Devrimci Gençlik Köprüsü barışa uzanacak!
68'in devrimci gençliği, Hakkâri'deki Zap Suyu'na tam 41 yıl önce köprü yaptılar. 1999'da askerler tarafından yıkılan köprü, Cezmi Ersöz'ün öncülüğünde yeniden yapıldı. Sanatçılar, aydınlar, kitle örgütleri ve gençler köprünün açılışı için 1 Ekim'de Hakkâri'ye gidiyorlar.
Cezmi Ersöz'le Devrimci Gençlik Köprüsü'nün hikâyesini ve neden "Barışa Köprü Ol"duğunu konuştuk.
1969 yılında üniversite gençliği tarafından yapılan Zap köprüsü ya da diğer adıyla Deniz Gezmiş Köprüsü sizin için ne ifade ediyordu? O zaman ve bugün açısından.
O zaman, Türkiye'deki mücadelenin filizlendiği yıllara, çok önemli eylemlerin yapıldığı yıllara tekabül ediyor. Üniversite gençliği, hızlı bir şekilde örgütleniyor, özgünleşiyor ve Türkiye'nin meselelerini kendi meselesi gibi görüyor. Vurguladıkları nokta, çıkışları şöyle oluyor; Boğaz köprüsünün ihalesi kesinleştiği andan itibaren, "Boğaza değil Zap'a köprü" sloganı yayılıyor. Burada amaç şu; boğaz köprüsü illa ki yapılmasın anlamında değil bu. O dönem yanlış anlaşıldı bu. İşte bunlar gerici, gelişime karşı, teknolojiye karşı gençler gibi bir takım ilkel yaftalarla mahkûm edildiler. Orada niyet şuydu; İstanbul'a Boğaz Köprüsü yapılırken, batıyla doğu arasındaki gelir dağılımı uçurumu derinleşecek. Batı zenginleşecek. Sermaye batıya gidecek. Doğu ve Güneydoğu yoksul kalacak. Ve bugün müthiştir, 41 yıl sonra bakıyoruz ki; İstanbul'da kişi başına milli gelir 45 bin lirayken, Güneydoğu'da bin 500 liraya tekabül ediyor Cizre, Silopi, Şemdinli gibi yerlerde. Yani olağanüstü bir fark. Şimdi bu fark olduğu sürece biz toplumsal barışı gerçekleştirmekte çok zorlanacağız ve zorlanıyoruz. Nitekim bu ortaya çıktı. Gelir dağılımı, yani Türkiye'nin eşit kalkınmasını istiyorlar. Ayrıca Boğaz Köprüsü'nün Türkiye'deki istihdam sorununu çözmeyeceğini düşünüyorlar. Toplu taşıma araçlarının değil, özel taşıtların çoğalacağını öngörüyorlar. Nitekim öyle oldu. İstanbul trafiği içinden çıkılmaz hale geldi. Sonra, ekolojik meselelere parmak basıyorlar. Diyorlar ki; İstanbul'da nüfus hızla artacak. Doğal su havzaları yok olacak. Yeşil alanlar yok olacak. Çevre yollarıyla büyük bir betonlaşma olacak. Rant kavgası olacak. İstanbul için öngördükleri her şey oldu. Hepsi oldu. Yani 41 sene önce görmüşler gerçekleri. Kardeşliği bozacak diyorlar. Ne var ki, Batıdaki insanlar Doğudaki insanların yaşadıklarını, yoksulluğu, orada çekilen çileleri, imkânsızlıkları bilmiyorlar. Bunu öne çıkartalım diyorlar. Ve bir anlamda '69 yılında yapılan bu köprü, Batıdan Doğuya uzanan bir barış eli anlamına geliyor. Biz sizinle dostuz, yaşadığınız imkânsızlıkları, yoksullukları, çektiğiniz çileleri biliyoruz. Türk kamuoyu Türk basının dikkat etmediği, oradaki insanların çektikleri ne? Devam eden süreçte başarıyorlar bunu.
Üniversite öğrencilerinin başında Abdi İpekçi var. Abdi İpekçi, Milliyet gazetesi başyazarı o zamanlar. Barış kamplarını başlatıyor. Sponsorluk yapıyor. Destek veriyor gençlere. Gençler de rozet alıp, yollarda insanlara rozet satıp para topluyorlar. Bu yolla 128 bin TL gibi bir para toplanıyor ve Hakkâri'ye gidiliyor. Hakkâri'de 53 gün kalınıyor. Çalışan kişiler kendileri oluyor. Biz de bunu yapmak isterdik, ama şu andaki ortam buna müsait değil. Zaten ateşkes yeni oldu. Erkenden gitmeyecektik çünkü ateşkes süreci bitmişti. Zaten tükenmeyen bir sorun vardı bölgede. Bölgedeki insanlara ulaşamadık. Çünkü sürekli cenazeler geliyordu, köylere. Taziyelere gidiyorlardı bölge insanları.
Köprüyü yeniden yapma fikri nasıl oluştu?
