Sana geldik Hrant yine geleceğiz
Sana geldik Hrant... Yine geleceğiz... Bu dava böyle bitmeyecek...Bu dava onların "bitti" dediği yerde değil, Hrant'ın ailesinin, arkadaşlarının "bitti" dediği, bir bebekten katil yaratan karanlığın sorgulandığı yerde bitecek.
Bu sene önemli bu sene daha kalabalık olmalı. Çünkü bu sene devlet kararını verdi. Beş yıl süren dava iki gün önce sonuçlandı.
Devlet iki gün önce kararını verdi. O yüzden bugün halkın kararını gösterdiği gün olacak.
Sabah gazetelerde "örgüt yok" diyen hâkimin açıklamalarını okuyoruz "örgüt yok diyemem ama" diyor. Delilere göre karar verdiklerini söylüyor. Peki delilleri kim karartmıştı? Hakim her şeyin bitmediğini söylüyor. Biliyoruz mahkeme başkanına bu sözleri iki gündür süren öfkenin korkusu söyletiyor. Tıpkı Başbakana, Cumhurbaşkanına söylettiği gibi.
Bu dava onların "bitti" dediği yerde değil, Hrant'ın ailesinin, arkadaşlarının "bitti" dediği yerde, bir bebekten katil yaratan karanlığın sorgulandığı yerde bitecek.
Beş yıl geçti....
Hrant Dink Agos'un önünde arkasından vurulalı tam beş yıl geçti.
Sanıyorlardı ki Hrant unutulur. Bu dava böyle kapanır.
Kendi mitinglerine toplama usulü binleri zor getirenler, Ocak ayının buz ayazında hem de öğle vakti Hrant için adalet için on binlerin sokağa döküleceğini hesaplamamışlardı. Tam beş yıldır kara kışa ayaza aldırmadan on binler Hrant için adalet için onun vurulduğu yerde buluşmaktan vazgeçmedi.
Taksim sabah saatlerinden beri hareketli. Güvenlik güçleri Hrant'ın arkadaşlarından önce yerlerini almışlar. Saat 13:00'e doğru Taksim'in yüzü aydınlanıyor. Hrant'ın arkadaşları ellerinde dövizlerle yavaş yavaş toplanmaya başlıyorlar. Kalabalık olmalı, daha kalabalık olmalı diye düşünürken on binlerin attığı öfkeli sloganların içinde kayboluyoruz.
Yürüyüş çağrısında sessiz yürüyüş olacağı söylenmişti. Ama iki gün önce çıkan kararın öfkesi öyle büyük ki. Bu öfke haykırılmadan olmaz. Bu öfke gösterilmeden olmaz.
Sloganlar hiç susmuyor.
BİZ BİTTİ DEMEDEN BU DAVA BİTMEZ
Megafondan Hrant Dink! adı yükseliyor, on binler "burada" diyor.
On binler "Biz bitti demeden bu dava bitmez" diyor.
Hadi bitirin kolaysa.
Hadi dosya kapandı deyin.
Bu sesi susturacak gücünüz var mı?
On binler, hepimiz Hrant'ız. Hepimiz Ermeniyiz diyor
Hadi vurdurun bizi de.
HRANT DİNK BURADA...
Başka yerlerde başka zamanlarda bir araya gelemeyen gelmeyen on binleri buluşturmaya devam ediyor Hrant. Sosyal demokratından, sosyalistine on binler hepimiz Hrant'ız diyor.
Bugün bütün kimlikler bir yana bırakılıyor.
Bugün herkes Hrant.
Yediden yetmişe Hrant'ın arkadaşları burada. 15 yaşlarında genç bir kız annesinden gizli gelmiş. Dayısıyla karşılaşıyor tesadüf. Dayısına anneme sakın söyleme diye yalvarıyor. Dayı gülüyor. "Kızım annen de burada." Kız şaşırıyor. "Nasıl ya bana gitme dedi. "Dayı cevap veriyor. "15 yıllık anneni tanımıyor musun?"
