Kriz sadece işçiye mi var?
İstanbul Sanayi Odası, Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşunun ardından, ikinci 500 büyük sanayi kuruluşunu da açıkladı. Buna göre Ravelli Gömlek Fabrikası’nın 2008’de üretimden satışı 79 milyon 730 bin, ihracatı 61 milyon 912 bin ve çalışan sayısı ise 1905 olarak açıklandı. Çorum’da ekonomik krizi bahane göstererek yüzlerce işçiyi kapı önüne koyan Ravelli Gömlek Fabrikası’nın (Mintay Tekstil) bu rakamları açıklaması, işten atılan ve halen çalışan işçiler tarafından şaşkınlıkla karşılandı. DİSK/Tekstil İç Anadolu Bölge Temsilcisi Yakup Aslandoğan, “Bu, patronun değil işçinin krizi haline getirilmiştir” diyerek, zararın işçilere ödettirilmek istendiğini dile getirdi.
Konuyla ilgili olarak görüşlerini aldığımız işçiler; “Kriz işçiye mi var? Bizleri ‘krize girdik, zarar ediyoruz’ diyerek kapı önüne koyanların şimdi bu sıralamanın içine girmelerini anlayabilmiş değiliz” diyorlar.
İşçilerin sırtından kazandı
Ravelli’de kocasıyla birlikte işten çıkarılan bir çocuk annesi Zehra Kılıçarslan da tıpkı diğer işçiler gibi İstanbul Sanayi Odası’nın ikinci 500 büyük listesinde Ravelli’nin de bulunuyor olmasına şaşırdığını söylüyor. 2008 yılını kârlı bir şekilde kapattığı İstanbul Sanayi Odası tarafından da tescil edilen Ravelli’de; ‘Kriz var, zarar ediyoruz’ bahanesi adı altında işten çıkarıldığını ifade eden Kılıçarslan, “Ücretlerimiz doğru düzgün ödenmiyordu. Fabrikada kocamla birlikte çalışıyordum. Ücretlerimiz verilmediğinde sürekli olarak ‘paranız gelecek’ diyorlardı. Bize bir açıklama yapılmıyordu. Gelen para da gecikmeli olarak ödeniyordu. Şu anda bile herkesin içeride bir aylık alacağı var. Vergi iadelerimiz ise hiç ödenmiyordu. Böylesi bir fabrikanın 145. sırada olmasını anlayamadım. İşçilerin sırtından kazanılmış paradır” diye konuştu.
Eşinin ve kendisinin işyerinde çok çalışkan olduklarını dile getiren Zehra Kılıçarslan, sendikaya üye oldukları için işten atıldıklarını ve ‘krizin’ bahane olarak gösterildiğini söyledi.
Kılıçarslan, şöyle devam etti: “İşten çıkartıldığım gün izindeydim. Çıkış belgemi eşime vermişler. Eşim de aynı gün çıkarılmış. ‘Beni ne gerekçeyle çıkartıyorsunuz’ diye sormaya gittiğimde, ‘Eşine biz gerekeni söyledik’ diyerek içeri bile almak istemediler.”
Kaşıkla verip kepçeyle alıyorlar
Şu an halen fabrikada çalışan bir işçi ise başından geçen bir olayı anlatarak, fabrikada yaşanan sömürüyü aktardı. Resmi tatil olmasına rağmen 23 Nisan’da bir de fazla mesaiye kaldıklarını ifade eden işçi, şöyle devam etti: “Bu mesai ücretlerimize yansımadı. İdareyle gidip konuştum ve mesai ücretinin ödenmesini istedim. Görevli ‘tamam, sana vereceğiz’ dedi. Ben de ‘sorun sadece benim almam değil, hepimizin parasını verin’ dedim. Bunun üzerine bir sonraki ayda fazla mesai ücretimiz maaşlarımıza yansıdı. Bir hafta sonra hiç hata yapmadığımız halde ‘hatalı üretim yaptınız’ diyerek bize fatura çıkardılar. Verdikleri fazla mesai ücretini bu şekilde fazlasıyla geri almış oldular.”
400 TL'ye çalışıyor
Halen Ravelli’de çalışan bir başka işçi ise Mintay Tekstil’in işçilerin alın teriyle sıralamada olduğuna dikkat çekti. İşten atılma riski nedeniyle ismini yayınlamadığımız işçi, şunları söyledi: “Ravelli’de 3-4 senedir çalışıyorum, ücretim halen 400 TL olmadı. Bu durumda olan birçok arkadaş var. İki senedir ücretimize zam yapılmadı, daha ne diyeyim? Şimdi de sendikadan dolayı baskı yapıyorlar. Şüphelendiklerini çıkartıyorlar. Başka bir şey için imza attırıp çıkışını hemen veriyorlar.”
Ücretler taksitle veriliyor
Yıllardır Ravelli’de çalışan bir kadın işçi de Ravelli’nin ikinci 500 büyük sanayi kuruluşu arasında bulunuyor olmasına tepki gösterdi. “Bu ay ücretimizi iki taksitle aldık. Bu nasıl iş? Nasıl 500’e girdiler anlamadık” diyen kadın işçi, şunları söyledi: “İşyerimiz yoğun. Hafta sonu mesaimiz yok ama hafta içi mesailerimiz devam ediyor. Buna rağmen ücretlerimizi iki taksitle aldık. Daha önce, aralıklı bir şekilde birer haftadan iki hafta izin kullandık. O zaman ‘Bu izinler ücretinizden ya da senelik izinlerinizden kesilmeyecek’ demişlerdi. Şimdi sigorta paralarımızı devletten yatırınca ‘Siz hem devletten alıyorsunuz hem bizden, böyle olmaz’ diyerek ‘kullandığınız iki haftalık izni keseceğiz’ dediler. Böyle bir fabrikanın ikinci 500 büyük sanayi kuruluşu arasında yer almasını vicdanlı insanların takdirine bırakıyoruz.”
Asgari ücreti eksik ödüyorlar
Atılan işçilerden iki çocuk annesi Ülkü Gül, “Bana verdikleri kağıtta işten çıkarılmamın nedeni ‘kriz’ olarak gösteriliyordu. 15 Nisan tarihinde birçok arkadaşımla birlikte ben de işten çıkarıldım. Asgari ücret olarak gösterilmesine karşın bize daha düşük ücret veriliyordu. Benim aldığım ücret 430 liraydı. Birçok kez ‘üretimde hata yaptınız’ bahanesi adı altında ücretlerimizde kesintiye gidiliyordu. İşe geç kaldığımızda usta iyi niyetliyse 2 saat ya da 4 saat ücret kesiliyordu. Kısa dönemlerle altı aylık süre içerisinde sigortamız kesilmişti. Bu süreçte müfettişler fabrikaya geldiğinde ‘İzne çıktık diye söyleyeceksiniz’ diyerek tehdit ediliyorduk. İzne çıkmışız gibi gösteriliyordu, fakat biz sürekli çalışıyorduk. Asgari geçim ücreti indirimi ya eksik ödeniyordu ya da hiç ödenmiyordu. Ücretlerimiz ise 2-3 ay gecikmeli olarak ödeniyordu. Böylesi bir fabrikanın sıralamada yer almasına şaşırdım” diye konuştu.
“Ücretlerimizin geç yatması veya hiç yatmaması karşısında sürekli işveren bize ‘Kriz var, kâr edemiyoruz’ diyordu. Krizi bahane ederek bizleri çıkartan, şu an çalıştırdığı işçilere doğru düzgün ücret vermeyen bir fabrika, 145. sırada yer aldı” diyen Ülkü Gül, şöyle devam etti: “Fabrikada 750 işçi vardı. Tüm bu sömürü ve baskıya karşı iş bıraktıktan sonra sendikaya üye olduk. Bu süreçte 100’den fazla arkadaşımız işten çıkarıldı. Bizi işten çıkardıktan sonra tekrar işçi aldılar. Bizim bantta üç kişi çalışıyorsa bizim yerimize iki işçi aldılar. Tüm bunlar bir haftalık süreçte yaşandı.” Fabrika kurulduğu günden bu yana kimsenin kıdem tazminatı alamadığını da belirten Ülkü Gül, işten atılmalarının ardından bir ilki gerçekleştirdiklerini, zorlukla da olsa kıdem tazminatlarını alabildiklerini ifade etti.
