Barışın diliyle konuşmak
Referandum yaklaşırken hükümet ve "muhalefet" en kanlı kılıçlarını kınlarından çıkardı.
Bir anayasa değişikliği referandumunda olduklarını unuttular.
Bildikleri tek dille konuşuyorlar. Savaşın diliyle.
Kemal Kılıçdaroğlu Kürt bölgesine yapacağı ziyaret öncesinde utangaç bir şekilde "genel af" kelimelerini ağzına alınca "kan hesabı" yapanlar atladılar bu sözlerin üzerine. Yıllardır MHP'yi "kandan beslenmek"le suçlayan Erdoğan, "7 bine yakın polis ve asker şehidimizin olduğu Türkiye'de siz nasıl oluyor da genel aftan bahsedebiliyorsunuz? Bu şehitlerimizin vebalini, kanının bedelini ödeme yetkisini sana kim veriyor?" çıkışını yaptı.
Hükümet içerisinde daha itidalli bir çizgi izlermiş gibi görünmeye çalışan Arınç da geri durmadı. Ne demekti "genel af", bölücülerin önünü mü açmak istiyordu Kılıçdaroğlu?
Aslında Kılıçdaroğlu hemen sözlerini düzeltmişti. Olur muydu öyle şey, asla "bölücübaşı"nı içeren bir aftan bahsetmemişti Kılıçdaroğlu. Bütün silahlı güçler teslim olup tasfiye edildikten sonra oluşabilecek bir süreçten bahsettiğini açıkladı. Ama artık geç kalmıştı. Siperde dikilme yarışına girdiği muhalifleri üstüne çullandılar bu sözlerin.
Aslında her iki taraf da savaşın dilinde ne kadar ısrarcı olduklarını; barışın diline nasıl da yabancı olduklarını ispatlamaya girişiyorlardı.
Barışın diliyle kekelemeye bile başladıklarında hemen geri adım atıyorlardı.
Kılıçdaroğlu için kesinlikle bir yanlış anlamaydı bu. Kesinlikle böylesi bir dileği yoktu.
Referandumda MHP tabanına göz diken hükümet ise savaşın diline nasıl daha yakın olduğunu ispatlama telaşındaydı.
Çiçeği burnunda Genelkurmay Başkanı ise gelir gelmez savaş naraları attı.
İktidarı, muhalefeti, genelkurmayı bilcümle savaş dilinde ne kadar maharetli olduğunu kanıtlama yarışında.
Kürt halkı ise savaşın diline alışık; barışı konuşmaya ise her zaman hazır. Birkaç yıl önce bir gösteride açılan bir pankart bu açıdan dikkat çekiciydi. "Savaşa hazırız, barış istiyoruz" yazılıydı pankartta.
Kendilerinin gitmediği, çocuklarının bedelli olduğu bir savaşın diliyle birbirlerine saldıranlara karşı barışı, barışın dilini savunmalıyız.
Savaşın dilini konuşanlar ya barışın dilini öğrenecekler ya da kendilerinden öncekilerin gittiği gibi, def olup gidecekler...
Dünya Barış Günü kutlu olsun!