Hükümet Orta Vadeli Program açıkladı
Programın hedeflerinde, üç yılda büyümenin yüzde 5'e çıkması, işsizliğin yüzde 12,2'ye inmesi, bütçe açığının 39,1 milyar TL'ye düşmesi, istihdamın toplamda 1 milyon 250 bin kişi artması hedefleniyor. DİSK "orta vadeli program" için "Güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasını, sağlık hizmetlerinin azaltılmasını, halkın birikimlerinin özelleştirilmesini içeriyor. Krizden çıkışın yolunu emekçilerin sömürülmesinde görüyor. Toplumsal ve ekonomik yapı sermayenin önceliklerine göre şekillendirilecek" dedi.KESK Genel Başkanı Sami Evren, AKP Hükümeti'nin açıkladığı Orta Vadeli Ekonomi Programı'nın "Durmak yok, işsizliğe, yoksulluğa ve sömürüye devam" anlamı taşıdığını belirtti.
Ekonomi yönetiminden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, hükümetin 2012 sonuna kadar ekonomik hedeflerini ve uygulayacağı politikaları içeren "orta vadeli programı" açıkladı.
Programdan bazı başlıklar şöyle.
Ekonomik daralma: Programda bu yıl yüzde 3,6 olarak öngörülen daralma yüzde 6'ya revize edildi, Büyümenin 2010'da yüzde 3,5, 2011'de yüzde 4, 2012'de yüzde 5 olması bekleniyor.
İşsizlik: İşsizlik oranının yıl sonunda 14,8'e çıkması, 2010'da yüzde 14,6, 2011'de yüzde 14,2, 2012'de yüzde 13,3'e gerilemesi bekleniyor.
Enflasyon: TÜFE'nin yıl sonunda yüzde 5,9, 2010'da yüzde 5,3 olması hedefleniyor. TÜFE hedefi 2011 için yüzde 4,9, 2012 için 4,8 oldu. Programda Merkez Bankası'nın tahminlerine aynen yer verildi.
Bütçe açığı: Bütçe açığı yıl sonu için 62,8 milyar liraya revize edildi. Açığın 2010'da 50 milyar, 2011'de 45,1 milyar, 2012'de 39,1 milyar lira olacağı tahmin edildi. Bütçe açığının milli gelire oranının 2009'da yüzde 6,6, 2010'da yüzde 4,9, 2011'de yüzde 4, 2012'de yüzde 3,2 olacağı tahmin edildi.
Cari açık: Cari açığın yıl sonunda 11 milyar dolar, 2010'da 18 milyar dolar, 2011'de 22 milyar dolar, 2012'de 28 milyar dolar olacağı öngörülüyor.
Faiz dışı denge: Faiz dışı dengenin bu yıl yüzde 2,1 açık vermesi, 2010'da yüzde 0,3 açık, 2011'de yüzde 0,4 ve 2012'de yüzde 1 fazla vermesi bekleniyor.
"Özel sektör öncülüğünde büyüme"
Babacan, büyümeyle ilgili şunları söyledi:
"Dünyada 2009 bir kayıp yıl olacak; 2010'dan itibaren tedrici büyüme dönemine girilecek. Yılın üçüncü ve dördüncü çeyreğinde Türkiye ekonomisinde önemli ölçüde toparlanma bekliyoruz. Son çeyrekte pozitif büyüme olası görülüyor, garanti diyemeyiz. Ancak 2010'un ilk çeyreğinde tekrar artı döneme geçilmesini bekliyoruz.
"Orta vadeli programla özel sektör öncülüğündeki büyümeyi desteklemeyi hedefliyoruz. Büyümenin kademeli biçimde potansiyel düzeyine çıkmasını, istihdamı artırmayı hedefliyoruz."
"Program döneminde 1 milyon 250 bin kişilik bir artış bekliyoruz."
"KİT'lerde yeni bir yönetim modelini hayata geçirmeyi planlıyoruz. Vergi kayıp ve kaçağının azaltılması ve vergi tabanının genişletilmesi önemli ayaklardan biri olacaktır. Ne kurumlar vergisinde, ne gelir vergisinde, ne de KDV'de herhangi bir oran artışı öngörüyoruz."
"Elektrik dağıtımı ve şeker üretimi gibi alanlardan kamu tamamen çekilecek. Telekomünikasyonda kamunun payının azaltılması ve Ziraat Bankası'nın hisselerinin bir bölümünün halka arzı için çalışma başlatılacak."
DİSK: Hükümet Programı Emekçiler, İşsizler, Yoksullar İçin Hayalkırıklığı
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreteri Tayfun Görgün, hükümetin bugün açıkladığı "orta vadeli ekonomi programı"nın hükümetin ekonomik krizden hiçbir ders almamış olduğunu gösterdiğini söyledi.
