AKP trafiği
Bütün yollardan AKP arabaları geçiyor. Yollar, tıklım tıklım AKP arabaları ile dolu. Adım atamıyoruz, nefesimiz daralıyor, sürüne sürüne ilerliyoruz. Her yerde bir trafik, her yerde hayata bir saldırı! Kendilerini direksiyonun hükümranı zannedenler kibirlerini ABD'den yeni satın almışlar belli ki. Malı almanın verdiği rahatlıkla sağa sola makas atıyorlar. Kürt siyasetçilerle mahpushaneler doldurulurken, Suriye sınırında tatbikat yapılmakta, Kürecik ise İsrail'e kalkan, radarla donatılmakta.
Duble yollarla memleketi çukurlara çevirenler, bitmeyen Karadeniz yolunu bitirip kıyı şehirlerini başta Rize olmak üzere, baraj altına alarak insan yaşamını hiçe sayanlar, kendilerine utanmadan ortak arıyorlar. Şehircilik bakanı doğal afetlerden sonra hep kendilerinin suçlandığını aslında başka sorumluların da bulunduğunu anlatıyor. Hepimiz sorumluyuz başta doğa olmak üzere diyor. Aynı insanlar geçen sene yaşanan afetten sonra da 'Rize'yi Allah kurtarmış' demişlerdi. Yolu yanlış yapmayı başaranlar, bu gün 'New Rize' planları yapıyorlar.
Boş olan her yere rant gözlükleri ile bakanlar, bir kural olarak her yöntemi mubah sayıyorlar.
Daha dün canciğer kuzu sarması oldukları Esad yönetimine bu gün yaptırım(!) uyguluyorlar. Önceki gün kanlı bıçaklı göründüğü İsrail'i ve ABD'nin çıkarlarını korumak için memlekete füze kalkanı konduruyorlar. Sürekli bir 'trafik' hali devam ediyor. Yok, Alman vakıfları birtakım belediyelere kredi veriyormuş, yok bazı paralar terör örgütüne gidiyormuş. Hele bir Deniz Feneri davası trafiği var ki evlere şenlik! Bakalım yönetimini devraldıkları dava ne zaman ve nasıl sonuçlanacak?
Bir ilke olarak her yolu mubah sayanlar işleyişin temel kurallarını değiştirmekte hiçbir tereddüt göstermiyorlar. Gerekirse yolları değiştiriyorlar, gerekirse dere yataklarını değiştiriyorlar. Ama bunu aklın değil rantın süzgecinden geçirerek yapıyorlar. Orada yaşayan insanlar gerekirse yaşamıyor kabul edilebiliyor.
Gücü kullanma yeteneğini ele geçirdiklerinde bunu canlarının istediği gibi kullanma yetkisini de aldıklarını düşünüyorlar. Kürt siyasal hareketine karşı toplumu bölüp kışkırtanlar; zembereğinden boşanmış bir şekilde bütün bir siyasal hareketi yok etme gayretkeşliği gösteriyor. Kürt hareketini bu topraklarda yaşayan topluma karşı, gerektiğinde bir koz olarak kullanmak isteyen uluslararası egemen trafik, sanki Türkiye yönetici erkiyle yeni bir pazarlık yapmış durumda. KCK tutuklamaları bir sürek avı halini almış durumda. Binlerce sivil insan tutuklanıyor. 'Ana akım medya' trafiği ise yasaların uygulanmasından bahse dalıyor!
Başımızı bu uğultudan ne zaman alacağımızı, trafik karmaşasının bizi ne zaman rahat bırakacağını bilemiyoruz. Kapitalizmin toplumu kör bir ruh haline sokmayı başardığı en önemli araçlarından olan Wall Street ise, yeni bir hareketle, bu sefer akın akın insan hareketiyle karşılaşılıyor.
Paranın sultasına karşı kendilerini Wall Street'i işgal hareketi olarak tanımlıyorlar. Tahrir'le aralarında benzerlikler kuruluyor.
AKP'nin hınca hınç rant merkezli trafiğinin, paranın ve güçlülerin sultasını devam ettirmekten öte bir yanı olmadığı, karşısına çıkan her şeyi başta Kürtler olmak üzere yıkmayı planladığı, uluslararası trafiğin yeni ihtiyacının buna bağlı seyredeceği anlaşılıyor.