin oluşturulması mümkün değildir. Tek tek işyerindeki bu mücadelelerin başarılmasının yolu da buralarda güçlü işyeri örgütlülüklerinin yaratılmasından geçmektedir.