Program, 2012'ye kadar olan dönemdeki ekonomik hedefleri ve uygulanacak programları içeriyor. "Hükümetin programı güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasını, sağlık hizmetlerinin azaltılmasını ve halkın birikimlerinin özelleştirilmesini içeriyor. Emekçiler, işsizler ve yoksullar için tam bir hayal kırıklığı" diyen Görgün'ün programla ilgili saptamaları özetle şöyle.
Kamu yerine özel sektör: Krizle birlikte özel sektör yatırımları durmuş, işsizlik ülke tarihinde eşi görülmedik boyutlara ulaşmıştır. Sadece işsizlik olgusuna bakarak bile milyonlarca insanın kaderinin, tek amacı daha fazla kâr etmek olan piyasanın ellerine bırakılamayacağı, kamunun aktif bir rol oynaması gerektiği anlaşılabilir. Ancak hükümet emekçileri, işsizleri ve yoksulları "ekonominin gerekleri" adına kaderleri ile baş başa bırakmaya kararlı.
Esnek çalışmanın artırılması: Emekçiler için etkin ve kapsamlı bir güvenlik sistemi geliştireceği yerde, hükümet sermayenin krizi fırsata çevirmesinin yollarını açmaktadır. Orta Vadeli Program'ın temel hedeflerinden birinin "ekonominin rekabet gücünü ve esnekliğini artıracak yapısal reformları hayata geçirmek" olduğu belirtiliyor. Bu reformların arasında ise "esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması" sayılıyor. Krizin etkilerinin bir süre daha devam edeceği, işsizliğin yüksek seviyelerde seyredeceği çok açık bir biçimde ortadayken, hükümet emekçiye "kırk katır mı kırk satır mı?" diyor. Esnek çalışma, sendikasızlaştırmadır, düşük ücrettir, daha uzun çalışma saatleridir. Kısaca sefalet demektir.
İstihdam böyle artmaz: Hükümet ve sermaye krizden çıkışın yolunu emekçilerin sömürülmesinde görmektedir. Program'ın öncelikleri arasında istihdamı artırmak iddiası yer almaktadır ama sunulan politika önerileri gerçekçi ve tutarlı olmaktan çok uzaktır.
Sağlık harcamaları kısılacak: Mali disiplin adı altında, "sağlık hizmet ve harcamalarının etkinleştirileceği, sosyal yardımlarda yerindeliğin ve harcamalarda etkinliğin sağlanacağı" ifade ediliyor. Bu süslü sözlerin günlük hayata tercümesi "sağlık harcamalarının kısılacağı"dır.
Kamu harcamaları kısılacak: "Kamu yatırımlarının yeniden önceliklendirilerek etkinleştirimesi" hedefini de yine kamu harcamalarının toptan kısılması olarak okumak yanlış olmayacak. Bu Program, kriz altında ezilen yoksullara hiç bir şey vaat etmediği gibi, en temel hak olan yaşama hakkına da saldırıyor.
Özelleştirmeler sürecek: Program, emekçilere hiç bir faydası olmayan eski politikaların değişmeden uygulamada kalacağını gösteren bir belge. Gelecek üç yılda da özelleştirmeler, Ziraat Bankası, şeker fabrikaları, elektrik dağıtım şirketleriyle devam edecek. Ülkenin toplumsal ve ekonomik yapısı sermayenin önceliklerine göre şekillendirilecek. Hükümet, emekçiler, yoksullar ve işsizlerin sorunlarını yine piyasanın insafına havale edecek.
"Durmak yok, işsizliğe, yoksulluğa ve sömürüye devam"
KESK Genel Başkanı Sami Evren, AKP Hükümeti'nin açıkladığı Orta Vadeli Ekonomi Programı'nın "Durmak yok, işsizliğe, yoksulluğa ve sömürüye devam" anlamı taşıdığını belirtti.
KESK Genel Başkanı Sami Evren, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan'ın açıkladığı Orta Vadeli Programa ilişkin yazılı açıklama yaptı. Evren, programın siyasi iktidarın krize yol açan politikalarındaki ısrarın son belgesi olduğunu belirterek, programın esnetilmiş harcama disiplini politikasından başka bir şey olmadığını kaydetti. Programın öncelikleri arasında sayılan istihdamı arttırma hedefinin AKP'nin en önemli yalanlarından biri olduğunu savunan Evren, şunları kaydetti: "İşsizlikte 2009 için öngörülen 14.8'lik rakam siyasi iktidarın mücadelesi sonucu 2010'da 14.6'ya ve 2011'de 14.2'ye düşürülmekte, yani düşürülmemektedir. Babacan'ın istihdamı önceliğini söylediği program kapsamında işsizlikle ilgili olarak iktidarın almayı hedeflediği tek önlem olarak meslek kursları çıkmıştır. Burada net bir biçimde ifade etmek gerekir ki, hükümet işsizlik sorununu ülkenin bir önceliği olarak görmemektedir."
