Devlete ne zaman tokat atılır?
Otomatik Portakal filmini izleyenler hapishanede geçen sahneleri hatırlarlar: İnfaz memuru gence tokat atar ve gencin karşı çıkmayıp öbür yanağını çevirmesini sağlar. Bunu devletin kanunlarıyla ve 'Hıristiyanlığın yüce felsefesinin zoruyla(!)' yapmaktadır. Filme konu olan kitabın yazarı Anthony Burges şöyle demiştir: "Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum..."
Bunu şundan anlatıyorum; geçtiğimiz Newroz'da yaşanan tokat hadisesi üzerine yeteri kadar ve cesurca konuşmadığımızı düşünüyorum. Tüm medya maymunları hep bir ağızdan koca koca kanallarda, gazetelerde tepkilerini ortaya koydular. Bu arada milletvekilinin özür dilemesini sağlamaya çalışan daha naif liboşlarda çıkmadı değil! Polisin ve devletin Newroz'da yaptığı baskı ve zulmün 'okyanusta su damlası' sayılabilecek kadar olduğunu taşıdılar ekranlara. Hoş, zaten bunlar gerçekleri yansıttıkları gün direnen insanlarda arayacaktık suçu yanlış bir şey mi yaptılar diye. Üç ünlü 'Türk büyüğü' (kastedilen AKP-CHP-MHP başkanlarıdır) tek bir parti gibi savundular o polisi, o devleti, o bekayı ve bölünmez imhacı, inkârcı bütünlüğü.
Şaşılan şey değil! Normal hep alışık olduğumuz sahne bu. Ülkenin hakkını, emeğini kültürünü, fikrini, inancını ve kendini savunan insanlarının coplanması, gaz yemesi, yerlerde sürüklenmesi. Çünkü, 88 yıllık Türkiye Cumhuriyet'i halkına böylesi bir baskıyla yaklaşmıştı.
Benim sorumsa şu: Biz normal insanlar, ayaktakımı, 'toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çok olanlar' ne zaman vurabiliriz polise ve güvenlik güçlerine?
Bu bir matematik denklemi midir?
Mesela 10 kere cop yersek bir tokat atabilir miyiz?
Çocukların, yaşlı kadınların üstüne gaz bombaları ,panzerlerle gelindiğinde kaç tokat hakkımız var?
Tekel işçisiysek buz gibi Ankara ayazında basınçlı su sıkan polise bir tokat hakkımız var mı?
Hakkari de 2008 Newroz'unda kolu kırılan çocuk tokat atabilir mi?
Dolmabahçe'de tekmelenen kızın tokat atma hakkı var mı?
Dur ihtarına uymadığı için vurulan gençler kaç tokat atma hakları vardı tabi hayatta olsalardı?
Örnekleri çoğaltabiliriz... demiyorum dikkat edin!
Bu tokat atılabilme durumlarından cilt cilt kitap yapabiliriz!
Ama şu bir gerçek ki milletvekilinin attığı tokat (ister psikolojik deyin ister politik) bunun gerçekleşebilir bir şey olduğunu gösterdi.
Bu tokat şundan geldi: Newroz'a Newroz demezsen, insanların dilini konuşturmazsan, siyasi temsilcilerini tutuklarsan, partilerini kapatırsan, en ufak bir özgürlüğü efendilerin kölelerine lütuf ettiği bir kırıntı gibi gösterirsen, demokratik haklarını kullananlara 'şu kadar kullanacaksın, istediğim kadar var olacaksın' dersen, gaz bombası, panzer, silah kullanırsan ve bunların hepsini reddedersen, bütün bunlara rağmen 'biz ileri demokrasi ülkesiyiz' dersen bir tokatı haketmez misin?
Densizlik ve şuursuzluk... Toplumun yönetilmesinde, iç kuruluşunda gönüllü birliktelik, sözleşme, konsensüs, ikna yerine zor/şiddet kullanarak veya tehdit ederek boyun eğdirmeye, sindirmeye çalışandadır. Bu totaliter, militarist devletlerde olur. Bu devlet de öyledir, gayr-i meşrudur. Direnme ve savunma da meşrudur. İşte bunun için RTE Irak ziyaretinde 'İnkar politikalarını bıraktık' derken, Anadolu'da ve Türkiye'de neredeyse sürekli arkadaşları (kastedilen Hüsnü Mübarek, Bin Ali, Kaddafi) gibi davranmaktadır.
Unutulmamalıdır ki bizim politik aktörlerimiz için en güzel şarkıyı Serdar Ortaç yapmıştır: 'Binlerce dansöz var'.
Anayasa çalışmaları devam ederken yanı başımızda birer tokat yiyip devrilen iktidarlara baksınlar. İnsanlara her yeri Tahrir Meydanı yaptıran politikalarının iflasını kabul etsinler.