29 Temmuz 2011, Cuma

Kapitalizmin özgür kâğıttan kaplanları

ERDAL KALKAN erdalkalkan11@gmail.com

Belki de birer yeni katliam provası olan Zeytinburnu semtinde ve Eskişehir ilinde yaşanan provakatif girişimlere ses çıkarmayanlar, basın mensubu olmanın mesleki onurunu korumaya çalışanları yaftalamaya çalışıyor. Başbakanın açtığı yolda basının yeni çömezleri çeşitli köşelerde bayrak koşularıyla hızla ilerleme telaşında! Kürt sorununa yaklaşımlarında demokrat bir çizgide durmayı savunan herkes hedef noktasına konulmuş durumda. Kürt siyasal hareketini aktörlerini çaptan düşmüş bir halde masaya oturtamazsınız ve bunu başarsanız bile bu Türkiye toplumuna huzur getirmeyecek diyenler topa tutuluyor. Yeni bir sürek avı yürütülüyor. Basının bütün muhalif kalemleri büyük ana akım medyanın dışına çıkarılmaya çalışılmaktadır. Bu kalanlara gözdağı olacak ve kendilerine bir çeki düzen vermelerini (!) umuyorlar.

Kapitalist ideolojinin ve statükonun hayat bulmasını sağlayan ona hizmette kusur etmeyenler, bazı yazarları hedef tahtasına oturturken, sokakta insanları da kışkırtan bir anlayışa hizmet ediyor. Savaşın sürdüğü, silahların üstünlüğünün dayatıldığı bir toplumda demokrat insanlar PKK ile ilişkilendirilerek silinmeye, sindirilmeye çalışılırken sokakta, belediye otobüslerinde, okullarda insanlar küfür olarak Kürt sözcüğü kullanacaklardır.  Birden kâğıttan kaplanların cani üretim çiftliklerinin çavuşları, teknik müdürleri haline geldiğini görürüz.

 

Sokaklarda nasıl ki Sivaslar, Maraşlar yaşandı, derin ilişkiler yenilerini fitillemeye çalışmaktadırlar. Koşullarından koparılmış bir birey mümkün bir birey değildir. Ama kapitalist hegemonyanın bize sunduğu birey ancak böyle bir bireydir. Sıradan insanların "vatan, millet, toprak, bayrak, din, mezhep" edebiyatıyla neler yapabileceğini bu topraklar yeterince tecrübe etmiştir. İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder Norveç'le Zeytinburnu arasında bir paralellikten bahsediyor. "Bu tür faşizm ve linç histerisi en başta bir iklim meselesidir. Kim bunu körüklerse, kim kışkırtırsa bunun bedelini toplum, tüm insanlık öder". Durumun vahameti ortadadır.

Kapitalizmin bireyleri cani veya kâğıttan kaplan olmaya en yatkın yaratıklardır. Çünkü serbestlikleri şizofrendir. Serbesttirler ama aynı zamanda değillerdir. Özgür birey çalışmak ve daha fazla çalışmak zorundadır. Sokağa bırakılan serbest ana kuzusu birey, sokağın kurallarını zorla öğrenir ama ona, serbest, özgür bir birey olduğu söylenir ve o çoğu zaman bunu kabul eder. Kapitalist hegonomik yapı bıçağı sokar ama kan çıksın istemez. Çıkan kanı temizleyecek, onu görünür kılmayacak çeşitli aygıtlar, kitle iletişimine yön veren araçlar ve de onun 'kalem erbapları' çoktur.

Topluma dayatılan parçalanma ve bölünme politikası seçimlerde çoğunluğu ele geçirenlerin iktidarını sağlamlaştırmak için kullandıkları 'yeni' bir argümana dönüşmektedir.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI