16 Eylül 2011, Cuma

'Özgür' Libya'da olmak, ne güzel!

ERDAL KALKAN erdalkalkan11@gmail.com

'Özgür' Libya'da olmak, ne güzel!

Bu sözler, emperyalist metropollerin siyasi başkanlarından. Başka sözler de var, firkateyn liderli hamasetin şampiyonu Türkiye başbakanından.  İkisi de Arap Baharı'nı yaza çevirecekmiş, sonra hüzünlü bahar ve  Arap kışı.

Bakalım, neo  liberalizmin bolca petrol ve doğalgaz  tederaki gerektiren kışında Arap coğrafyası petrol vanasını sonuna kadar açabilecek mi?

Petrol kuyuları emperyalist metropollerin ihtiyaçlarına dayanabilecek mi?

Doymayan vampir sürüsünün dişleri bütün dünyayı öğütüp, lüpletmeye yetecek mi?

Büyük medyanın verdiğine göre Britanya  başbakanı ve Fransa'nın başkanı ani bir çıkarma yapmışlar Libya sularına, sanki Türkiye başbakanına nispet olsun diye ondan önce vardılar Traplusgarp'a. Öyle söylüyorlar.

İnsan bunları seyrederken bir yanılsama geçirerek, dün Paris'e Kaddafi'nin çadırını kuranın kendisi olduğunu düşünüyor. Kaddafi ile sanki ben kol kolaydım. Emperyalist çıkarlar, bütün yaşananları birer kurgudan ibaret kılıyor. Gerçeklik yeniden kurgulanabiliyor, mümkün olan en kısa zamanda ve hemen yer ve renk uyumu sağlanıyor. Dün 'Kardeşim Kaddafi' olan bu gün cani, dün 'Dostum Esad', bu gün yalancı, hilekâr, kıyıcı Esad.

Sanki Kuzey Afrika ve Ortadoğu halklarının köleliğinin, Filistin meselesinin çözümsüzlüğünün tezahürü, merkez ülkelerin güdümündeki, İsrail, Mısır ve Türkiye dostluğunda can bulmamış. Bir tarafıyla, Kürt meselesinde mevcut durumun sürdürülmesine karşı Arap Baharı turuna çıkan Türkiye başbakanının çıkışına, bir karşılık da  medyada yansıtıldığı kadarıyla  rol çalma edalı Fransız, İngiliz çıkarmasıyla geldi. Bu durum görünüşte bir oyunun can alıcı bir sahnesine benzemektedir. Ama bu sahne Avrupa kışının ihtiyaçlarının ne kadar yakıcı olduğunu da göstermektedir. Özel mülkiyet sultasının kadim merkezi, yüksek tansiyonunun ateşlediği kafatasını petrolle soğutmaya çalışmaktadır.

Geziler bitiğinde, hamaset kısmen sona erdiğinde olabilirse 'olanaksızlıkların bağdaşması ve çelişkilerin kucaklaşması' sağlanmaya çalışılacaktır. Ama fillerin çimenlerde tepişmesi hızından hiçbir şey kaybetmiyor.

Sanki Atinalı Timon'daki Shakespeare in 'Sapsarı pırıl pırıl altınları' kapkara petrolle yer değiştirmiş:

"İmkânsızlıkları birbirine yaklaştırıp,

Öpüştüren onları! Her dilde konuşup

Her anlamda laf eden, sen göze görünür tanrı!

Sen yürek yaralayan düşün,

Kölen insan başkaldırıyor, kullan gücünü,

Birbirine düşür onları, öyle ki hayvanlar

Yeryüzünde imparatorluk kursun!"

Bu gün iki yazı okudum biri Aysel Tuğluk'un  siyasal analizleri, ikincisi Hrant'ın arkadaşlarının Başbakan'a mektubu. Bu iki yazı insana dünyanın sadece alçakların hüküm sürdüğü bir mekân olmadığını, insan neslinin de bu evrende soyunun sürdüğünü gösteriyor.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI