Ayazmalı kentsel dönüşüm mağdurları direniyor
Evleri yıkılan ve kendilerine verilen hiçbir söz tutulmayan Ayazma halkı direnişte. Her Cumartesi saat 17.00'den Pazar 17.00'ye kadar oturma eylemi düzenleyen Ayazmalılar sonuç alınana kadar mücadelelerini sürdürmekte kararlı.
“Biz bugün Irak’taki Saddam Hüseyin dönemini Türkiye’de yaşıyoruz. Nasıl Saddam katliamlar yaptı kimse sesini çıkaramadı, burası da böyle. Bunlar vatandaş, hak, hukuk tanımıyor. Yok kardeşim, yok! Bunların gözünde yoksulsan, yandaş değilsen insan değilsin.”
Ayazma-Tepeüstü Kentsel Dönüşüm Mağdurlarının sözcüsü Kasım Aydın’ın cümleleri bunlar. Kasım Abi, dertli, öfkeli… Nasıl olmasın ki? Evi yıkıldı, kendisine verilen sözler tutulmadı… Direndi, çadır yaptı yıktılar, baraka kurdu, yıktılar. Zabıtalar çadır malzemelerini çaldı, peşlerinden gitti, tartakladılar.
Çakır gözlü, Kasım Abi. O çakır gözler bunca yıllık mücadeleden, uykusuzluktan, kaygıdan kanlanmış. Sarıya çalan sakalları aklaşmış. Yine de ağzından tek cümle çıkıyor: “Ölmek var dönmek yok!”
AYAZMA BEKLEYİŞİ
Ayazma-Tepeüstü Kentsel Dönüşüm Projesi mağdurları bu hafta sonu Küçükçekmece Atatürk Parkı’ndaki direnişlerinin 6. haftasına girdi. Her Cumartesi saat 17:00’den Pazar 17:00’ye kadar Belediye’nin hemen önündeki Atatürk Parkı’nda ‘bekleyişlerini’ sürdürüyorlar. Parktaki mağdur 18 aileden kimle konuşsanız aynı yanıtı alıyorsunuz: “Eylemimiz süresiz. Bize verilen sözler tutulana kadar devam edeceğiz.”
Kasım Abi, 1996’da ekmek davasına kalkmış memleketi Ağrı’dan İstanbul’un yolunu tutmuş. 4 sene Atatürk Mahallesi’nde ikamet ettikten sonra 2000’de yerleştiği Ayazma’ya şimdi dahi adını anarken duygulandığı gecekondusunu dikmiş. 2004’te, yaşadıkları mahallenin Kentsel Dönüşüm Projesi’ne dâhil olduğu kendilerine tebliğ edilmiş ve komşularıyla birlikte mücadelenin içine doğru çekilmişler.
2005 yılında kiracılarla sözleşmeler yapılırken maddelerin arasında “Kimseyi mağdur etmemek kaydıyla evlerinizi yıkıyoruz” cümlesi olmasına rağmen verilen sözler bir türlü tutulmamış. Önce 2006’da yeterli sayıda ev olmadığı ve kura çekileceği ortaya çıkmış. Sonrasında 2007 Şubat ayında henüz başını sokacak bir evi olmayan Ayazma halkının gecekonduları yıkılmış. Ayazmalılar, pes etmemiş. Yıkılan evlerinin üzerine barakalar, çadırlar yapmışlar. Toplam 3 yıkımla sarsılmış, tekrar evsiz bırakılmış mağdur halk.
“KÜÇÜK” ADAMLAR “BÜYÜK” BAŞKANA KARŞI
Hadiselerin medyada yer bulmaya başladığı dönemde bir televizyon programı aracılığıyla seslerini duyuran Ayazmalılar, Belediye Başkanı Aziz Yeniay’ın “1 yıllık kira paranızı vereceğim, sonrasında da evlerinize yerleşeceksiniz” sözü üzerine gönülsüz bir şekilde de olsa şartları kabul ettiler ve geçici konutlarına yerleştiler. 2009 Aralık ayında herkesin kira parası bittiğinde söz verilen evler hala ortada yoktu. Tıpkı Küçükçekmece Belediye başkanı Aziz Yeniay gibi…
Keresteciler Çarşısı’nda hamallık yapan Barış Turan, “Hiç randevu vermedi, hiç konuşamadım, derdimi anlatamadım Aziz Yeniay’a” diyor. Hoş, başkana derdini anlatabilen Kasım Aydın’a söylenenler de pek iç açıcı değildi: “Küçük adamlarsınız siz, benimle baş edemezsiniz.”
Küçükçekmece belediye başkanı Aziz Yeniay, seçmenini umursamayan hatta küçük gören bir politikacı… Daha önce evsiz bıraktığı 18 mağdur ailenin medyaya yansıyan itirazlarını bastırmak için, “onlar dışarıdan gelmiş teröristler”, “aslında yoksul değiller”, “hak sahibi değiller” gibi iftiralar atmasına rağmen Ayazmalılar aksini ispat edince hepsinden geri adım atmak zorunda kalmış, halkını değil rantını düşünen bir siyaset adamı. Kendisine en güzel cevabı yine Kasım Aydın veriyor: “Tamam, kendisi büyüktür ama kendisini büyük yapan vatandaşın verdiği oydur. Adam bunu düşünmüyor. Ben seçmenime nasıl küçük adam derim diye düşünmüyor. Bu ülkede vatandaşın oyu geçerlidir ama sözü geçerli değildir…”
“KÜLTÜR DEĞİL REZALET BAŞKENTİ”
28 yaşında iki çocuk babası olan Mardinli Adil Olgaç, muhatabı otoriteleri firavuna benzetiyor: “Bize adalet dağıttıklarını söylüyorlar. Bu kimin adaleti? Hz.Ömer’in mi, Hz.Ali’nin mi Peygamber efendimizin mi? Bunlar daha çok firavuna benziyor. Ben güçlüyüm, ben yaparım, benim dediğim olur. Benim çocuğum barakada doğdu, daha 20 günlükken ikinci yıkımını yaşadı. O çocuğun ne günahı var? Ben bunlar yüzünden geçmişimi unuttum, hayatımı son 4 yıla sığdırdım. Kentsel dönüşümmüş, rantmış bunlar bizim işimiz değil ki! Benim işim aileme, çocuklarıma bakmak. Buraya Avrupa’nın kültür başkenti diyorlar, burası Avrupa’nın rezalet başkentidir!”
Kasım Aydın, göçük altında kalan madencilere “kardeşlerimiz” diye sesleniyor ve onların ölümüne ‘kader’ diyen başbakanı da lanetliyor. “Kader varsa tedbir de vardır. Sen bu tedbiri aldın mı? İşte bunların gözü dönmüş. Bunlar dini bile ranta alet ediyor.”
Son olarak Barış Turan’ın sözleri eylemcilerin kararlılığını özetliyor: “Vatandaşın barınma hakkı var. Eğer ben bu davadan dönersem o babanın oğlu değilim. Peşini bırakmam, bu saatten sonra, bu eylemlerden sonra hiç bırakmam. Eylemse eylem, grevse grev! AİHM’e kadar yolu var. Ya canımdan olacağım, ya da gerekeni yapacağım!”
Ayazma-Tepeüstü Kentsel Dönüşüm Projesi mağduru 18 ailenin eylemi süresiz olarak devam edecek. Onların gıdası destek! Küçükçekmece’ye yolunuzu düşürün ve mücadelelerine katılmanın onurunu yaşayın.
(Emek Dünyası)