Yahudilere mi karşıyız yoksa emperyalizme mi?
İsrail’in kendi karasuları dışında, bütün uluslararası sözleşmeleri hiçe sayarak yaptığı saldırı tüm dünyada ve ülkemizde de öfkeyle protesto ediliyor. Vicdanı olan herkes bu yapılanın katliam olduğunu ve İsrail’e karşı, ne gerekiyorsa yapılmasını istiyor. Tabi dünya küresel sistemi düşünüldüğünde İsrail’in yaptığına şaşanlar ya hiç tarihi bilmiyor ya da Alis’in Harikalar Diyarı’nda yaşıyor. Bir de televizyonlarda ve gazetelerde gördüğümüz siyasetçileri unutmamak lazım! Hele Türkiye Hükümeti’nin o gözleri dolduran ve az çok emperyalizmin ne olduğunu bilenleri güldüren “ne gerekirse yapacağız” sözleri. Gerçi Türkiye ve İsrail’in sorunlara yaklaşımı ve savaş yöntemleri düşünüldüğünde iki kardeş devlet oldukları gözümüze çarpar. Türkiye de kendi Filistin’inde İsrail daha yokken Yahudilerin Avrupa’da yaşadıklarını anımsatan bir noktaya doğru sürükleniyor. Yıllar içinde yaşanılanlar hafızası çok kuvvetli olmayan biz Türkiye halkları açısından TC’nin de İsrail gibi çocukları vurmayı nasıl da iyi bildiğini gösteriyor. Unutmadan; çocukları hapishanelere koymayı İsrail’den daha iyi yaptığı kesin.
30 yılı aşkındır savaşan bir ülkenin insanlarıyız. Ama bu savaş kendi topraklarımızda, sokaklarımızda, evlerimiz ve kafalarımızda. Korkunun hâkim olduğu adaletsiz bir dünyada İsrail birçoklarımız için vahşetin ve zulmün adı. Zaten Ortadoğu’daki varlığını da böyle biçimlendirmişlerdi. Petrol alanlarına hâkimiyet kurmak ve bölgede son saldırıda içleri parçalanan “muhasır medeniyetlerin” jandarmalığını yapmak. Ama biz ülkemizdeki tepkilere geri dönelim. Tüm gazeteler ve televizyon kanalları İsrail’in yaptıklarını mahkûm etmeye çalışıyor. Türkiye’nin her yerinde neredeyse herkes İsrail protestolarına katılıyor. Sosyalistler, İslamcılar, Türkiye’de aklınıza gelebilecek herkes AKP’sinden CHP’sine MHP’sinden eşcinsellerine kadar çok farklı kesimlerden herkes karşı duruyor İsrail’e. Tabi kimi zaman sokak gösterileri kimi zaman da evlere bayrak asılarak yapılıyor bu protestolar.
Çoğu siyasi grup ve topluluk olanları hızlı biçimde duyurmak için interneti olanca gücüyle kullanıyor. Sitelerden daha çok Facebook, Twitter gibi milyonların aynı anda haber aldığı sosyal ağlarda gönderilen mesajlar ve yazılan iletiler kendi kendine birçok şeyi örgütlüyor. Ama dikkatli baktığımızda yazılanların neye taraf olduğuna dair çekincelerimiz başlıyor. Bir örnek yazmak istiyorum, son bir kaç gündür yazılanlardan. O kadar çok paylaşılmış ki inanamazsınız:
“Bir gün gelecek, Yahudileri tamamen ortadan kaldıramadığım için bana küfredeceksiniz!”
