19 Eylül 2011, Pazartesi

Rekor rekor üstüne bu büyümenin aslı var mı?

İLHAN ULUSOY ilhanulusoy@emekdunyasi.net

Hükümet özellikle ekonomide rakamlarla övünmeyi seviyor. Fırsatı bulduğunda da kaçırmıyor. Özellikle Avrupa ülkelerini etkileyeb borç kıskacının küresel bir krizi tetiklemesinin an meselesi olduğu 'Roubiini'nin 'kusursuz fırtına' uyarısının olduğu şu günlerde ekonomiden sorumlu bakanlar ve başbakan büyüme rakamları üzerinden övünmeyi bırak kibirleniyorlar.

Ekonomi esnafı ve yandaş medya da bu böbürlenme ve kibri verilerle süsleyerek hatta verileri gizleyerek duyurma telaşına giriyor.

Rekor sayılan büyüme rakamları diğer verilerden ayıklanarak duyuruluyor.

Türkiye'nini 2.çeyrekte yüzde 8.8 büyüdüğü ve dünya ikincisi olduğu adeta bir atletizm derecesiymiş gibi sunuluyor. Ancak aynı dönemde cari açığın 74.6 milyara çıkarak başka rekorlar kırmasına ise 'ucundan azcık' değiniliyor.

'Rekor' büyüme rakamlarının açıklandığı günlerde Türkiye İstatistik Kurumu bir başka ekonomik veri setini açıkladı. O da Türkiye'nin dış ticaret rakamlarıydı. Ama nedense büyümenin üstüne atlayanlar bu rakamları neredeyse görmezden geldiler. Oysa dış ticaret rakamları 'rekor büyüme'nin  içyüzünü açık ediyordu. TÜİK'in yayınladığı dış ticaret verileri Türkiye'nin ihracatının, ithalatının ancak yarısını karşıladığını ortaya koyuyor! İthalatla büyüdük yani.

Ne işsizliğe, ne yoksulluğa çare olamayacak, sadece parası olana daha çok kazandıracak bir büyüme demek bu! Büyüme rakamlarının cazibesi ile ithalattaki ve tüketimdeki büyüme cilalanırken şu veriler ise gözden kaçırılıyor. Büyüme tarımda yüzde 1,2; konut sahipliğinde yüzde 1,9; eğitimde yüzde 0,6; sağlıkta yüzde 1,1; kamu yönetimi ve savunmada yüzde 0,5'de kalmış. Halkın yaşamını doğrudan etkileyen bu sektörlerdeki cılız büyüme pek de önemli değil anlaşılan.

Ne gam büyüdük ya!

Dış ticaret verilerinin ayrıntılarına dönelim: Aynı dönemde ithalatın yüzde 43 büyürken ihracat sadece yüzde 11.7 büyümüş durumda. İthalattaki bu büyük sıçrama ve büyüme rakamının ilk çeyrekte rekor kırmasına neden oluyor. Bu 'ithalat hormonlu' büyüme iç piyasadaki 'kredi kullanımındaki' artışla birleştiğinde ekonominin 'borç yiğidinin kamçısı' ile büyüdüğü ortaya çıkıyor. Bu durumda Merkez Bankası'nın 'aşırı ısınmış' ekonomiyi soğutma önlemleri alması bekleniyor. Aksi takdirde tüketime ve ithalata dayalı bu büyüme balonunun patlamasından endişe ediliyor. Çünkü önlem alınmazsa cari açık hızla yeni rekorlara koşacak ve cari açığın finansmanı için hükümet elini halkın cebine atacak. Son bir aydır yaşanan gizli devalüasyon ile TL'nin değerinin düşürülmesi bunun ilk ipuçlarını verdi. Ama hükümetin bu vurdumduymaz tutumu sürdükçe daha fazlasını da beklemek için ise 'kahin' olmaya gerek yok.