Hukuk mücadelesi sürüyor
Ravelli Gömlek Fabrikası işçileri, işyerinde yaşanan baskılar, ücretlerin sürekli geç ödenmesi, asgari geçim indirimi ücretlerinin verilmemesi, zorunlu fazla mesailer ve daha birçok keyfi uygulama nedeniyle geçtiğimiz mart ayında ‘bıçak kemiğe dayandı’ diyerek iş bırakmıştı. Daha sonra da DİSK/Tekstil Sendikası’nda örgütlenme çalışması başlatmışlardı. Patron da kriz gerekçesiyle işçileri işten atmıştı. Atılan işçiler ise bunun üzerine dava açtılar. İş Mahkemesi’nde açtıkları davayı takip eden işçiler, “Gerek hukuk mücadelemizi, gerekse de işyerindeki sendika mücadelesini sonuna kadar devam ettireceğiz” dediler. İşveren tarafının avukatlığını ise AKP eski Belediye Meclis Üyesi ve milletvekili adayı İlknur Çetin üstlerdi.
Alın-verin kampanyası tepki çekti
Yaşanan ekonomik kriz bahane gösterilerek birer birer kapı önüne konulan Ravelli işçileri, işveren örgütleri tarafından başlatılan “Alın-verin ekonomiye can verin!” kampanyasına tepki gösterdiler. Emeklerinin karşılığını alamadıkları için sendikaya üye olarak haklarını almak için mücadele etmeye başlayan, fakat işveren tarafından ‘kriz’ gerekçesiyle işten çıkarılan işçiler, “Sürekli kriz deniliyor. Fakat bu patrona yansımıyor, tamamen işçiye yansıyor. ‘Kriz varsa çare de var’, ‘alın-verin, ekonomiye can verin’ sloganlarıyla krizden kurtulacağımızı söylüyorlar. Emeğimizin karşılığı verilmedikte nasıl alışveriş yapalım? İşçinin elinde bir şey olmadan bu döngü nasıl sağlanacak? Alışverişi şirketi ilk 500’e girenler yapabilir. 1.5 ay önce Ravelli’nin sahibi Ahmet Tayan, son model bir cip aldı. Bizse emeğimizin karşılığını almak için mücadele yolunu seçtiğimiz için kapı önüne konulduk” diyorlar.
"İddia ettiklerimiz doğrulandı"
DİSK/Tekstil İç Anadolu Bölge Temsilcisi Yakup Aslandoğan, Ravelli’nin ikinci 500 büyük sanayi kuruluşları arasında yer alması ile ilgili yaptığı açıklamada; “Sendika olarak iddia ettiklerimiz doğrulandı” dedi. Bu dönem sermayenin krizinin yaşandığını, fakat faturanın işçiye kesildiğini ifade eden Aslandoğan, “Bu, patronun değil işçinin krizi haline getirilmiştir” diyerek, zararın işçilere ödettirilmek istendiğini dile getirdi. Sendika olarak tüm bunları inatla dile getirdiklerini ifade eden Aslandoğan, Ravelli’nin teşvikte olmasına rağmen işçilere düşük ücret verilmesi, kaba suiistimal, ustabaşı ve işverenin işçilere uygunsuz davranması gibi etkenler üzerine hak talebi için ayaklanan işçilerin doğru yolda olduğunu belirtti.
İşçilere çağrı
Sendika olarak bu alanda yoğunlaştıklarına dikkat çeken Aslandoğan, açıklamasına şöyle devam etti: “Bizim dediklerimizle birlikte patronun ne kadar ciddi kâr ettiği açıklandı. Ravelli’nin 145. olması da sendika olarak söylediğimizin teyididir. Tekrar bütün işçilere çağrımızdır. Patronun ‘burayı kapatıp gideriz, zarar ediyoruz’ sözlerinin içinin boş olduğunu görsünler. Örgütlenmeyi seçip sendikada örgütlensinler. Yoksa işçinin sırtından nice kârlar edip sömürülerini artıracaklar. Sendika olarak Ravelli’de örgütlenme çalışmamız devam ediyor. İşçiler sendikaya güvensin, fakat sadece bu da yetmez, kendi gücüne de güvensin. Üretim olmazsa patron kazanmaz. İşçi üretimden gelen gücüne güvenirse sendikamız daha da büyüyecektir. Fabrikada sendikaya her gün yeni üyelikler yapılmakta. Patronun işçilere ‘sendikaya üye olmayın’ tehditleri de, şimdi görülmüştür ki tamamen kârlarının azalmaması içindir. Çalışmamız devam edecek. İşçilerin kedine güvenmesini bekliyoruz. İşverenin işçilerin kendi emeklerinin üzerinden bu kadar kâr etmesine sessiz kalınmayacaktır.”
