Genç işçi buluşmasında direniş günlüğü
Dünya Genç İşçi Buluşmasına katılan Entes direnişcisi Gülistan Kobatan buluşmanın 5. gününün günlüğünü tuttu. Direnişin başından itibaren yaşadıklarını direniş günlüğü yazarak aktaran Kobatan, buluşmada örgütlenme deneyimlerinin aktarıldığı ve Kent AŞ işçilerinin ziyaret edildiği günü kaleme aldı:
"DİRENİŞİN 50. GÜNÜ
İzmir Seferihisar’da Tekgıda iş Sendikası'nın kamp yerine vardığımda birçok tanıdığım yüze de rastladım. Sinter Metal ve Atv-Sabah direnişlerindeki işçileri de gördüm.
Çeşitli ülkelerden deneyimlerin aktarıldığı seminere katıldım. İlk olarak Entes direnişçisi olarak bana sözü bıraktılar. Zaman kısıtlı olduğundan Entes sürecini kısaca aktarmış oldum. Ardından Sinter Metal ve Atv-Sabah kendi süreçlerini aktardılar. Benim asıl dikkatimi çeken ve paylaşmak istediğim Arjantin’den, Hollanda’dan, Yunanistan’dan işçilerin aktarmış oldukları deneyimler oldu. Bunları size olduğu gibi aktaracağım:
Latin Amerika’nın en büyük tersane işçileri delegesi:
“Çalışanlar gittikçe sözleşmeli işçiye döndü. İşçi mücadelesine teşekkür ederim. 5 yıl sonra koşulları değiştirmeye çalıştık ve değiştirdik”
Arjantin halk okulları örgütleyicisi:
“3 yıl örgütlenme sürdürdük. Gecekonduların bulunduğu yerde özel hiçbir okul yoktu. Biz gecekondular olarak bir yandan okulu inşa ederken bir yandan da farklı bir eğitimi de hayata geçirmeye çalıştık. Bizim bu çalışmamızda bizler işçi olarak bulunuyoruz. Eğitim okulu aşan ve eve kadar varan bir eğitim halini aldı. Her yaştan her toplumdan her kesimden insanlar var. Çeşitli kesimden insanlardan ve eleştirel bir eğitim biçimi gerçekleştirmek için uğraştık. Her şeyi okulun boyasına varana kadar oradakilerle birlikte toplantı yapıp karar verdik. Diğer hareketlerle de sürekli kontak halindeydik. 30 ayrı okulda 3000 tane öğrenci var. 30 tane okul arasındaki ilişkiyi sürdüren grubumuz var. Onlarla oradaki hükümete gittik. Bizlere verilen diplomaların geçerli sayılmasını talep ettik ve direndik. Eğitimcilerimiz profesyoneldi. Hükümette bunu biliyordu. Koordine grubu bir tane mücadele planı çıkardı ve yine hükümete eğitimcilerimiz için para verilmesini talep ettik."
Arjantin işgal fabrikalarından gelen katılımcı:
“ Alternatif bir medya grubuyuz. Arjantin 1973-1983’e kadar en katı en acımasız diktatörlüğünden birini yaşadı. 30.000 insan kaybedildi. Binlerce insan tutuklandı ve binlercesi de öldü. Askeri diktatörlük bütün ekonomik gücünü ufak bir gruba ve uluslar arası şirketlerin eline verdi. Diktatörlüğün ardından seçimin gelmesiyle birlikte daha değişik bir ekonomik olma şansı çıktı.20 yıl içerisinde demokratik ülkelerde neo-liberal politikalar uygulandı. Biz bu diktatörlükte 30.000 kayıp verdik. Neo liberal politikalarla birlikte 7.000.000 işsiz ortaya çıktı.
Üç ayrı şey sunmak istiyorum:
1. İşsizler ne yaptılar?
Bir araya gelerek tartışmaya ve karar vermeye çalıştılar.işsiz oldukları için ana yolları kesmeye çalıştılar. Bu şekilde üretimi kesmeye çalıştılar. Dünyaca ünlü örgütlenmeler ortaya çıktı. Barikatlar kurarak biz yaşamımızı nasıl sürdüreceğiz diye hükümetten talep ettiler.
2. Fabrikalar kapanınca ne yaptılar?
Fabrikaları işgal ederek üretimi ele aldılar. Zaten fabrika iflas ettiği için haklarını da alamayacaklardı. Fabrikanın kapanması onları bağlamıyordu. Yeni bir örgütlenmeye girdiler ve patronsuz bir üretim gerçekleştirdiler. Burada iki hak karşı karşıya geldi. Biri yaşamını sürdürme hakkı diğeri mülkiyet hakkı. İşçiler bu hakları için mücadele ettiler. 100’leri geçen birçok yer işgal edilmeye başlandı. (oteller, lokantalar, fabrikalar vs.) . diğer ülkeler arasında da yankısını buldu. Benzer uygulamalar gerçekleştirmeye çalıştılar.
3. 2002-2003 yıllarında başlayan mücadeleyle 2009 mücadelesi arasında barikatçılar hareketi, fabrika işgalleri sendikal mücadeleye alternatif sundu. En önemli karakter birlikte militan bir işbirliği haline gelmesiydi. Aynı zamanda sendika bürokrasisine karşı da bir mücadeleydi. İşçilerin doğrudan karar alarak tam anlamıyla demokrasinin olduğu bir işleyişti. Ayrı ayrı çekirdekler olarak düşündüğümüz örgütlülükler bu sayede birlikte hareket etmeyi de öğrendi. Bu da klasik sendika biçimini de değiştirdi. Farklı bir örgütlenme biçimi ortaya çıktı."
Yunanistan banka sendikası işçilerinden:
“Genel işçi sendikasından geliyoruz. İşsizlik %30’u aştı. Kriz inşaat ve turizm sektörünü vurdu. Hemen özelleştirmelerle cevap verildi. Endüstri sistemleri ve kamu hizmetleri özelleştirildi. Orta sınıf ve yoksul kesimin vergileri arttırıldı. Sendikaların kararıyla her yerde hayat felç edildi. 10 kadın sendikacı tutuklandı. Bizde bunun üzerine tutuklularla dayanışma çalışması yaptık”.
Gördüğünüz gibi sadece Türkiye’de değil birçok ülkede işgal ve direnişler var.
Organizasyonunun TAREM( Toplumsal Araştırma ve Eğitim Merkezi), Genç-Sen, Uluslar arası işçi festivalleri, DİSK/Sine-Sen, Petrol-iş, TGS(Türkiye Gazeteciler Sendikası), Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası, Emek Dünyası, Rosa Luxemburg- Vakfı, Oleyis, Tez-Koop-İş, Liman-Tersane-Gemi Yapım ve Onarım İşçileri Sendikası, Türkiye Sivil Havacılık Sendikası, Transnationals Information Exchange (TİE), DİSK/BMİS(Birleşik Metal İşçileri Sendikası)’nın yaptığı kampın birçok atölyeyi de içinde barındırması oldukça ilgi çekiciydi.
Seminerin ardından direnişte olan Kent A.Ş. işçilerini ziyarete gittik. Aileleri ile birlikte geceli gündüzlü bekleyen işçilere yanlarında olduğumuzu ve direnişlerini selamladığımızı söyledik. İşçi çocuklarının havaya yumruklar sallayıp orada bulunan herkese slogan attırmaları da ayrıca görülmeye değer bir tabloydu. Kent A.Ş. ziyaretinin ardından İzmir Gündoğdu Meydanı'ndaki 2 Temmuz eylemine katıldık." EmekDünyası