'69 yılında yapılan bu köprü Zap Suyu üzerine yapılan ilk köprü. Daha önce bir köprü yok orada. Bu da çok anlamlı. Halk için bu köprünün çok anlamı var. Çok şeyi temsil ediyor. Çok şeyi sembolize ediyor bu köprü. Bugün tanıdığımız birçok insan o köprünün inşaatında çalışmış. Yaşar Yılmaz, Faruk Pekin, Tarık Sorakoğlu, Necati Doğru, Faruk Sorakoğlu. Onlar da bizimle gelecek. Bir yerden çimento buluyorlar, bir yerden demir buluyorlar, bir yerden tahtayı buluyorlar. Açılışa da katılacaklar, diğerlerine de haber vereceğiz. Umarım onlar da katılır. Milliyet gazetesi basın sponsorumuz oldu. Gelişmeler çok iyi.
91'de gördüm ben bu köprüyü. Varlığından haberim vardı ama o kadar önemini, etkisini pek bilmiyordum. Çok etkilendim. Boğaz Köprüsü'nün minyatürü gibi bir köprü düşünün çok güzel asma bir köprü. Çok sağlam bir köprü. Hatta bir dönem halat kopmuş, korkmuşlar. Dönemin Yüksekova Belediye Başkanı cipiyle üzerinden geçmiş, halk rahatlamış.
91'de bu köprü üzerine bir yazı yazdım ben. O zaman çok yaralı bir Hakkâri ile karşılaştım ben. Köyleri boşaltılan insanlar şehir merkezine gelmişlerdi. Karın altında bekleşiyorlardı. Valiliğin önünde bir tas çorba için saatlerce bekleşen köylüleri gördüm. Gözlerinde çaresizlik, acı, öfke vardı. Mesleksiz insanlardı bunlar ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Köyleri yakılmıştı gidecek yerleri yoktu. Yoksuldu Hakkâri çamur içindeydi. Elektriksizdi. Bu duygularla ayrıldım Hakkâri'den. Gelecekleri ellerinden alınmıştı, umutsuzdular. Ancak Hakkâri'ye köprüsünü bile çok gördüler. Halka göre özel tim elemanları köprüyü bir gece bombaladılar. Halkın duyumları böyle. Halkın bombalayacak hali yok. PKK bombalamaz, çünkü bir simge o halkın sevdiği bir köprüyü neden bombalasın? Gerilla geçişleri olduğu için bombalamışlardır deniyor hesapta ancak o köprünün yanında başka bir köprü duruyor onu neden bombalamadılar? Gerillalar geçemeyecek mi yani? Amaç belli. Köprünün niye bombalandığı apaçık ortada. Hakkâri'ye ikinci gidişim, 2009'da gerçekleşti. 2009'da bir imza etkinliği için Hakkâri'ye çağrıldığımda, köprüyü suların altında gördüm, içim burkuldu. Orda, Hakkâri'de 2009'un Haziranı'nda konu açıldı. Köprünün nasıl bombalandığı aradan kaç sene geçtiği, anlattılar aydınlar, kitle örgütü üyeleri, eğitimciler, arkadaşlar. Daha önce köprü yapma girişimleri olmuştu ama başarısız sonuçlandı. Çatışmalar sürdüğü için bürokratik engellere takıldı. Zamanı değil dendi. Çünkü Hakkâri çatışmanın bol olduğu bir bölge. 2009 Haziranı'ndan şu güne kadar aralıksız uğraşıyoruz.
Köprü çalışmaları sırasında hangi zorluklarla karşılaştınız?
Yapım aşamasında, konser düzenlerken sıkıntılar yaşadık. Konser yeri bulamadık. Paramız yoktu. Sanatçı arkadaşlarımızın çok büyük desteği oldu. Geldiler, söylediler, destek verdiler. Köprü yapılmasına dair engeller çıkmadı. 30 Ekim Cuma günü konserden sonra biraz para topladık ama para yeterli değildi ama yola çıkmıştık bir kere. Tekrar köprü için onay almak üzere oradaki insanları bilgilendirmek için geçen yıl Mayıs ayında tekrar Hakkâri'ye gittim. Konuşmalar yaptım. Köprüyle ilgili bilgiler verdim. Ne yapacağımızı anlattım. Vali Muammer Türker, hiç zorlamadan onayladı. Maddi destek veremeyiz. Yok, dedik biz onu hallederiz. Komite kurduk Hakkâri'de. KESK, Eğitim-Sen, Toplum Gönüllüleri, BDP, belediyeden bazı kişilerin oluşturduğu komite çalışmalara başladı. Yılmaz Erdoğan, Mustafa Sarıgül, Osman Kavala, TAREM, Van Belediyesi, BDP'nin büyük desteği oldu.
Köprü ne zaman açılacak, biraz programdan bahsedebilir misiniz?