"Davaları kazanacağız"
Aslandoğan aynı zamanda, işten atılan işçilerin ‘kriz gerekçesiyle çıkartıldıkları’ söylemlerinin de gerçek dışı olduğunu belirtti. Aslandoğan, “Ravelli’den atılan işçilerin sendikaya üye olmaları nedeniyle atıldıkları ispatlanmıştır. Bu davaları da kazanacağız. Sendikayı seçen arkadaşların çoğuna tazminatlarının verilmesi de doğru yolda olduğumuzu gösterir” dedi./evrensel
İşçilerin sırtından kazandı
Ravelli’de kocasıyla birlikte işten çıkarılan bir çocuk annesi Zehra Kılıçarslan da tıpkı diğer işçiler gibi İstanbul Sanayi Odası’nın ikinci 500 büyük listesinde Ravelli’nin de bulunuyor olmasına şaşırdığını söylüyor. 2008 yılını kârlı bir şekilde kapattığı İstanbul Sanayi Odası tarafından da tescil edilen Ravelli’de; ‘Kriz var, zarar ediyoruz’ bahanesi adı altında işten çıkarıldığını ifade eden Kılıçarslan, “Ücretlerimiz doğru düzgün ödenmiyordu. Fabrikada kocamla birlikte çalışıyordum. Ücretlerimiz verilmediğinde sürekli olarak ‘paranız gelecek’ diyorlardı. Bize bir açıklama yapılmıyordu. Gelen para da gecikmeli olarak ödeniyordu. Şu anda bile herkesin içeride bir aylık alacağı var. Vergi iadelerimiz ise hiç ödenmiyordu. Böylesi bir fabrikanın 145. sırada olmasını anlayamadım. İşçilerin sırtından kazanılmış paradır” diye konuştu.
Eşinin ve kendisinin işyerinde çok çalışkan olduklarını dile getiren Zehra Kılıçarslan, sendikaya üye oldukları için işten atıldıklarını ve ‘krizin’ bahane olarak gösterildiğini söyledi.
Kılıçarslan, şöyle devam etti: “İşten çıkartıldığım gün izindeydim. Çıkış belgemi eşime vermişler. Eşim de aynı gün çıkarılmış. ‘Beni ne gerekçeyle çıkartıyorsunuz’ diye sormaya gittiğimde, ‘Eşine biz gerekeni söyledik’ diyerek içeri bile almak istemediler.”
Kaşıkla verip kepçeyle alıyorlar
Şu an halen fabrikada çalışan bir işçi ise başından geçen bir olayı anlatarak, fabrikada yaşanan sömürüyü aktardı. Resmi tatil olmasına rağmen 23 Nisan’da bir de fazla mesaiye kaldıklarını ifade eden işçi, şöyle devam etti: “Bu mesai ücretlerimize yansımadı. İdareyle gidip konuştum ve mesai ücretinin ödenmesini istedim. Görevli ‘tamam, sana vereceğiz’ dedi. Ben de ‘sorun sadece benim almam değil, hepimizin parasını verin’ dedim. Bunun üzerine bir sonraki ayda fazla mesai ücretimiz maaşlarımıza yansıdı. Bir hafta sonra hiç hata yapmadığımız halde ‘hatalı üretim yaptınız’ diyerek bize fatura çıkardılar. Verdikleri fazla mesai ücretini bu şekilde fazlasıyla geri almış oldular.”
400 TL'ye çalışıyor
Halen Ravelli’de çalışan bir başka işçi ise Mintay Tekstil’in işçilerin alın teriyle sıralamada olduğuna dikkat çekti. İşten atılma riski nedeniyle ismini yayınlamadığımız işçi, şunları söyledi: “Ravelli’de 3-4 senedir çalışıyorum, ücretim halen 400 TL olmadı. Bu durumda olan birçok arkadaş var. İki senedir ücretimize zam yapılmadı, daha ne diyeyim? Şimdi de sendikadan dolayı baskı yapıyorlar. Şüphelendiklerini çıkartıyorlar. Başka bir şey için imza attırıp çıkışını hemen veriyorlar.”
