03 Eylül 2010, Cuma

Aşırı hıza dikkat, kaybolan şey hayat¹

SİNAN BİÇİCİ sinanbicici@emekdunyasi.net

Araştırma için bilmedikleri bir bölgeye giden ekip, kılavuz olarak İnka yerlilerini rehber olarak tutarlar. Zamanları kısıtlıdır ve acele etmektedirler. Birkaç gün hızlı şekilde yerliler önde araştırmacılar arkada ilerlerler. Bir an gelir, yerliler birden oldukları yere otururlar ve kıpırdamadan öylece kalırlar. Bilim adamlarının acelesi vardır ve yerlilere ne derlerse desinler, onlar oldukları yerde sessizce oturmaya devam ederler. Aradan birkaç gün geçer ve yerliler birden ayağa kalkar ve yürümeye başlarlar. Şaşkınlıkla onları izleyen araştırmacılardan biri, yerlilere yaklaşıp, "Ne oldu da durdunuz?" diye sorar... Yerlilerden biri cevap verir:

" Çok hızlı yol almıştık, ruhlarımız geride kalmıştı, onları bekledik..."

****

En son ne zaman bir ağaç gölgesinde oturup ruhunuzu beklediniz? Yaprakların sallanışından gelen hışırtıları dinlediniz? Rüzgâr yavaş yavaş yüzünüze vurur esintisini, bir karınca boyundan büyük ekmek parçasını sırtlayıp götürür. Toprakta sanki bir tablo gibi desenler vardır. Ellerinizle bir ot parçasına dokunursunuz, elleriniz de özgeçmişiniz gibi değişmiştir, bunu fark edersiniz.

Sevgilinizin, karınızın, kocanızın yüzünde bir çizgi daha oluşmuştur. Gözleri farklı bakıyordur belki. Bir arkadaşınız hayatla ilgili çok önemli karar almıştır. Yanı başınızdaki masada oturan mesai arkadaşınız derin bir keder içindedir. Her gün önünden geçtiğiniz pastanenin duvarları boyanmıştır. Her zaman aynı köşede duran ayakkabı boyacısı orada yoktur.

Milan Kundera "Yavaşlık" adlı romanında "hız unutturur" diyor.

Gözlerimizin önündekini, kalbimizin bir köşesindekini, sevdiğimizin dudaklarındakini, aklımızdakini, elimizdekini...

Arabalarımız 240 kadranlı, bilgisayarlarımız bilmem kaç ram'li, çamaşır makinemiz şu kadar devirli. Hep hayata yetişmek için. O kadar "hızlı" ki hayatımız, yemek yerken gazete okumak, çocuğumuzun oyununu izlerken haber dinlemek, sevişirken yarınki işimizi düşünmek, bir dostu dinlerken sonra söyleyeceğini hesaplamak zorundayız... Çok hızlı olmamız gerek çoook...

Son zamanlarda sokağa çıktığınızda, işyerinizdeki masamıza oturduğunuzda hep bir şeyler unuttuğunuzu düşünüyor musunuz?

Unuttuğumuz bir şey mi var diye arada bir durduğumuzda, henüz otomatik ödemeye bağlamadığımız bir fatura ya da şirkete vereceğimiz haftalık raporu hatırlayıp rahatlarız. Rahatlarken hâlâ aklımızın bir köşesini kurcalamaya devam eden, bize sıkıntı veren halimizi mevsimsel değişmelere, B vitamini eksikliğine ya da modern insanın en moda hastalığı strese bağlayıp hayata kaldığımız yerden devam ederiz.

Kafamızın bir köşesinde kurcalama işlerini yürüten o sıkıntının adı belli aslında... Yeni bir işe başlarken, bir yaş daha atlatırken, çantamızı giysilerle doldururken yer bırakmadığımız ruhumuz. Ne yaparsak yapalım, nereye gidersek gidelim hep bir şey unutmuşuz duygusu veren açık musluklar ya da cep telefonumuz değil, ruhumuz. Hep peşimizden koşturup bize yetişmeye çalışan ruhumuz...

Çok hızlı sandığımız hayat bizi ansızın durdurduğunda ruhumuz bize yetişecek ve bunun hesabını er geç soracaktır. Ondan kaçamayız, ihmal ettiğimiz ruhumuz arkamızdan gelecek mutlaka, başka bir şey umma...


¹ Trafik sloganı