Kürt Halkı Hangi 'Sınırı' Geçti
Şırnak'ın Uludere İlçesi'nin sınır bölgesinde güvenlik güçleriyle girdikleri 'çatışmada' öldürülen 12 gerilladan güneyde kalan cenazelerin alınması sırasında yaşananlar, ülkedeki Kürt sorunu gerçekliğini tüm çıplaklığı ile herkese yeniden hatırlattı. Eskinin tüm kavramlarını bir günde yeniden ortalığa döktüler. Bölünme, parçalanma, devletin sarsılan otoritesi,teröristler, ayrılıkçılar, Silivri - Kandil senaryosu, İmralı'dan gelen tehdit. Yoksul Kürt halkının direnişi egemen medya kalemşörlerinin korkulu rüyası olmaya devam ediyor.
Bu kadar ucuz bir kara propagandayı hala yapabilmelerinin sebebi, meseleyi parçalanma paranoyası üzerine oturtabilme kabiliyetlerinden kaynaklanıyor. Egemen sınıfların otoritesi elbette sarsılıyor. Halk zulme karşı direniyor, bunu yapmayı başardığı oranda da kurulu düzen, statüko sarsılıyor. Kürt sorununu demokratik yollarla çözüme kavuşturma zihniyetine sahip olamayanlar, halkın çeşitli yollarla kurduğu inisiyatifleri, hangi otoriteye bağlı olarak çalışıyorsunuz diye suçluyorlar. Belediye başkanları, yerel yönetimler kimden emir alıyorlarmış, kepenkleri kapatan esnaf hangi otoriteden emir alıyormuş, yerel yönetimler alternatif bir devlet şeklinde örgütleniyorlarmış, ülke sınırlarını kim tanıyormuş, kim tanımıyormuş.
Üniter devlet dedikleri ceberut merkezi aygıtı tek bir etnik kimlik üstüne kuran ve diğer etnik kimlikleri sadece egemen ulusa tabii nesneler olarak görenler, aynı zamanda burunlarının ucunu da göremiyorlar. Aklın ve vicdanın körlüğü 'kalem erbaplarını', egemen düzenin organik aydınlarını, Hitlerin propaganda şeflerine benzetiyor. Yaşanan bütün olumsuzlukların nedeni düşmanlar, hatta iç düşmanlar, belediyeler belki de Kürt halkı.
Diğer taraftan, Kürt halkının sivil itaatsizlik eylemlerini boğmaya çalışanlar, binlerce insanı cezaevine tıkanlar, yapılan askeri operasyonların sorumluluğunu dahi başka otoritelerin üstüne atmaya çalışarak yeniden sahne almaktadırlar. İktidarın yine askerlere söz geçiremediği safsatası yazılıp çiziliyor. Yok sınırdaki komutan kendi başına davranıyormuş, yok emirleri kimden aldığı belli değilmiş. İktidar engelleniyorum edebiyatını bir koz olarak kullanmaya devam etmek istiyor. Kürt halkının politik inisiyatifleri ise hükümetin bu tutumunu boşa çıkarmak için büyük bir çaba sarf ederek , mücadele vermektedir.
AKP iktidarının yelkenlerini hala liberal üfürüklerle doldurmaya çalışanlar, bu sefer AKP' nin yaptıklarına meşruiyet kazandıramayacaklar, üfürükleri yetmeyecek. Çünkü ezilen Kürt halkı resmi sınırı, devletin askeri birliklerine rağmen geçerken artık bütün sınırlarına vardığını göstermiştir. Kendi dağlarının sınırlarını defalarca geçenler resmi sınırları ilk defa geçmişlerdir. Kürt halkı artık cenazelerine terörist cenazesi denmesini kabul etmeyeceğini, kesin bir biçimde Türkiye ve dünya kamuoyuna açıklamıştır. Bu konuda hükümetin resmi bültenlerinin yazarları gibi davrananlar inkarın hala tek geçerli akçe olduğunu düşünmeye devam ediyorlar, çünkü onların beslendiği yegane kaynak nefret söylemidir.
Kürt meselesi artık çözülmek zorundadır. Bu sorunu erteleme, geçiştirme, bir parmak bal verin olay kapansın devri kapanmıştır. Kürt halkının Türk halkıyla eşit, gönüllü birlikteliği sağlanacaksa artık bu konuda işin ciddiyetine uygun adımlar atılmak durumundadır.