(ADOLF HİTLER)
Türkiye’de doğup büyüyen insanlar açısından zaten faşist bir eğitimden geçtiğimizi söyleyebiliriz. Okullarda uygulanan Milli Eğitim politikaları da bu yöndeydi. Tek dil, tek bayrak, tek devlet. Türkiye’nin kendi Filistin’inde yaptığı katliamlardan dolayı gerekli olan desteği alabilmek için medya kuruluşlarıyla birlikte, milyonları milliyetçiliği ve ırkçılığı şırıngalarken bazen istediklerin daha fazlasını da elde ettiler. Sürüyle basılan ırkçı kitaplar, Hitler’in Kavgam kitabının elden ele dolaştırılması, alternatifsiz ve bunalım halindeki birçok gencin okumak, araştırmak adına Nazileri seçmesi, bilgisayar oyunlarında Nazilerin askeri kuvvetinin göz kamaştırıcı biçimde anlatılması ve aklımıza gelmeyen daha birçok şey. Bakın “sözlerle eylemler arasında gerçekten doğrudan bir bağ var mıdır?” diye. Bana sorarsanız bu ülkenin tarihine şöyle bir bakın derim. Okullarda pek öğretilmeyen şeyler olduğu için özellikle batıdaki Türk gençliği birçok olayı niyetten bağımsız bilememektedir. Bunun yanı sıra Ortadoğu’da olup bitenlerin bir grup masonun Yahudi’nin mucizevî biçimde binlerce yıldır dünyayı yönettiği sanılan tarikatlarla bağlantılı olmadığını da söyleyebilirim. Bu da politik olarak bu ülke gençliğinin böyle bir meselede bile nerede durduğunu göstermektedir. Bilinçsiz kitleler açısından en kolayını seçiyoruz. Saldırıya geçirtebilecek özlü sözler, vahşetin çağrısı ve en ilkel duygularla alınmak istenen intikam neye hizmet ediyor? Nazilerin bilinçsiz kitleleri harekete geçirirken en çok kullandığı yöntem deyimleri Führer’in sözlerini beyinlere kazımaktı. O kadar çok aynı yalanlar söylendi ki, halk bunu tek doğru olarak kabul etti. İnternette gördüklerimiz tabi ki Türkiye gençliğini Nazizm’e olan yatkınlığı değil ama karşımıza her yerde çıkan faşist eğilimlerin son yaşanan olaylar üzerinden nasıl bir şekil aldığı. Çünkü daha dün İsrailli bir bisikletçiye yapılan yumruklu saldırı bize şunu gösteriyor; Ortadoğu’da yaşanılan olayların ekonomik, sosyal ve siyasal temellerine inmeden verilen tepkilerin Filistin ve Ortadoğu halkları açısından kurtarıcı etkisi yoktur. İşin varacağı nokta kitlelerin onlardan olmayanlara karşı kustukları bir nefret gösterisidir. Türkiye’nin de batısında en ufak bir tartışmada Kürtlerin, Romanların bir anda nasıl da “Yahudileştirildiklerini” görüyoruz. Eşyalarını bile toplayamadan nasıl kaçmak zorunda kaldıklarını.
Bu Filistin halkına yapılan emperyalist vahşetin belirli dinlerle, belirli uluslarla bir ilgisi yoktur. II. Emperyalist paylaşım savaşı çıkarken Hitler’i ve Nazizm’i yaratanlarla Nazizm vahşetinden nasibini almış Yahudilerin İsrail’ini ve Siyonizm’ini yaratanlar aynıdır. General Motors, Siemens, Rockefeller, Standard Oil Company ve Lord Rotshchild sermayeleriyle hem Nazizm’i hem de İsrail’i kurdular. Bugün de yaşanan budur. Dünya emperyalizmi için ne dinlerin ne ulusların ne de insani ihtiyaçların bir anlamı olmayacaktır. Hayatta kalabilmek için tarihin karanlık sayfalarındaki en barbar en kanlı savaşları ve yöntemleri kullanacaktır. Ta ki halklar onu ve faşizmini Stalingrad’da olduğu gibi kenetlenip durdurana kadar.
Görüldüğü gibi Hitlerci ve Nazi yanlısı yaklaşımlar, Filistin’de yaşanılan vahşete karşı olanlar için zararlı bir mikroptur. Küresel kapitalizmi maskelemek için kullanılan Yahudi düşmanlığı ve antisemitizm de tarihsel ve politik bilincin darlığından ya da olmayışındandır. Bu Filistin meselesinin emperyalizme karşı bir savaş mı, yoksa Yahudilere karşı bir savaş mı olduğu noktasında kafa karışıklığı yaratır. Dün olduğu gibi bugün de emperyalizmi durduracak olan halkların kardeşçe omuz omuza birlikte mücadele etmesidir. Ki İsrail’de de tüm baskılara rağmen birçok Yahudi elinden geldiğince mücadele etmektedir. İnternette yapılan propagandayı şöyle değiştirerek yazımı bitirmek istiyorum; bunu başka bir iletide gördüm:
İsrail Siyonizm’ine tepki olarak Hitler’e sarılanlar, ancak faşizmi meşrulaştırabilir. Sadece marksist bir bakış açısı, her olguyu doğru değerlendirip, yerli yerine oturtabilir. İlla da birine sarılınacaksa faşizmi yenilgiye uğratan Sovyetler Sosyalizmine yüzünüzü dönünüz, ötesi ancak burjuvazinin değirmenine su taşımaya hizmet edecektir.