29 Haziran 2010, Salı

"Hep vardık, var olacağız!"

ASLI ALPER aslialper@gmail.com

Son 7 yılda kadın cinayetleri yüzde bin 400 artmış. 6 ayda 135 kadın öldürülmüş. Yine 6 ayda 51 kadın gördüğü şiddet nedeniyle yaralanmış, 114 kadın tecavüze maruz kalmış. 15 kadın kaçırılmış, 36 kadın intihar etmiş…

Türkiye'de 2009 sonu itibarıyla 36 milyon kadın nüfusunun sadece 6,8 milyonu istihdam ediliyormuş. 2009 yılı sonu itibarıyla okuma yazma bilmeyen kadın sayısı 3 milyon 730 bin 553 olarak TÜİK kayıtlarına geçmiş. Okur-yazar olup da bir okul bitirmeyen kadın sayısı ise 6 milyon 917 bin 210 kişiymiş…

Günler gecelere, geceler günlere devriliyor. Rakamlar değişiyor. Değişmeyen tek şey içimizdeki acı.

Erkekler tarafından 2009 yılında öldürülen 198 kadının, Şubat ayında öldürülen 14 kadının, Mart ayında öldürülen 20 kadının, Nisan ayında öldürülen 25 kadının acısı değişmiyor. Ve hala daha erkekler tarafından öldürülmeye devam eden kadınların acısı…

Çocuk cinayetlerinin, “kadın” olarak nitelendiren ve evlendiren çocukların, en küçüğü 10 yaşında olan 76 minik annenin acısı değişmiyor.

İşlenen cinayetlere ve uygulanan şiddete “Kocasıdır-babasıdır döver, yapacak bir şey yok” diyen zihniyetin acısı değişmiyor.

Beylik tabancaları ile alınan canların acısı…

Sıcacık yataklarından kaldırılıp, koca evine gönderilen minik gelinlerin acısı…

“Ama bakire değilmiş” diyerek, namus cinayeti, aşk cinayeti diyerek suça ortak olan medyanın meşrulaştırdığı cinayetlerin acısı…

Boşanmak istediği için, etek giydiği için, genç bir erkekle konuştuğu için, evlenmek istemediği için, tecavüze uğradığı için, sevişmek istemediği için şiddete uğrayan ve öldürülen tüm kadınların acısı değişmiyor.

Hamile kaldığı için işine son verilen kadınların acısı değişmiyor. Kadın olduğu için daha az ücretle çalıştırılan kadınların acısı da değişmiyor. Okuma yazma bilmeyen 3 milyon küsur kadının acısının değişmediği gibi.

Günler gecelere, geceler günlere devriliyor. Acı utanca dönüşüyor. Devlet kadınları yok etmeye çalışıyor. Hükümet cinayetleri, tacizleri, cinsiyet ayrımcılığını devlet politikası haline getiriyor. Devletin sivil polisleri kadınları taciz ediyor… Kaç gece de geçse bu acı değişmiyor, bu utanç silinmiyor!

30 Haziran’da “Dünya Kadın Yürüyüşü”nde İstanbul’da buluşacak kadınlar. Dili, dini, kültürü ne olursa olsun bavullarında aynı acı ile gelecekler.

Kadına yönelik şiddet için, kadın emeği için, suça ortak medya için, sendikal hakları için, direnişteki kadınlar için, kürtaj hakkı için, barış için, milliyetçilik ve ayrımcılık için aynı acı ile yürüyecek, aynı acı ile haykıracaklar: “Hep vardık, var olacağız!”