14 Haziran 2010, Pazartesi

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ:

Her durumda kaos!

Hazırlanışı, sunuluşu, içeriği, meclisten geçişi ve referandum süreciyle pek çok tartışma yaratan anayasa değişiklik paketiyle ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi'nden çıkacak her türlü kararda büyük gürültü kopacak.

ÜMİT ASLAN umit@emekdunyasi.net

Birçok sorunun çözümünde ikiye ayrılmış ve kutuplaşmış bir izlenim veren Türkiye’de, yüksek yargıdan anayasa değişiklik paketiyle ilgili hangi karar çıkarsa çıksın, büyük tartışmaların yaşanacağı gün gibi belli.

Ancak bu değişiklik sürecinde yapılan açıklamalar ve ortaya konulan tepkiler bir bütün halinde incelendiğinde siyasilerin takındığı tutumun ne kadar baskıcı ve tehditkar unsurları içerdiğini görüyoruz.

Mahkeme'ye en büyük baskı AKP grup başkanvekili Bekir Bozdağ ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç tarafından uygulanırken, 'yandaş medya' daha önce olduğu gibi Anayasa Mahkemesi’ne “halkın iradesine” asla müdahale etmemesi yönünde telkinde bulunuyor.

MECLİS’TEN KÖŞK’E, KÖŞK’TEN BAŞBAKANLIĞA, YSK’YA VE ANAYASA MAHKEMESİ’NE

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"u 12 Mayıs’ta onaylamış ve Anayasanın 175. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca halkoyuna sunulmak üzere yayımlanması için Başbakanlığa göndermişti.

Uzun süre devam eden tartışmaların eşliğinde meclisten yumruklar, tokatlar ve küfürler ile geçen kanunun, bu sefer de 60 gün sonra mı yoksa 120 gün sonra mı halkoyuna sunulacağı tartışılmıştı.

Köşkten geçtiği günün ertesinde Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanvekili Kırdar Özsoylu, anayasa değişikliğine ilişkin kanunun 12 Eylül 2010 Pazar günü halk oylamasına sunulacağını açıkladı. Açıklamasında 'Anayasa Değişikliklerinin Halk Oyuna Sunulması Hakkındaki Kanun'un Anayasa'nın 67. Maddesi'nin son fıkrasında ifade edilen seçim kanunları kapsamında olduğunu, bu fıkra uyarınca da seçim kanunlarındaki değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanamayacağını ekleyerek referandumun 60 günde yapılamayacağını bildirmişti.

Bir sonraki gün ise CHP, 111 milletvekilinin imzası ile kanunu Anayasa Mahkemesi’ne taşıma kararı alarak, iptal için başvurmuştu. Üç gün içerisinde gelişen tüm bu olaylar aslında stratejilerin daha önceden belirlendiği bu kanun için gözlerin çoktan Anayasa Mahkemesi’ne dikildiğinin kanıtıydı. Bu noktada iptal başvurusunun ardından gelen açıklamalar ise şöyleydi:

Abdullah Gül: Hukuki bir hak

"Bu hukuki anlamda bir haktır. Dolayısıyla böyle bir hukuki hakkın kullanılıp kullanılmayacağı, siyasi partilerin ve milletvekillerinin iradelerindedir. Böyle bir hakkın kullanılmasına kimse bir şey söyleyemez"

Mehmet Ali Şahin: Şekil yönünden incelenmeli

"Anayasa Mahkemesi, anayasa değişikliği ile ilgili sadece şekil yönünden inceleme yapabilir, yapmalıdır. Benim beklentim de bu doğrultudadır. İçeriğe girmemesi gerekir. Anayasa Mahkemesine verilen görev Anayasa'da bu şekilde düzenlenmiştir"

Hikmet Sami Türk: Gerekli değildi

"Ortada henüz kabul edilmiş bir anayasa yok, sadece meclisten geçen bir metin var. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, bu gerekçeyle incelemeyi kabul etmeyebilir. Halk oylamasında kabul edildiği takdirde 10 gün içinde dava açılabilir. Halk oylamasında kabul edilip edilmeyeceği belli olmayan bir değişikliği Anayasa Mahkemesi'ne götürmek çok gerekli değildi."

Gazeteler

Gazetelerde ise durum daha da vahimdi. 7 Haziran’da yayınlanan bazı manşetlerde Mahkeme’nin ‘Şekil yönünden inceleyeceğiz’ açıklamasına bile tehditvari tepkiler verildi. Söz konusu manşetler şöyleydi:

Vakit: 9’u da yargılanmalı

Hukukçular, Anayasa Mahkemesi’nin 9 üyesinin TBMM’nin görevini engellemekten dolayı TCK 311`den ve yetkilerini aştıkları için de Anayasa’nın 148. maddesini ihlalden yargılanabileceklerini söylüyor.

Yeni Şafak: Mahkeme bu kararla Anayasa suçu işledi

Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişikliği iptal etmesini değerlendiren hukukçular, bu kararla Anayasa’nın ihlal edildiğini ve Meclis'in yasama yetkisinin gasp edildiğini söylediler.

Zaman: Karara tepkiler dinmiyor

Anayasa Mahkemesi’nin esastan inceleme yetkisi olmamasına rağmen 411 milletvekilinin oyuyla gerçekleşen değişikliği iptal etmesi kamuoyunda büyük tepkilere yol açtı. Meclis`i devre dışı bırakan karar, Anayasa Mahkemesi’nin varlığını tartışmalı hale getirdi.

Bugün: Karar Türkiye’nin geleceğini kararttı

Anayasa Mahkemesi’nin başörtü düzenlemesine verdiği iptal kararına sert tepkiler geldi. Anayasa Mahkemesi’nin CHP’nin talebiyle Meclis’te 411 milletvekili oyuyla geçen Anayasa düzenlemesini iptal etmesine internet sitesinden tepki gösterdiler.

Star: Karar yargılanıyor

Akademisyen hukukçular, Anayasa Mahkemesi"nin iptal kararıyla Anayasa’yı çiğnediğini belirterek, "Bir öğrencim bunu sınavda yazsa sıfır alır. Üst sınıfa bile geçemez" dediler

Mahkeme üyelerini yargılamaktan onların hiçbir hukuk bilgisi olmadığına hatta Anayasa’yı ihlal ettiğine dair yapılan ithamlar bir kez daha basının nereye yönlendiği hakkında soru işaretleri yaratırken, son ve en ilginç gelişme Raportör Osman Can ile Anayasa Mahkemesi arasında yaşandı.

Raportör Osman Can: Yüksek mahkemeyi yok sayın

AK Parti’nin kapatma davasında da raportörlük yapan Osman Can’ın yaptığı açıklamalar ise büyük yankı uyandırdı. Mahkeme’nin Anayasa paketinde bazı maddeleri iptal etmesi olasılığı ile ilgili değerlendirmede bulunan Can, hukuksuzca alınan bir kararın üzerine ikinci kez hukuksuz bir karar alınamayacağını söylemişti.

Raportör Can, “Yüksek Mahkeme’nin Anayasa Değişikliği Paketi’ndeki bazı maddeleri iptal etmesi halinde bu kararı yok hükmünde olacaktır. Hükümet, söz konusu maddelerin iptal edilmesi halinde, bu hukuksuz kararı kale almadan, iptal edilen maddeler de dâhil olmak üzere paketi bir bütün halinde referanduma sunmalıdır” demişti. Hükümetin bu yöndeki adımının hukuki olarak herhangi bir sorun teşkil etmeyeceğini savunan Can, asıl hukuksuzluğun, Mahkeme’nin, Anayasa’nın kendisine çizdiği sınırların dışına çıkıp değişiklik paketini esastan incelemesi ve bazı maddeleri iptal etmesi olacağını iddia etmişti.

Bu açıklamaların ardından Yüksek Mahkeme, Can’a, kurumu yok saymaya yönlendiren, özendiren ve bu kadar kritik bir süreçte saygınlığına gölge düşüren açıklamalarını en kısa sürede düzeltmesi uyarısında bulunmuştu.

İstanbul -