Yola devam - I
Türkiye iki yılını Cumhuriyet yürüyüşleriyle geçirdi. Ne yürüyüştü ama, tehlikenin farkına varmak için! Ergenekon Davasından alınanların bir çoğu bu yürüyüşlerin içindeydi. Kimisi örgütleyicisiydi. Ne oldu peki? Yürüyüş sonunda yol Silivri'ye çıkıyordu. Plan tutmadı anlaşılan. Ya da bu muydu plan yoksa? Ama içeridekiler de herhalde şu soruyu soruyorlardır kendilerine: “Hani devirecektik onları, geçecektik yerine, laik cumhuriyeti tekrar kuracaktık!”
Acaba CHP'nin taze başkanı; Kürt, Alevi, solcu, Dersimli ama CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu da bu hayallerle mi başlayacak yürüyüşlerine? Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru böyle bir hamle yap(tır)ılmıştı. Cumhuriyet, Kemalizm, Laiklik söylemleriyle milyonlar sokağa çağrılmıştı, cumhuriyet elden gitmesin diye. Sonrası malum, karşı hamleyle demokrasi havarisi kesildi AKP ve derin devleti, çeteleri tasfiye etme şiarıyla çıktı yola, ancak “Yola Devam” etmedi. Dalga dalga operasyonlarla aldılar bir parça derinden. Plan buydu, şimdi daha iyisini kurmak gerekliydi.
Şimdi de Kılıçdaroğlu başa getirilerek CHP ile yeni bir hamle yapılıyor. AKP'nin alternatifini istiyor sermaye odakları, vadesini tamamladığında AKP, CHP uygulayacak sermayenin politikalarını. Tabi AKP “görevlerini” tam anlamıyla yerine getiremezse.
Bu oyun çok da yabancı gelmiyor aslında. AKP'nin başa getirilişinde de gördük benzerini.
Şimdi de Kılıçdaroğlu cumhuriyet, laiklik, kemalizm söylemleri yerine; halkçılık, eşitlik, yeni düzen söylemleriyle başlıyor maratona.
Zira seçildikten hemen sonra ülkenin her bir yanına gideceğini, her yerde yürüyüşler düzenleyeceğini söylemiş Eşkıya torunu Kemal.
Hiçbir çocuğun aç yatmayacağını, işsizliğin ortadan kaldırılacağını, maaşların artacağını ve ülkenin her meselesine dair çözüm şekli söylemeden, bir şekilde her şeyi çözeceklerini, başka bir düzen getireceklerini söyledi Eşkıya torunu Kemal.
Daha da ileri gider ayrımcılık yapmayacaklarını, Kürdün ezilmeyeceğini, herkesin eşit olacağını söyler. Ancak bu meseleyi yine havada söylemlerle çözeceğini söylüyor. Aslında açıktan söylüyor; yine eskisi gibi ele alacağız, ama ben yine de sizi kandırayım. Yani işsizlik ortadan kalkınca Kürt Sorunu çözülecekmiş, herkes eşit şekilde yaşayacakmış. Birincisi bu düzende Kılıçdaroğlu'nu dediği gibi işsizlik kalkmaz, kaldıramaz. Kürt Sorunu da demokrasi sorunundan bağımsız olmadığı gibi ekonomik yöntemlerle çözülemez, kaldı ki hiçbir CHP iktidarında bu da yapılmaya çalışılmamıştır bile. Daha önce de bundan daha fazla vaat duyduk, ancak sonrasını biliyoruz.
Eşkıya torunu olduğundan bilmesi gerekir, zenginin elindekileri almadan eşitliğin olmayacağını, işsizliğin ortadan kalkmayacağını! Bununla da kalmaz, devrimci olduğunu, bu düzeni yıkacaklarını söyler, eşitlikçi bir düzen getireceklerini söyler eşkıya torunu. Bu düzeni yıkmak için yanına CHP kodomanları ve sermayeyi temsil eden kurumları almak değil,
Ey eşkıya torunu! Nasıl olur da o tüzük ve program aynı iken, parti aynı parti iken, yöneticiler aynı yöneticilerken, TÜSİAD'ı, IMF'si, Dünya Bankası ve diğer güç odakları aynıyken bütün bu ortaya “atılan”lar gerçekleşecek?
Eşkıya torunu edebiyattan da anlıyor biraz, Ahmed Arif'ten “Bunlar, engerekler ve çıyanlardır, bunlar, aşımıza, ekmeğimize göz koyanlardır, tanı bunları, tanı da büyü!” dizesini kurultayda üyeleriyle paylaşmıştır. Israrla kendilerinin AKP'den ve diğer sermaye partilerinden farklı olduklarını kanıtlamaya çalışırcasına, her meseleye dair “halkçı” söylemler kullandı eşkıya torunu.
Ancak bir şeyi de gözardı etmiyor olsa gerek; on yılların partisi CHP'nin neler yaptığını bu halk çok iyi biliyor. Yok eğer eşkıya oğlu ben farklıyım, ben eşitlikçiyim, yıkacağım bu düzeni, işsiz kimse olsun istemiyorum derse, inanabilmemiz için CHP'den ayrılması gerekir. En azından eşkıya torunu eşitlikçi, özgürlükçü ise bu CHP ile olmaz. Bunu yapacak parti CHP değildir. Bunu da en iyi kendisi bilir herhalde, ukalalık yapmayalım o zaman.
Vaatler bitmediği için haftaya devam edelim...