Şu an tüm hazırlıklarımızı bitirmiş bulunuyoruz. Afişler Hakkâri'ye ulaştırıldı. Hakkâri'de platform kurulacak. Konsere gelecek olan sanatçıların biletleri alındı. Fakslar çekildi. Pazartesi günü TAREM'de bir basın açıklamamız var. 30 Eylül saat 12'de aydınlar ve sanatçılar, hep birlikte yola çıkacağız. Aynı gün öğrenciler saat 9 buçukta yola çıkacaklar. Sanıyorum Hakkâri'de buluşacağız. Biz Van'dan Hakkâri'ye geçeceğiz ve 1'inde saat 15 gibi köprüyü açacağız. Bölge milletvekillerinin gelmesini tahmin ediyoruz. Buradan ayrıca yola çıkacak olan Osman Kavala, Gencay Gürsoy gibi aydınlarla birlikte açılıştan önce geçtiğimiz günlerde mayın saldırısına maruz kalan köylülerin yaşadığı Geçitli köyüne bir ziyaretimiz olacak, oradan açılışa geçeceğiz. Ertesi gün de barış konseri yapacağız. 2 Ekim Cuma günü saat 14'te Hakkâri Şehir Stadyumunda. Konuşmacılar, aydınlar, sanatçılar, köprüyle ilgili duygularını anlatacaklar. Sonra 3 -4 Ekim gibi grup grup geri döneceğiz.
Yöre halkının köprünün tekrar yapılmasına yönelik tepkileri neler?
Şöyle özetleyeyim. Belediye Başkanı'ndan tutun da sıradan bir köylüye kadar ortak fikirleri; Ne zaman yoldan geçerken, Van'a giderken ya da Hakkâri'ye gelirken içimiz sızlıyordu. Çünkü o bizim için çok büyük bir değer atfediyor. Yani tabii ki ulaşım için kullanılacak, arkadaki köylerle Van-Hakkâri birleştiği an bu köprü yolu, bir hafriyat çalışması yapılacak. Bir heyelan olmuş o toprağı atacak ve arkadaki köylerle birleştireceğiz yolu. Tabii ki hizmet verecek ama daha çok bir "müze köprü" fonksiyonu daha öne çıkacak. Çok büyük emekle yapıldı bu köprü, çok da ilginç zamana denk geldi. Ben mesela olaylarla birlikte çok kaygılı günler yaşadım. Özellikle en yoğun çatışmaların ve operasyonların olduğu bir dönemde vakit daralıyordu. Ağustos'a geldik, çalışmalar devam ediyordu. Hakkâri'yle bağlantımız koptu. Artık bana herkes sorar oldu: 'ne zaman olacak, ne olacak'. Artık ben Hakkâri'yle bağlantı kuramıyordum. Sonra ateşkes ilan edildi. Yumuşama süreci başladı. Hemen çalışmalara başladık. Ve komite çalıştı, ben de çabaladım. Topladığımız paralar Hakkâri'ye ulaştırıldı. Birkaç gün içinde tam olarak açılmış olacak.
Tam bu süreçte, PKK de ateşkes ilan etti. Geçmişten farklı olarak, köprünün barış sürecine sizce nasıl bir katkısı olabilir?
Tam da zamanında oldu. Biz 1 Eylül'de bitirecektik. 1 Eylül'de bu kadar açık yoğun barış müzakereleri yoktu. İlk kez devlet, BDP ile görüşüyor, sürekli BDP ile ne zaman görüşmeye kalksa hükümet ya bir provakasyon oluyordu ya bir mayın patlıyordu. Ya da gerillalar öldürülüyordu. Bu defa oldu. Bu defa başarıldı. Artık devlet görevlileri olsun, hükümet görevlileri olsun yıllar önce 'bunlar terörist' diye suçladıkları kişi ve kurumların aslında Kürt halkının önderliği olduğunu anlamış oldu. Yani artık bu kaçınılmaz; sonuçta BDP ve Demokratik Toplum Kongresi muhatap alınmalı.
Demokrasi ve barışın konuşulduğu dönemde operasyonlar devam ediyor. Hala Kürt sorununuda statükocu tutum sürüyor. Çözüme dair düşünceleriniz neler?
Ben Kürt halkının Türkiye'deki oluşmakta olan demokratik ortama özne olarak bilfiil katılmalarını istiyorum. Partileriyle, Demokratik Toplum Kongresi'yle, sivil toplum örgütleriyle aktif bir özne olarak katılmalılar. Bu süreçte yeni bir Türkiye inşa ediliyor, çünkü Türkiye Cumhuriyet Rejimi yanlıştı, yanlış kurumlaşmıştı. Eksikti, hatalıydı. Artık herkes hatasını anladı. Birlikte yaşayacaksak, bu yeni demokrasinin köklerini, temellerini birlikte atalım. Türkiye'nin demokratikleşmesinde Kürt halkı kilit durumda burada. Doğrudan muhafazada ne kadar önemli rol oynadığını gördük Kürtlerin. Böylesine aktif bir özne olarak içerde olsunlar. Yeni bir Türkiye'ye doğru ilerliyoruz. Demokratik Toplum Kongresi de lütfen bir kenara itilmesin, çünkü büyük bir örgütü temsil ediyor, 600'den fazla kitle örgütünü ve üyelerini. Barış için ilk virajı aldık. Bu virajı aldıktan sonra artık adım adım yaklaşacağız barışa, ama daha uzun bir yol var.
Devrimci Gençlik Köprüsü Belgeseli
EmekDunyasi.Net
İstanbul -