08 Mart 2011, Salı

Engelli bir ülkenin sıradan bir 8 Mart sabahı

SİNAN BİÇİCİ sinanbicici@emekdunyasi.net

Gecenin ortasında bir karabasan çöker insanın üstüne. Bağırmak istersin sesin çıkmaz, koşmak istersin dizlerinde bir gram derman yoktur. Dokunmak istersin ellerin sözlerini dinlemez. Sadece gözlerin şahit olur, söz geçiremezsin kendine... Şaşarsın ama çaresiz, sonunda teslim olursun...

Karabasan bir gecenin sabahında bakarsın ellerine dokunmayı bilir, kendi sesini duymak için kendinle söyleşirsin, sesin çıkmaktadır. Evet dersin, kötü bir rüyaymış...

İnsan böyle sabahları özlüyor... Bir sabah olsa, kötü rüyalar bitse...

8 Mart sabahları öyle olsa... 8 Nisanlar, mayıslar, temmuzlar, eylüller...

Bu sabah kalkacağız, giyineceğiz, traş olacağız saçımızı başımızı tarayıp bilumum sabah rutinlerini yapıp çıkacağız evden.

Kimisi gazetelerde okuyacak bir takım "kadın duyarlı" yazıları... Şehir merkezlerinin vitrin caddelerinde yürüyüşlere katılacak. Kimisi bir panelde konuşacak ya da dinleyecek. "kadın hassasiyetli belgesel"ler, konferanslar...vs vs.

Bir gecekondunun çatlak duvarları arasında bir kadın ürkerek bakacak kocasına. Yoksulluğunu süpürecek halının altına. Bir genç kız hayatta herkesin en doğal, üzerine konuşulmaya değmeyecek sıradanlığını bile hayal etmeye devam edecek. Yine onlarca kadın, cinselliğini bir av sahasındaymışçasına savunmasız bulacak. Kalın kitaplar okumuş yüzlerce kadın yine "ne farkım var ki" demek zorunda kalacak.

Ne panelde konuşanın sesi, ne vitrin caddelerindeki sloganlar gitmeyecek çatlak duvarların ardına. Dayanışma eli dokunamayacak, bir tokat endişesine.  Dizlerin bağı çözülecek, söz dinlemeyecekler. Gözler şahit olsa da nafile olacak yine terle bölünmüş gecelerin ortası gibi.

Görme engelli, dokunma engelli, anlama engelli, paylaşma engelli bir gün geceye dönecek bu kez. Engelli bir günün ardından bir av sahasında savunmasız beklenecek karabasanlar.

Duyguların emekçisi kadınlar yine vazgeçecekler hayatın artı değerinden. Artıyı boş ver, azıcık değer bana yeter diyecekler ama dinleme engelli bir bakışın kör gözüne değmeyecek yine.

Yine gecenin ortasında.

Oysa karabasanlar hep geceyi beklemezler...

Yürüme engelli ülkemin topal adımları bir omuz istiyor sadece. Bir omuzla dimdik yürüyecek sabaha... Bu kez dokunacak...  Sesi duyulacak...

Kötü bir rüyaymış geçti diyecek...