01 Temmuz 2011, Cuma

Balkon halleşmesinden, 'helal' milletvekili çıktı

ERDAL KALKAN erdalkalkan11@gmail.com

Bütün hukuk kuralları, muktedirlerin hizmetinde, rap rap rap...  Milletin vekili olarak seçilmişsin kim duyar. Diğer taraftan biliyoruz ki, her hukuk normunun, buna mevcut anayasa da dâhil, yurttaşların siyasal tercihlerinin tecellisinin sağlanmasına hizmet etmesi gerekmektedir. Yoksa yasa oluşturmanın, birlikte bir düzen kurmanın anlamı yok. 'Gücü gücü yetene' temel yasa olmaya devam etsin!

Hukuk her yurttaş için eşit şekilde uygulanmak durumundadır. Bunun böyle olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Ama milletvekili adaylığını engelleyemeyenler bu sefer seçilen, seçimi kazanmış milletvekilliğini devletin baskıcı kurumları aracılığıyla yok saymaktadırlar. Hatta bütün temel ilkeler çiğnenerek, seçimleri kazanamayan başka bir aday, milletvekili yapıldı. Ve yemin ettirilerek ne idüğü belirsiz, son derece tartışmalı bir hukuki durum yaratıldı. Arttırılan bir milletvekilliği sorunu kitaba nasıl uydurulacak bilinmemektedir. Ülke tartışmalara boğulmaktadır, hala temel sorunlar uzatılarak,sündürülerek çözülmek istenmektedir.

Her ağzını açan organik AKP kalemşörü şiddeti kınamamakla suçladığı Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğuna aldıkları yüzde 50 oy oranına dayanarak saldırmaya devam etmektedir. Israrla at izini it izine karıştırmak istemektedirler. Halbuki seçimleri kazanmış bir milletvekilini yok sayan zihniyet,  şiddetin, terörün ve bölücülüğün gerçek dayanağıdır.

Seçimlerden büyük bir başarıyla çıkan Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu, ülkede büyük bir heyecan yaratmış, sistemin dışına itilmişlerin umudu olmuş, ezilenlerin kazanabileceğine olan inancı güçlendirmişti. Siyasal sistem ise bunu taşımamış ve meclis son derece açık olan hukuki bir şaibeyle birlikte toplanmıştır. Burjuva demokrasisinin ne memem bir hukuk olduğu, birilerinin isteğine göre nasıl ayaklar altına alınabileceği en üst düzeyde, meclis düzeyinde ortaya çıkmıştır.

Şimdi iktidar, demokrasi bloğunun vekillerinin burnunu sürterek ve seçilen milletvekilini de yok sayarak ve de herhangi bir çözüm önermeyerek, gelin meclise diyor. Evrensel hukuk kurallarını hiçe sayanlar seçimi kazanmış vekilin, vekilliğini YSK'nın yok saymasını kendilerine hukuki gerekçe yaptıklarını sanıyorlar. Hukuki gerekçeniz bu olabilir, ama bu bölücülüğün hukuku olacaktır, bu ceberutluğun ve şiddetin hukuk olacaktır. Seçilmiş bir vekili YSK benim kararım son karardır, o zaman ben meclis genel kurulu yerine geçip hareket ederim diyemez. Bu gerçekleştiği anda bu sistemin meşruiyetinin temel taşı olan seçme ve seçilme hakkının varlığı tartışma konusu olacaktır.

Seçim sonuçları açıklandığında medya bir 'helalleşme'dir tutturdu. Ardından Hürriyet'in Eski Genel Yayın Yönetmeni'nin Ahmet Kaya'nın mezarına giderek 'helalleşme' konuşması yaptığını fotoğraflar eşliğinde gördük. Sanki helalleşme değil de linç kampanyasının ve yağlı urganın sorumluluğu başkalarıyla birlikte paylaşılıyordu. Oysa 'helalleşme' karşılıklı rızayla hesaplaşmanın ağır yükünün ortadan kaldırılmasıdır. Başbakanın 'helalleşmesi' balkondan aşağıdakilere bir propağandaydı ve içinden gerektiğinde gerektiği kadar kullanılacak ek bir  vekil çıktı. Diğer helalleşme ise ayrı bir disiplin konusu olsa gerek.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI