"Saklı Hayatlar" gün ışığına çıkıyor...
Yezid'in oğluyla Kızılbaş'ın kızının "imkansızlaştırılan" kırık bir aşk hikayesi "Saklı Hayatlar" vizyonda sizi bekliyor. Ülkemin belleğinde saklı suskun vicdanlar da...
Bu ülkenin "gerçek sahipleri" hep bölücülük korkusu yaymaya çalışıyor, hep böyle bir paranoyaya sahip oluyorlarsa yerden göğe kadar hakları var. Bölünmeye çok teşne bir elmadır bizim ülkemiz.
Ama bir elmanın iki yarısı gibi değil, hep öbür yarı başka başkadır, göründüğü gibi değildir.
Elmanın bir yarısı yarım elma rolü yapar, yarım armut rolü yapar. Ne elmadır, ne armuttur ama öyle olduğunu canhıraş savunur, öyleymiş gibi yapar, hatta bunun için cinayetler işler, katliamlar yapar. Gerçekte ne olduğu ise hep "saklı"dır. Çünkü burası "Saklı Hayatlar" ülkesidir.
Bu ülkenin insanları ne olduğunu, neye inandığını, neyi savunduğunu, neden nefret ettiğini neye tutkuyla bağlı olduğunu hep saklar. Hep -mış gibi yapar. O yüzden de ne matematik, ne de sosyal bilimler açıklayabilir. Açıklaması bile kendinde saklıdır.
Bu iki elma yarısı aynı kurdu besler içinde, aynı kurt iki yarıyı da yok eder sonunda.
***
Ev sahibinin oğlu üniversite öğrencisi Murat'ı (Yusuf Akgün) sevdiğini söylediğinde annesi Nergis'e (Ceren Hindistan) bir tokat atıyor. "Senin gücün ancak bana yetiyor" diyor annesine, tıp öğrencisi Nergis. Yıllarca bir arada yaşadığı, hayatını paylaştığı komşuları Çorum katliamında bir canavara dönüşünce tası tarağı toplayıp İstanbul'a gelen anne (Laçin Ceylan), "Yezidin oğlu"na aşık kızını bu sevdadan vazgeçirmek için çaresizlikten atıyor tokadını. Gücü başkasına tokat atmaya yetmiyor çünkü.
İstanbul büyük şehir, orada kimin kim olduğunun önemi yok diye katliamdan kaçan anne, bula bula Sünni bir ev sahibinin kiracısı oluyor. Elmanın öteki yarısı saklasa da ne olduğunu, kurt beslendikçe kimin ne olduğu ortaya çıkıyor. "Çok iyi insanlar" tam ortadan ikiye bölünüyor, kiracılar Kızılbaş, ev sahipleri Yezidin oğlu. Ülkenin gerçek sahipleri kontr - gerilla.
Hikayenin gerisi bu ülkenin makus belleğinde saklı.
Ben filmin finalini söylemesem de, siz filmin finalini zaten biliyorsunuz.
***
Ben, tanrının yarattığı günden, hatta öncesinden beri hep kiracı oldum bu ülkede. Hiç gerçek sahibi olamadım. Ülkenin gerçek sahipleri, ev sahiplerini ve kiracılarını canının istediği gibi çarptı, böldü, topladı çıkardı. Kişisel mülkiyetler, hep "hazine"nin zilliyetinde kaldılar.
Kimin gücü kime yettiyse onu çarptı, böldü. Alta çift çizgiyi çeken hep "onlar" oldu. Onların gücü hep herkese yetti. Adlarına layık oldular o yüzden, gerçek sahipler.
***
Elma sonunda kendini yok edecek kurdu besledikçe, elmanın iki yarısı toplaşıp bir kurdu yenemedi. Kurdun fendi, hep herkesi yendi.
Hayattaki tek oğlunu mutlu mesut görmek için canını dişine takan polis emeklisi baba (Ahmet Mümtaz Taylan), oğlunun diğer yarısını ondan koparmak için yine kurttan medet umdu. Kurt ezeli ve ebedi vazifesini yine yaptı. İki yarıyı da birden kemirip yok etti.
***
Aslında bu yazıyı yazarken ne matematik, ne de mecazdan bir muradım vardı. Gel gör ki, ne aklım ne de yüreğim bir yanıt bulamadı. Mecazdan medet ummaktan başka çarem kalmadı. Yurdumun birbirine bu kadar benzeyen ahalisinin nasıl bir canavara dönüştüğünü, bir sıkımlık canı olan kurda nasıl yenildiğini aklım yüreğim değil ancak bende saklı mecazım dile getirebildi.
Benim de gücüm ona yetti.
Sizin gücünüz kime yetiyor acaba?
Filmin künyesi:
Tür : Dram / Politik
Gösterim Tarihi : 11 Mart 2011
Yönetmen : Ahmet Haluk Ünal
Senaryo : Ahmet Haluk Ünal
Görüntü Yönetmeni : Gökhan Atılmış
Oyuncular
Ceren Hindistan (Nergis) , Yusuf Akgün (Murat) , Laçin Ceylan (Zeynep) ,
Zerrin Sümer (Emine) , Ahmet Mümtaz Taylan (Tevfik)