FED twist yapıyor!
Geçtiğimiz hafta Amerikan Merkez Bankası bir taraftan 'küresel kriz uyarısı' yaptı, diğer taraftan enflasyon ihracı anlamına gelen 400 milyar dolarlık tahvil satışa çıkararak daha uzun vadeli tahvil alımı planladığını açıkladı. Bu operasyonuna ise 'Twist Operasyonu' adını verdi. Böylece piyasaya 'twist hareketi' ile para pompalamış olacak. Geçtiğimiz yıl 4 Kasım'da benzer bir hamle ile piyasalara 600 milar dolar pompalayan ABD Merkez Bankası 1 yıl aradan sonra temel politikalarında bir değişiklik yapmadığını da ortaya koymuş oluyor.
FED'in bu hamlesi ile faizleri düşürmeye çalıştığı belirtiliyor, böylece ekonomiyi canlandırmak için faizleri düşürerek yatırımı ve talebi artırma amacında olduğu belirtiliyor. Ama Faziler zaten düşük olduğu için bu hamle enflasyon üretmek ve bu enflasyonu 'çevre ülkelere' yaymak dışında bir anlam ifade etmiyor. Bir anlamda ABD 1 yıldır 'gizli bir kur savaşı' sürdürüyor.
Avrupa Birliği ise ABD'nin bu hamlesine karşı, borsalardaki düşüşü saymazsak herhangi bir tepki vermedi. Çünkü AB kendi borç krizi ile uğraşmak zorunda.
Tam da bu günlerde Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası'nın ortak sonbahar genel kurulu dünya ekonomisindeki krizin 'beklenenden' daha derin olduğunu ortaya koydu. Genel Kurul Adeta ABD-Avrupa atışmasına sahne oldu. Basına yansıdığı haliyle ABD, Avrupa'daki borç krizi üzerinde dururken, AB de ABD'nin hiç borcu yokmuş gibi davranmasını eleştirdiler.
Gerçekten de ABD'nin borç stoku gayrı safi yurtiçi hâsılasının yüzde 100'ünü aşarken, bu oran Euro bölgesinde yüzde 89'un altında. Önümüzdeki beş yılda ABD'nin birikmiş borç yükünün milli gelirin yüzde 115'ini bulması bekleniyor.
Bu veriler ABD'nin krizi 'küreselleştirerek' kendisini kurtarmaya çalışacağı anlamına geliyor. Nitekim geçtiğimiz hafta Standart and Poor'un ABD'nin kredi notunu düşürmesi aslında ABD ekonomisinden çok Çin'e zarar veren bir hamle oldu. İlginç değil mi? ABD 'potansiyel olarak en büyük rakibine' kendi üzerinden ceza kesti! Çünkü Çin, ABD'nin değerli kâğıtlarına döviz rezervlerinin yarısı kadar olmak kaydıyla 1,5 trilyon dolar yatırım yaptı. Böylece ABD'nin en büyük yatırımcısı oldu. ABD'nin kredi notunun düşmesi ve dolayısıyla borçlarını ödeyemez hale gelme riskinin ortaya çıkması bu nedenle en çok Çin'i etkiledi. Üstüne bir de ABD değerli kâğıtlarının ikinci ve üçüncü büyük alıcılarının Japonya ve İngiltere olduğu düşünülürse ABD'nin yüksek borçları ile en çok rakiplerini tehdit ettiği görülecektir.
Bu da ABD'nin borçları ile Çin, Japonya ve İngiltere'ye uzun vadeli twist... Haydi eller havaya!