29 Eylül 2010, Çarşamba

Başbakanın 'fantezi'leri ve 'müzakere' hayali

BÜLENT ÖZÇELİK bulentozcelik@emekdunyasi.net

Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta kısa bir tatil yaptı. "Medya ordusu" sürekli onu arayıp duruyordu ama o ortalıkta yoktu. Yokluğu çakılmasın diye, evinden çalışma ofisine makam arabaları aynı günlük rutinle gitmişlerdi. Ama yine de kaçar mıydı medyadan, birkaç gün sonra anlamışlardı başbakanın tatile çıktığını. Onlar başbakanın olmadığını anlayınca makam arabaları da numara yapmayı bırakmışlardı.

Sonra birdenbire orta yerde bitiverdi başbakan; çıkar çıkmaz da esti gürledi yine. "Yeniden ortaya çıkma" konuşmasında ülkenin gündemine dair görüşlerini, kaldığı yerden söylemeye devam etti. Bu konuşmada onun farklı bir yönü olduğunu öğrendik: Başbakanın fantezi dünyası !

"Bizim PKK'yla görüşmek gibi bir fantezimiz yok" dedi. Başbakanın fanteziden ne anladığını çözmek zor ama böylesi önemli bir konuda, basına karşı açık açık kullandığına göre, az çok kafa yormuş olsa gerek, koca başbakan!

Onu anlamaya çalışırsak, savaşın karşı tarafıyla görüşmenin hayal olduğunu kastediyordu. Aynı konuşmada Kürtlerin anadilde eğitim talebine tamamen karşı olduğunu da, bir kez daha ilan etti. Başbakanın böyle bir "fantezi"si de yoktu.

Aslında başbakan adil bir barıştan yana olmadığını eleveriyordu bu konuşmasında.

Fantezi dünyasından örnek vererek, şu günlerde çok sık gündeme gelen bir konuda ne düşündüğünü açığa vurmuştu; "müzakere" konusunda ne düşündüğünü.

Müzakereyi "İki veya daha fazla tarafın, belirli bir konuda, kabul edilebilir bir uzlaşmaya varmak için yürüttükleri bireyler veya gruplar arası bir süreç" olarak tanımlıyor hocalarımız.

Son birkaç haftadır, bir yerlerde çok yoğun bir "müzakere" süreci yaşanıyor izlenimi var. Birileri birileriyle görüşüyor. Bir yandan, birkaç haftadır Öcalan'la görüşmeler yapıldığı haberleri gelirken, İçişleri Bakanı ve MİT Müsteşarı, Erbil'de alıyorlar soluğu. Aysel Tuğluk, birkaç defa "hava muhalefeti" nedeniyle ertelense de Öcalan'la görüştü.

Kurt puslu havayı sever denir, AKP de seviyor puslu havayı, kafaları karıştırmayı; aslında bu en iyi bildiği şeylerden de biri. Elbette ki bu görüşmelerin açık olması değil beklenti; ya da her şeyin paylaşılması. Ama "Terör örgütüyle görüşmek gibi bir fantezileri olmadığını", "Kendilerinden anadilde eğitim gibi bir talep olamayacağını" açık açık söyleyen bir başbakanın, "Akan kanın durması"nı istediğini iddia etmesi de açık bir yalandan öteye gitmiyor.

"Kurt" puslu havayı seviyor ama Kürt sevmiyor. Kürtler için anadillerini her alanda serbestçe kullanabilecekleri özgür ülke, başbakanın fantezilerine sığmayacak kadar güzel bir gelecek!