Ücretler taksitle veriliyor
Yıllardır Ravelli’de çalışan bir kadın işçi de Ravelli’nin ikinci 500 büyük sanayi kuruluşu arasında bulunuyor olmasına tepki gösterdi. “Bu ay ücretimizi iki taksitle aldık. Bu nasıl iş? Nasıl 500’e girdiler anlamadık” diyen kadın işçi, şunları söyledi: “İşyerimiz yoğun. Hafta sonu mesaimiz yok ama hafta içi mesailerimiz devam ediyor. Buna rağmen ücretlerimizi iki taksitle aldık. Daha önce, aralıklı bir şekilde birer haftadan iki hafta izin kullandık. O zaman ‘Bu izinler ücretinizden ya da senelik izinlerinizden kesilmeyecek’ demişlerdi. Şimdi sigorta paralarımızı devletten yatırınca ‘Siz hem devletten alıyorsunuz hem bizden, böyle olmaz’ diyerek ‘kullandığınız iki haftalık izni keseceğiz’ dediler. Böyle bir fabrikanın ikinci 500 büyük sanayi kuruluşu arasında yer almasını vicdanlı insanların takdirine bırakıyoruz.”
Asgari ücreti eksik ödüyorlar
Atılan işçilerden iki çocuk annesi Ülkü Gül, “Bana verdikleri kağıtta işten çıkarılmamın nedeni ‘kriz’ olarak gösteriliyordu. 15 Nisan tarihinde birçok arkadaşımla birlikte ben de işten çıkarıldım. Asgari ücret olarak gösterilmesine karşın bize daha düşük ücret veriliyordu. Benim aldığım ücret 430 liraydı. Birçok kez ‘üretimde hata yaptınız’ bahanesi adı altında ücretlerimizde kesintiye gidiliyordu. İşe geç kaldığımızda usta iyi niyetliyse 2 saat ya da 4 saat ücret kesiliyordu. Kısa dönemlerle altı aylık süre içerisinde sigortamız kesilmişti. Bu süreçte müfettişler fabrikaya geldiğinde ‘İzne çıktık diye söyleyeceksiniz’ diyerek tehdit ediliyorduk. İzne çıkmışız gibi gösteriliyordu, fakat biz sürekli çalışıyorduk. Asgari geçim ücreti indirimi ya eksik ödeniyordu ya da hiç ödenmiyordu. Ücretlerimiz ise 2-3 ay gecikmeli olarak ödeniyordu. Böylesi bir fabrikanın sıralamada yer almasına şaşırdım” diye konuştu.
“Ücretlerimizin geç yatması veya hiç yatmaması karşısında sürekli işveren bize ‘Kriz var, kâr edemiyoruz’ diyordu. Krizi bahane ederek bizleri çıkartan, şu an çalıştırdığı işçilere doğru düzgün ücret vermeyen bir fabrika, 145. sırada yer aldı” diyen Ülkü Gül, şöyle devam etti: “Fabrikada 750 işçi vardı. Tüm bu sömürü ve baskıya karşı iş bıraktıktan sonra sendikaya üye olduk. Bu süreçte 100’den fazla arkadaşımız işten çıkarıldı. Bizi işten çıkardıktan sonra tekrar işçi aldılar. Bizim bantta üç kişi çalışıyorsa bizim yerimize iki işçi aldılar. Tüm bunlar bir haftalık süreçte yaşandı.” Fabrika kurulduğu günden bu yana kimsenin kıdem tazminatı alamadığını da belirten Ülkü Gül, işten atılmalarının ardından bir ilki gerçekleştirdiklerini, zorlukla da olsa kıdem tazminatlarını alabildiklerini ifade etti.
Hukuk mücadelesi sürüyor
Ravelli Gömlek Fabrikası işçileri, işyerinde yaşanan baskılar, ücretlerin sürekli geç ödenmesi, asgari geçim indirimi ücretlerinin verilmemesi, zorunlu fazla mesailer ve daha birçok keyfi uygulama nedeniyle geçtiğimiz mart ayında ‘bıçak kemiğe dayandı’ diyerek iş bırakmıştı. Daha sonra da DİSK/Tekstil Sendikası’nda örgütlenme çalışması başlatmışlardı. Patron da kriz gerekçesiyle işçileri işten atmıştı. Atılan işçiler ise bunun üzerine dava açtılar. İş Mahkemesi’nde açtıkları davayı takip eden işçiler, “Gerek hukuk mücadelemizi, gerekse de işyerindeki sendika mücadelesini sonuna kadar devam ettireceğiz” dediler. İşveren tarafının avukatlığını ise AKP eski Belediye Meclis Üyesi ve milletvekili adayı İlknur Çetin üstlerdi.
