Kaynak var!
Bu söz bir seçim sloganı olarak ilk defa Necmettin Erbakan tarafından kullanıldı. Erbakan'ın fütursuzca verdiği kaynağı sorulduğunda ortaya çıktı, seçim döneminde de yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Erbakan iktidara gelince bu kaynağın ne olduğu ortaya çıktı: 'Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nin satılmasından elde edilen gelirlerin ve çalışanlardan yapılan kesintilerle kurulan 'fon'ların hükümeti fonlamasıydı kaynak!
Erbakan'ın ardından iktidara gelen sağlı-sollu koalisyonlar ve nihayet AKP tek parti hükümeti de aynı 'kaynağı' kullanmaya devam etti.
"Tasarrufu Teşvik Fonu" adı altında çalışanlardan zorunlu olarak kesilen paralar düşük faizlerle nemalandırılmalarına rağmen, hükümetlerin iştahını kabartacak rakamlara ulaştı. Ve her hükümet bunu bir 'kaynak' olarak kullanmaya devam etti. AKP hükümeti ise öncekilerden daha açgözlü olduğunu "Tasarrufu Teşvik Fonu"nu tasfiye ederek gösterdi. Üstelik bunu 'Bakın paralarınızı ödüyoruz yüzsüzlüğü' ile yaptı. Oysa AKP'nin yaptığı ödeme çalışanlardan kesilen paranın anaparası ve nemanın yüzde 20'sini geçmedi. Anapara hesaplanırken hiçbir muhasebe kuralına uyulmadı elbette. Bundan yıllar önce 1 lira olarak yapılan kesinti yıllar sonra, yine 1 lira olarak yapıldı. Kalan para ise 'kaynak' adı altında iç edildi. Aynı senaryo 'Konut Edindirme Yardımı' adı altında kurulan fonda da uygulandı.
Hükümet şimdi de İşsizlik Sigortası Fonu'na göz dikti. Kendi isteği dışında işsiz kalanlara ödeme yapması gereken fon; bunu "işi yokuşa sürme ve neredeyse kimseye işsizlik maaşı ödememe" düsturu ile yapınca fonda yine iştah kabartan bir parasal büyüklük oluştu. Bu fonun tasfiyesi şimdilik "zor" görününce hükümet yine ünlü ayak oyunlarından birini yapmak üzere hazırlıklara başladı. Referans gazetesinde yer alan habere göre ekonomi bürokrasisi hükümete işsizlik sigortası fonu ve kıdem tazminatı fonu için yeni öneriler hazırlıyor. Öneriye göre; işverenlerin kaldırılması için lobi faaliyeti yürüttüğü kıdem tazminatı için de bir fon oluşturulacak. Ve bu fon için de çalışanın ücretinden kesinti yapılacak. Böylece kıdem tazminatı işverene yük olmaktan çıkarılacak!
Üstelik diyelim ki Kıdem Tazminatı Fonu kuruldu ve fonda da yüklüce bir para birikti. Bu paranın da önceki fonlarda olduğu gibi bir oldubittiye getirilip iç edilmeyeceğine dair hiçbir garanti yok!
Daha önce kıdem tazminatında değişiklik yapılmasını 'Genel Grev' sebebi sayacağını ilan eden Türk-İş kıdem tazminatının yükünün de işçiye yıkılması demek olan bu öneriye sessiz kalması ise düşündürücü!
KRİZDE KÂR EDENLER
İstanbul Sanayi Odası'nın 'Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu' araştırmasının sonuçları açıklandı. Araştırmada irdelenecek pek çok veri var. Ancak bir veri oldukça ilginç. İlginç dediysem laf ola! Aslında çok sıradan: En büyük 500 şirketin krizde üretim ve satışları düşmüş, istihdam azalmış ama ne hikmetse(!) kârlılıkları yüzde 10,8 oranında artmış!
Bu artış faiz oranlarındaki düşüş, TL'nin değer kazanması gibi nedenlerle azalan finansman giderlerine bağlanıyor. Doğrudan yalan! TL'nin değer kazanmasından söz edenler sene başında doların 1,20 seviyesinden 1,70'leri görerek 1,60 seviyesinde durulduğunu gözlemlemiyorlar demek ki! Ya da kârın asıl nedeninin artan sömürü oranı olduğunu gizlemek istiyorlar. Aslında 'İstihdamın azalması' denilen şey birkaç kişinin yaptığı işi bir kişiye yaptırmak, ücretsiz fazla mesaileri olağanlaştırmaktan, 'Finansman giderlerinin azalması' ise ücretlere yapılması gereken zamların durdurulması, ödemelerin geciktirilmesi gibi uygulamalardan başka bir şey değil! E, madem kârlılık arttı, kriz 'bahanesi' ile yapılan kesintileri geri almanın vaktidir!