SANA GELDİK HRANT YİNE GELDİK
Taksim'den akan insan seli saat üçü doğru Agos'un önüne varıyor. İğne atsan yere düşmüyor.
On binleri Agos gazetesi penceresinden sarkıtılan "5 değil 95 yıl da geçse bu dava böyle bitmez" ve " Hrant'sız geçen 5 yıl" pankartlarında Hrant'ın gülümseyen yüzü karşılıyor.
Sana geldik Hrant yine geldik...
Sana geleceğiz Hrant beş yıl değil 95 yıl geçse de.
Hrant'ın düştüğü yerde karanfiller...
Saat 15:00'de o büyük kalabalık susuyor. Yumruklar havada. Hrant konuşuyor.
"HEPİMİZİ O CİNAYETE GÖRGÜ TANIĞI YAPTILAR"
Hrant'ın arkadaşları adına Karin Karakaşlı yaptığı konuşmada bize beş yıl önceyi hatırlatıyor.
"Bundan beş yıl önceydi. 'Türklüğü tahkir ve tezyif'ten mahkûm edilen, Türk düşmanı ilan edilen bir Ermeni gazetecinin cenazesi hepimizi buluşturdu. Çünkü Hrant Dink bu ülkenin bütün acılarının dermanına talipti. Onu güpegündüz, şimdi durduğumuz bu kalabalık Halaskargazi Caddesi üzerinde sırtından vurdular. Hepimizi de o cinayete görgü tanığı kıldılar."
Karakaşlı'nın sözleri "Hepimiz Hrant'ız hepimiz Ermeniyiz" sloganı ile kesiliyor.
"İyelik eki kolay kullanılmıyor. Benim ülkem diyebilirim" diyor Karakaşlı, "benim devletim diyebilir miyim?" diye soruyor.
Yurdun olur bir yer ,evin olur ama devletin olur mu? Katlediyorsa, yok sayıyorsa devletin olur mu?
Hrant Dink'in kaybının Ermeniler için daha başka bir yoksunluk olduğunu söyleyen Karakaşlı, 1915'te Haydarpaşa Garı'ndan trenlere bindirilip sürgüne gönderilen 250 Ermeni aydından bazılarının isimlerini sayıyor. Siamanto, Taniel Varujan, Diran Kelekyan, Yerukhan, Rupen Zartaryan, Hampartsum Boyacıyan... Her bir ismin ardından on binler "Burada" diye haykırıyor.
Şişli belediyesi unutulmasın diye sabah kaldırım taşı yerleştirmiş.Türkçe ve Ermenice "Hrant Dink burada öldürüldü 19 Ocak 2007" yazıyor. Karakaşlı, "Şu kaldırıma dikilen taş, Hrant Dink kadar diğer bütün susturulmuş aydınların ve isimsiz mezarsız kurbanların da simgesi olsun" diyor.
"Dosya kapandı diyorlar bize. Kapandı mı bu dosya? Diye soruyor Karakaşlı on binler "biz bitti demeden bu dava bitmez "diyor. Karin Karakaşlı devam ediyor; "Hrant Dink dosya değil ki kapatasın, o bir yara... Artık köprüden önceki son çıkıştayız. Oradan hakkıyla geçmeden tamamlanacak ödeşme, kurulacak düş, inanılacak adalet, yaşanacak memleket yok. Öbür türlüsü sadece yalan olur ve bir gün başımıza yıkılır. Altında kalırız hep birlikte."
Artık gün sadece söz söyleme değil söz verme zamanı.
On binler söz veriyor...
Bu dava daha bitmedi. İnsanlık daha ölmedi. Devlet hesabını vermedi.
Hrant'ın düştüğü yere karanfiller bırakılıyor.
Başımızı kaldırıp bakıyoruz güzel yüzüne...
Sana geldik Hrant...
Yine geleceğiz...
Bu dava böyle bitmeyecek...