İktidarın açıkladığı programın "Durmak yok, işsizliğe, yoksulluğa ve sömürüye devam" anlamını taşıdığını kaydeden Evren, Türkiye'nin en önemli sorunları arasında işsizlik ve yoksulluk geldiğini belirtti. Evren, "Bu sorunları önüne koymayan politikalar yaşadığımız krizden kurtulmak bir yana onu derinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır" diye kaydetti./bianet-diha
Programdan bazı başlıklar şöyle.
Ekonomik daralma: Programda bu yıl yüzde 3,6 olarak öngörülen daralma yüzde 6'ya revize edildi, Büyümenin 2010'da yüzde 3,5, 2011'de yüzde 4, 2012'de yüzde 5 olması bekleniyor.
İşsizlik: İşsizlik oranının yıl sonunda 14,8'e çıkması, 2010'da yüzde 14,6, 2011'de yüzde 14,2, 2012'de yüzde 13,3'e gerilemesi bekleniyor.
Enflasyon: TÜFE'nin yıl sonunda yüzde 5,9, 2010'da yüzde 5,3 olması hedefleniyor. TÜFE hedefi 2011 için yüzde 4,9, 2012 için 4,8 oldu. Programda Merkez Bankası'nın tahminlerine aynen yer verildi.
Bütçe açığı: Bütçe açığı yıl sonu için 62,8 milyar liraya revize edildi. Açığın 2010'da 50 milyar, 2011'de 45,1 milyar, 2012'de 39,1 milyar lira olacağı tahmin edildi. Bütçe açığının milli gelire oranının 2009'da yüzde 6,6, 2010'da yüzde 4,9, 2011'de yüzde 4, 2012'de yüzde 3,2 olacağı tahmin edildi.
Cari açık: Cari açığın yıl sonunda 11 milyar dolar, 2010'da 18 milyar dolar, 2011'de 22 milyar dolar, 2012'de 28 milyar dolar olacağı öngörülüyor.
Faiz dışı denge: Faiz dışı dengenin bu yıl yüzde 2,1 açık vermesi, 2010'da yüzde 0,3 açık, 2011'de yüzde 0,4 ve 2012'de yüzde 1 fazla vermesi bekleniyor.
"Özel sektör öncülüğünde büyüme"
Babacan, büyümeyle ilgili şunları söyledi:
"Dünyada 2009 bir kayıp yıl olacak; 2010'dan itibaren tedrici büyüme dönemine girilecek. Yılın üçüncü ve dördüncü çeyreğinde Türkiye ekonomisinde önemli ölçüde toparlanma bekliyoruz. Son çeyrekte pozitif büyüme olası görülüyor, garanti diyemeyiz. Ancak 2010'un ilk çeyreğinde tekrar artı döneme geçilmesini bekliyoruz.
"Orta vadeli programla özel sektör öncülüğündeki büyümeyi desteklemeyi hedefliyoruz. Büyümenin kademeli biçimde potansiyel düzeyine çıkmasını, istihdamı artırmayı hedefliyoruz."
"Program döneminde 1 milyon 250 bin kişilik bir artış bekliyoruz."
"KİT'lerde yeni bir yönetim modelini hayata geçirmeyi planlıyoruz. Vergi kayıp ve kaçağının azaltılması ve vergi tabanının genişletilmesi önemli ayaklardan biri olacaktır. Ne kurumlar vergisinde, ne gelir vergisinde, ne de KDV'de herhangi bir oran artışı öngörüyoruz."
"Elektrik dağıtımı ve şeker üretimi gibi alanlardan kamu tamamen çekilecek. Telekomünikasyonda kamunun payının azaltılması ve Ziraat Bankası'nın hisselerinin bir bölümünün halka arzı için çalışma başlatılacak."
DİSK: Hükümet Programı Emekçiler, İşsizler, Yoksullar İçin Hayalkırıklığı
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreteri Tayfun Görgün, hükümetin bugün açıkladığı "orta vadeli ekonomi programı"nın hükümetin ekonomik krizden hiçbir ders almamış olduğunu gösterdiğini söyledi.
Program, 2012'ye kadar olan dönemdeki ekonomik hedefleri ve uygulanacak programları içeriyor. "Hükümetin programı güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasını, sağlık hizmetlerinin azaltılmasını ve halkın birikimlerinin özelleştirilmesini içeriyor. Emekçiler, işsizler ve yoksullar için tam bir hayal kırıklığı" diyen Görgün'ün programla ilgili saptamaları özetle şöyle.
Kamu yerine özel sektör: Krizle birlikte özel sektör yatırımları durmuş, işsizlik ülke tarihinde eşi görülmedik boyutlara ulaşmıştır. Sadece işsizlik olgusuna bakarak bile milyonlarca insanın kaderinin, tek amacı daha fazla kâr etmek olan piyasanın ellerine bırakılamayacağı, kamunun aktif bir rol oynaması gerektiği anlaşılabilir. Ancak hükümet emekçileri, işsizleri ve yoksulları "ekonominin gerekleri" adına kaderleri ile baş başa bırakmaya kararlı.
Esnek çalışmanın artırılması: Emekçiler için etkin ve kapsamlı bir güvenlik sistemi geliştireceği yerde, hükümet sermayenin krizi fırsata çevirmesinin yollarını açmaktadır. Orta Vadeli Program'ın temel hedeflerinden birinin "ekonominin rekabet gücünü ve esnekliğini artıracak yapısal reformları hayata geçirmek" olduğu belirtiliyor. Bu reformların arasında ise "esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması" sayılıyor. Krizin etkilerinin bir süre daha devam edeceği, işsizliğin yüksek seviyelerde seyredeceği çok açık bir biçimde ortadayken, hükümet emekçiye "kırk katır mı kırk satır mı?" diyor. Esnek çalışma, sendikasızlaştırmadır, düşük ücrettir, daha uzun çalışma saatleridir. Kısaca sefalet demektir.
İstihdam böyle artmaz: Hükümet ve sermaye krizden çıkışın yolunu emekçilerin sömürülmesinde görmektedir. Program'ın öncelikleri arasında istihdamı artırmak iddiası yer almaktadır ama sunulan politika önerileri gerçekçi ve tutarlı olmaktan çok uzaktır.
Sağlık harcamaları kısılacak: Mali disiplin adı altında, "sağlık hizmet ve harcamalarının etkinleştirileceği, sosyal yardımlarda yerindeliğin ve harcamalarda etkinliğin sağlanacağı" ifade ediliyor. Bu süslü sözlerin günlük hayata tercümesi "sağlık harcamalarının kısılacağı"dır.
Kamu harcamaları kısılacak: "Kamu yatırımlarının yeniden önceliklendirilerek etkinleştirimesi" hedefini de yine kamu harcamalarının toptan kısılması olarak okumak yanlış olmayacak. Bu Program, kriz altında ezilen yoksullara hiç bir şey vaat etmediği gibi, en temel hak olan yaşama hakkına da saldırıyor.
Özelleştirmeler sürecek: Program, emekçilere hiç bir faydası olmayan eski politikaların değişmeden uygulamada kalacağını gösteren bir belge. Gelecek üç yılda da özelleştirmeler, Ziraat Bankası, şeker fabrikaları, elektrik dağıtım şirketleriyle devam edecek. Ülkenin toplumsal ve ekonomik yapısı sermayenin önceliklerine göre şekillendirilecek. Hükümet, emekçiler, yoksullar ve işsizlerin sorunlarını yine piyasanın insafına havale edecek.
"Durmak yok, işsizliğe, yoksulluğa ve sömürüye devam"
KESK Genel Başkanı Sami Evren, AKP Hükümeti'nin açıkladığı Orta Vadeli Ekonomi Programı'nın "Durmak yok, işsizliğe, yoksulluğa ve sömürüye devam" anlamı taşıdığını belirtti.
KESK Genel Başkanı Sami Evren, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan'ın açıkladığı Orta Vadeli Programa ilişkin yazılı açıklama yaptı. Evren, programın siyasi iktidarın krize yol açan politikalarındaki ısrarın son belgesi olduğunu belirterek, programın esnetilmiş harcama disiplini politikasından başka bir şey olmadığını kaydetti. Programın öncelikleri arasında sayılan istihdamı arttırma hedefinin AKP'nin en önemli yalanlarından biri olduğunu savunan Evren, şunları kaydetti: "İşsizlikte 2009 için öngörülen 14.8'lik rakam siyasi iktidarın mücadelesi sonucu 2010'da 14.6'ya ve 2011'de 14.2'ye düşürülmekte, yani düşürülmemektedir. Babacan'ın istihdamı önceliğini söylediği program kapsamında işsizlikle ilgili olarak iktidarın almayı hedeflediği tek önlem olarak meslek kursları çıkmıştır. Burada net bir biçimde ifade etmek gerekir ki, hükümet işsizlik sorununu ülkenin bir önceliği olarak görmemektedir."
İktidarın açıkladığı programın "Durmak yok, işsizliğe, yoksulluğa ve sömürüye devam" anlamını taşıdığını kaydeden Evren, Türkiye'nin en önemli sorunları arasında işsizlik ve yoksulluk geldiğini belirtti. Evren, "Bu sorunları önüne koymayan politikalar yaşadığımız krizden kurtulmak bir yana onu derinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır" diye kaydetti./bianet-diha