Alın-verin kampanyası tepki çekti
Yaşanan ekonomik kriz bahane gösterilerek birer birer kapı önüne konulan Ravelli işçileri, işveren örgütleri tarafından başlatılan “Alın-verin ekonomiye can verin!” kampanyasına tepki gösterdiler. Emeklerinin karşılığını alamadıkları için sendikaya üye olarak haklarını almak için mücadele etmeye başlayan, fakat işveren tarafından ‘kriz’ gerekçesiyle işten çıkarılan işçiler, “Sürekli kriz deniliyor. Fakat bu patrona yansımıyor, tamamen işçiye yansıyor. ‘Kriz varsa çare de var’, ‘alın-verin, ekonomiye can verin’ sloganlarıyla krizden kurtulacağımızı söylüyorlar. Emeğimizin karşılığı verilmedikte nasıl alışveriş yapalım? İşçinin elinde bir şey olmadan bu döngü nasıl sağlanacak? Alışverişi şirketi ilk 500’e girenler yapabilir. 1.5 ay önce Ravelli’nin sahibi Ahmet Tayan, son model bir cip aldı. Bizse emeğimizin karşılığını almak için mücadele yolunu seçtiğimiz için kapı önüne konulduk” diyorlar.
"İddia ettiklerimiz doğrulandı"
DİSK/Tekstil İç Anadolu Bölge Temsilcisi Yakup Aslandoğan, Ravelli’nin ikinci 500 büyük sanayi kuruluşları arasında yer alması ile ilgili yaptığı açıklamada; “Sendika olarak iddia ettiklerimiz doğrulandı” dedi. Bu dönem sermayenin krizinin yaşandığını, fakat faturanın işçiye kesildiğini ifade eden Aslandoğan, “Bu, patronun değil işçinin krizi haline getirilmiştir” diyerek, zararın işçilere ödettirilmek istendiğini dile getirdi. Sendika olarak tüm bunları inatla dile getirdiklerini ifade eden Aslandoğan, Ravelli’nin teşvikte olmasına rağmen işçilere düşük ücret verilmesi, kaba suiistimal, ustabaşı ve işverenin işçilere uygunsuz davranması gibi etkenler üzerine hak talebi için ayaklanan işçilerin doğru yolda olduğunu belirtti.
İşçilere çağrı
Sendika olarak bu alanda yoğunlaştıklarına dikkat çeken Aslandoğan, açıklamasına şöyle devam etti: “Bizim dediklerimizle birlikte patronun ne kadar ciddi kâr ettiği açıklandı. Ravelli’nin 145. olması da sendika olarak söylediğimizin teyididir. Tekrar bütün işçilere çağrımızdır. Patronun ‘burayı kapatıp gideriz, zarar ediyoruz’ sözlerinin içinin boş olduğunu görsünler. Örgütlenmeyi seçip sendikada örgütlensinler. Yoksa işçinin sırtından nice kârlar edip sömürülerini artıracaklar. Sendika olarak Ravelli’de örgütlenme çalışmamız devam ediyor. İşçiler sendikaya güvensin, fakat sadece bu da yetmez, kendi gücüne de güvensin. Üretim olmazsa patron kazanmaz. İşçi üretimden gelen gücüne güvenirse sendikamız daha da büyüyecektir. Fabrikada sendikaya her gün yeni üyelikler yapılmakta. Patronun işçilere ‘sendikaya üye olmayın’ tehditleri de, şimdi görülmüştür ki tamamen kârlarının azalmaması içindir. Çalışmamız devam edecek. İşçilerin kedine güvenmesini bekliyoruz. İşverenin işçilerin kendi emeklerinin üzerinden bu kadar kâr etmesine sessiz kalınmayacaktır.”
"Davaları kazanacağız"
Aslandoğan aynı zamanda, işten atılan işçilerin ‘kriz gerekçesiyle çıkartıldıkları’ söylemlerinin de gerçek dışı olduğunu belirtti. Aslandoğan, “Ravelli’den atılan işçilerin sendikaya üye olmaları nedeniyle atıldıkları ispatlanmıştır. Bu davaları da kazanacağız. Sendikayı seçen arkadaşların çoğuna tazminatlarının verilmesi de doğru yolda olduğumuzu gösterir” dedi./evrensel