10 Kasım 2011, Perşembe

Savaş Çocukları

LEYLA ALP leyla.alp@gmail.com

Bu ülkede tam otuz yıldır çocuklar savaşa doğuyor.  Ve savaş, çocukları erken büyütüyor. Çocuklar, boylarından büyük öfkeleriyle büyüyorlar...

Dün akşam saatlerinde Cizre'de askeri operasyonları protesto eden bir gruba polis gaz bombası ile müdahale (!) etti. Ve bir çocuğun burnu kırıldı...

Adil Aslan daha 11 yaşında...

Dün Cizre'de polisin attığı gaz bombası Adil'in burnuna geldi. Adil'in burun kemiği kırıldı. İyi ki burnuna geldi.

Ya başına gelseydi...

Adil'in orada ne işi vardı? Diye soranlar olabilir ki bende soruyorum. 11 yaşında bir çocuğun olması gereken yer bir protesto gösterisi değil. Ama 11 yaşında da bir çocuğun katıldığı protesto gösterisine gaz bombası atanlara ne diyeceğiz?

Adil'in orada ne işi vardı?

Adil'in orada hiçbir işinin olmaması gerekir.

Adil o saatlerde okuldan çıkmış, eve gelmiş ödevlerini yapmış, bilgisayarda oyun oynuyor olmalıydı.

Adil o sırada annesinin yaptığı böreği arkadaşlarıyla yiyor olmalıydı.

Adil o sırada televizyon seyrediyor olmalıydı.

Adil o sırada arkadaşlarıyla futbol oynamalıydı.

Adil'in orada ne işi vardı?

Adil'e ilişkin bir bilgimiz yok ama muhtemelen gözlerini Cizre'de açmıştır. O doğduğunda bir savaş uçağı havalanmıştır mesela. Sınır ötesi operasyonlar yapılmıştır. Televizyonlarda kaç tane "terörist"'in ölü olarak ele geçirildiği müjdesi verilmiştir. Belki de o ölü olarak ele geçirilen "terörist"lerden biri Adil'in yakın bir akrabasıdır. Belki de Adil'e onun adı verilmiştir.

Bu ülkenin doğu tarafında tam otuz yıldır çocuklar savaşa doğuyorlar.

Orada çocuklar otuz yıldır asker postalları ile uyanıyor.

Orada çocuklar neredeyse her gün bir yakınlarının, ağabeylerinin, ablalarının gözaltına alınışını, evlerin basılmasını izliyor. Orada o kadar çok cenaze kalkıyor ki artık hiç kimse çocuklardan gizleyemiyor.

Orada bütün çocuklar ölümün ne demek olduğunu çok iyi biliyor.

Orada çocuklara mayın toplayıp satıyorlar.

Orada çocukların üzerinden havalanan askeri uçakların sesi var.

Orada oyun parkları değil karakollar var.

Orada çocuklar 'eğitim zayiatı' olarak ölüyorlar.

Eğer bir ülkede savaş varsa, eğer çocuklar barut ve kan kokusuna doğuyorlarsa, çocuk kalamazlar.

Savaş çocukları erken büyütür. Çünkü savaş çocuk olamamaktır. Çocuk kalamamaktır.

Eğer çocuklar oyuncak yerine gerçek silahları görüyorlarsa, bu silahlar onlara doğrultulabiliyorsa çocuk kalamazlar. O çocuklar boylarından büyük silahlarla öldürülüyorlarsa, onların da boylarından büyük öfkeleri olur. Çünkü savaş onların bir daha asla sahip olamayacakları çocukluklarını çalmıştır.

Adil'in orada ne işi vardı?

Bilmiyoruz...

Belki Adil sadece oradan geçiyordu. Belki annesi onu ekmek almaya yollamıştı. "Ne oluyor" diye merak edip çocukça bir heyecanla bakakaldı. Belki korktu, donakaldı.

Adil'in orada ne işi vardı bilmiyoruz.

Belki Adil de orada ne olduğunu bilmiyordu... Öğrendi...

Savaş şimdi Adil'de kocaman bir iz bıraktı.

Adil daha 11 yaşında ama artık çocuk değil. 11 yaşında yüzüne bomba atılan bir çocuktan artık çocuk kalmasını bekleyemezsiniz. Ona bombayı savurduğunuz an onu büyüttünüz demektir. Boyunu değil belki, yaşını değil; ama öfkesini büyüttünüz.

Adil aynaya her baktığında, burnu her sızladığında 11 yaşında üzerine atılan gaz bombasını hatırlayacak.

Üzerine doğru gaz bombasını savuran yüzü maskeli polisleri hatırlayacak.

Adil'in bundan sonra ne yapmasını bekleyebilirsiniz?

 

 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI