'Devlet eliyle kürtaj' : 600 TL... 'Cenin katili olmak': Paha biçilemez
"Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir." Böyle der; anayasanın 34. maddesi. Der demesine de; yemişler yasa'nın ana'sını... Evrensel insan hakları, eşitlik ve özgürlük haklarımızı anayasal güvence altına alınsa n'olur ki? Hem de bu ülkede... Hangi aldıklarını geri koyabilirler ki yerine?
Pazartesi günü Erdoğan, Dolmabahçe'de rektörlerle yaptığı görüşmede, içeride demokrasi vaazı verirken, dışarıda -YÖK'ünden köküne kadar- yanlış olan eğitim sistemini protesto eden öğrenciler, her zamanki gibi saldırıya uğradı, darp edildi. Buraya kadar şaşıracak bi' şey yok, sanırım. Her zamanki gibi, demokratik bir şekilde 'cop ve gaz' hakkından eşit olarak faydalandı, arkadaşlarımız. Fakat içlerinde biri var ki; en ağır bedeli ödedi, canından can verdi. Doğmamış çocuğu henüz kıyamamışken, devletin polisi vurdu annesinin karnına tekmeyi. Düşündükçe içi sızlıyor insanın. Kaldı ki; daha fazla bir şeyler yazasın. Oysa yazılacak çok şey var. Binlerce küfür biliyorum en azından. Bilmesem de kolayca üretilebilir. Örneğin; Jean Genet yıllar önce söylemiş, en terbiyeli şekliyle: "Polisler hiçbir zaman insan olmadı. Ve insan oldukları gün; artık polis olamayacaklar. Tüm devletlerden nefret ediyorum."
Bir de 'yandaş' medyanın 'pişkin' yazar bozuntuları var ki; mesleklerinin gereğini yerine getirmekte sınır tanımıyor. 'Hamile kızın eylemde ne işi var?', '19 yaşında hamile olmak, örf ve adetlere olmasa bile, AB standartlarına uygun.' gibi iğrenç ifadelerde bulunabiliyor. Ve kendilerine 'gazeteci, yazar, bilmem ne...' diyorlar. Eminim ki; bu cinayetin sorumlusu olan polisinden emniyet müdürüne ve bu cinayeti meşrulaştırmaya çalışan, kendilerine 'yazar' diyen, bütün 'okuma-yazması' olan herkesin annesi, böyle bir 'insan' (ki dilim varmıyor insan demeye) dünyaya getireceğini bilseydi; bir kez daha düşünürdü.
Başbakan doğru söylüyor. Ülke her gün biraz daha ileri gidiyor. Önce en yiğit delikanlıları vurdular, astılar. Ardından işkencelerde, cezaevlerinde katlettiler. Sonra üniversitelerin tuvaletlerinde asılmış bulduk arkadaşlarımızı (Ali Serkan Eroğlu- Ege Üniversitesi). Çocuklarımızı vurdular sonra, havan mermileriyle. Yetmedi! Şimdi doğmamış çocuğumuza kastettiler. Doğru söylüyorlar. Çok ileri gittiler!