29 Haziran 2010, Salı

GRUP TOPLANTILARI

Meclis'te oy hesapları

AKP cephesinde 'Terör örgütünün hedefi hükümettir', MHP'de 'Öcalan'ı asalım', BDP'de 'Belediyelere dokunmayacaksın', CHP'de ise 'AKP çözüm üreten parti kimliğinden uzak' görüşleri ön plana çıktı.

ÜMİT ASLAN umit@emekdunyasi.net

Bugün yapılan grup toplantılarında öne çıkan söylemler, gündemin yükselen tansiyonunu düşürmekten uzaktı.

Erdoğan:  Muhalefet, STK’lar, kanaat öderleri ve medya da sorumlu

Erdoğan, AKP grubunda yaptığı konuşmada, terörle mücadeleye değindi; açılımın ''hız kestiği, yavaşladığı, heyecanın kaybolduğu, hatta kapandığı'' yönündeki yaklaşımların haksız olduğunu ve bilgi eksikliğinden kaynaklandığını ileri sürdü:

''Terörle mücadele milli bir meseledir. Terörle mücadelede yegâne sorumluluk hükümete ait değildir, yegâne sorumluluk güvenlik güçlerinde de değil,  en az onlar kadar muhalefetin Meclis içinde veya dışında tüm siyasi partilerin,  sivil toplum örgütlerin, kanaat önderlerinin, medyanın bu alanda sorumluluğu var.  Son 26 yıldır Türkiye bu sorunla mücadele ediyor. 26 yıldır her hükümet bu soruna muhatap oluyor, çözüm için çaba harcadı, ancak köklü ve cesur tedbirler alınamadığı için terör bitirilemedi, kontrol altına alınamadı.

Son terör saldırılarıyla birlikte herkesin şunu görmesi lazım. Terör  saldırılarını, terör örgütünün faaliyetlerini, hükümeti ya da kurumları  yıpratmak için bir fırsat olarak görmek, terörle mücadele azmine vurulacak en  ağır darbedir.

Daha Şemdinli'de şehit olan 11 Mehmetçiğimiz toprağa verilmeden, acıları çok sıcakken, ne yazık ki Ankara'dan milletin hissiyatıyla örtüşmeyen açıklamalar yapılmaya başlandı. Hiç yeri ve zamanı değilken erken seçim çağrılarının yapılması, olağanüstü hal ilanının istenmesi, yaşanan saldırılardan dolayı hükümetin, kurumların, açılım sürecinin suçlanması en hafif  ifadesiyle fırsatçılıktır. Böyle zamanlarda dosta düşmana karşı birlik ve bütünlük ruhu daha da yüceltilmesi gerekirken, tam tersine, 'buradan nasıl bir siyasi fayda elde edebilirim, buradan kendi partime, kendi siyasi görüşüme nasıl bir çıkar sağlarım' mücadelesi başlatıldı.''

MHP: Gel beraber asalım

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Öcalan'ın asılmaması konusunda birilerine söz verildiğini ve belge imzalandığını iddia etti.

''Bizim bu iddiaları bilmemiz ve cevabını bulmamız söz konusu değildir. Zira bölücü başının yakalanıp Türkiye'ye getirildiği 1999 yılının Şubat ayında MHP bırakınız hükümette olmayı, parlamentoda temsil edilmeyen bir muhalefet partisi durumundadır'' diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

'Bizim Başbakan'a önerimiz, ortaya konuşacağına, devletin güvenlik ve istihbarat imkânlarının tamamı elinde olduğuna göre, konuyu doğrudan araştırıp sorumlularını açıklaması ve hesap sormasıdır.

Eğer Başbakan bebek katilinin asılmaması karşılığında bir pazarlık yapıldığını iddia ediyorsa, bu konudaki işbirlikçileri arayacağı yer MHP değil, idamın kalkması için evet oyu veren AKP kadrolarıdır.

Başbakan her şeye rağmen sık sık dile getirdiği gibi samimi bir pişmanlık duyuyor da bu cani hakkında verilmiş infaz kararını uygulamak istiyorsa, MHP destek vermeye hazırdır. Hodri Meydan.''

Kışanak: Çözmek istiyorsan psikolojik savaştan vazgeç

Psikolojik savaşın, çözüm önündeki en büyük engel olduğunu belirten ve hükümetin medyaya yeniden sansür dayattığını ifade eden BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak., medyanın failli meçhulleri, köy yakmalarını görmediğini belirterek, "Bugün sorun çözülmüyorsa bu yalanların çok büyük payı var. Eğer insanlarımız yaşanan vahşeti bilseydi buna karşı sesiz kalmazdı" diye konuştu.

Samanyolu TV'deki Tek Türkiye, TRT'deki Sakarya-Fırat ve Kurtlar Vadisi dizilerinin düşmanlık tohumlarını ektiğini belirten Kışanak, "Çözmek istiyorsan bu psikolojik savaştan vazgeçeceksin, gerçekleri sen göreceksin ve halkın görmesini de engellemeyeceksin" dedi.

KCK operasyonun "29 Mart seçimlerindeki Kürt iradesinden intikam alma operasyonu, AKP'ye teslim olmayanlara karşı yapılan bir darbe operasyonu" olduğunu belirten Kışanak, "AKP'nin en yetkili ağızlarından gecikmiş operasyon laflarını duyduk, yine AKP yetkililerinden 'daha ne istiyorsunuz asit kuyularına göndermiyoruz cezaevine gönderiyoruz' sözlerini duyduk" diye konuştu. AKP'ye aynı şekilde "sana teslim olmayacağız" diyeceklerini anımsatan Kışanak, Belediyeler üzerinden yürütülen magazinel söylemleri de ciddiye almadıklarını söyledi. BDP belediyelerinin halkçı belediyeler olduğunu belirten ve "85 yılda ilk kez o beledileyer halkın belediyesi oldu, kapıları halka açıldı, kadın ve gençliğin temsiliyetine kapı açıldı" diyen Kışanak, bundan rahatsızlık duyulduğunun altını çizerek, "Rahatsız olmaya devam edin, uykularınızın kaçması devam etsin bu halk bir daha asla size oraların kapısını açmayacaktır" dedi.

Kılıçdaroğlu: Türkiye kullanılan ülke konumuna gelmiş durumda

Kılıçdaroğlu ise şöyle konuştu: ''Bizim gördüğümüz şu; halkın gündemiyle AKP'nin yarattığı sanal gündem arasında dağlar kadar fark var. Ama biz kararlılıkla ve ısrarla halkın gündemini yakalamaya, halkın yaşadığı sorunları çözmeye ve çözüm önerilerini anlatmaya talibiz. Biz sanal gündem yaratarak toplumu içinde bulunduğu sorunlardan çekip, sorunları dile getirmesini engelleyen bir siyasal anlayıştan yana değiliz. AKP bunu ısrarla yapıyor, bilinçli olarak yapıyor. Ama hiç meraklanmayın, biz CHP olarak hem sorunları hem de nasıl çözüleceğini çok iyi biliyoruz. AKP, çözüm üreten bir parti olma kimliğinden süratle uzaklaşmış, sorun yaratan bir parti kimliğine ulaşmıştır. AKP sorun yaratıyor, yarattığı sorunların altında eziliyor. Zemin kaydıkça da baskı aracı olarak yasaları kullanmaya başlıyor. İnsanların sorunlarını dile getirmesine ortam hazırlamaktan özenle kaçınıyor. Bu konudaki baskılarını süratle sürdürüyor.

AKP, bunu yalnızca iç politikada yapmıyor, dış politikada da benzer bir tablo var. Dış politikada da Türkiye'yi güven veren, sağlıklı politika üreten, özü sözü bir ülke konumundan çıkarmış durumda. Tam tersine Türkiye'yi dış politikada kullanılan ülke konumuna getirmiş durumda. Bunu şiddetle reddediyoruz ve AKP'yi Türkiye'yi kullanılan ülke imajını yarattığı için de kınıyoruz.''

Terörün yıllardır Türkiye'nin çok ciddi bir sorunu olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bu konuda Diyarbakır'da sivil toplum örgütlerinin değişik zamanlarda açıklamalar yaptıklarını hatırlattı. Kılıçdaroğlu, ''Bazı açıklamaların içeriğine tümüyle katılmasak bile en azından terörün sonlanması açısından sivil toplum örgütlerinin inisiyatif üstlenerek, PKK terör örgütüne silahların bırakılması yönünde yaptığı çağrıya katılıyoruz. Terör örgütünün koşulsuz silah bırakması lazım. Silahların olduğu yerde sorunların çözülmeyeceği açıktır'' diye konuştu.

İstanbul -