Endüstriyel futbola karşı, Forzalivorno!
İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nda İspanya’nın içinde bulunduğu iktidar kavgasında Madrid ve Barcelona yani Basklar ve Katalanlar iki ayrı ülke olarak dağılmak istemişlerdi.
Bu yıllarda İtalyan faşist lider Musollini ve İspanya faşist lideri Franco’nun arasından tam anlamıyla su sızmıyordu. İki faşist lider, ideallerini sessizce halletmelerini sağlayacak yeni düşünceler arayışındaydılar. İşte bu ortamda İspanya halkına yeni bir afyon sunmak zorundaydılar. Bu dönemde İspanya’da Futbol sevilen ve kitlelerin takip ettiği bir oyundu. Hatta o dönemi anlatan kaynakları incelediğimizde, futbol insanların ilgisini öyle çekmiştir ki, insanlar zaman zaman savaşı bile unutmuşlardır. Bu dönemlerde İspanya’nın en büyük kulübü Real Madrid hem ekonomik olarak hem de futboluyla sıkıntılar çekmektedir. Bütün bu gelişmeleri takip eden Franco, Musollini’ye bir haber yollar: “Sizi en kısa zamanda,yeni düşüncelerimiz için Madrid’e bekliyoruz.” Musollini’den cevap kısa zamanda gelir: “Düşüncelerinizi okuyabiliyorum. Yedinci gün dönümünde Madrid’de olacağım.” Madrid’in El Mayor’u yani Belediye Başkanı o yıllarda hem futbola aşık hem de iyi bir iş adamı ve mimar Santiago Ramon Bernabeu’dur. Ramon aynı zamanda Real Madrid’in eski bir futbolcusudur. Franco aynı günün sabahına Ramon’u sarayına davet eder. Ve teklifini yapar: “Sana Real Madrid’i yönetme görevi veriyorum. İtalya’nın maddi desteğiyle büyük bir stadyum yapacağız. Ancak bu stadyum için gerekli paranın ancak yarısı. Bu stadın mimarı ve her şeyini yöneten kişi sen olacaksın.” Zaten bir Real Madrid aşığı olan Ramon hemen bu teklifi kabul eder ve : “Tüm varlığım Real Madrid’indir. Büyük Lider’im; şüpheniz olmasın. Verdiğiniz görevi yerine getireceğim.” 1974 yılında kendi adı verilen Estadio de Santiago Bernabeu’nun açılışına tabi ki Musollini de katılır. Musollini bu olayla ilgili Baş Yaveri’ne çok önemli bir söz yazdırır: “Alın insanlık. Size en büyük oyuncağınızı armağan ediyorum. Onunla bol bol oyalayın kendinizi. Oyalayın ki benim fikirlerim yükselsin…” Fakat insan aklının durdurulamayışı her zamanki gibi bu düşünceleri sonuca ulaştıramamıştır.
İnsanlık hem futbolu, hem bilimi, hem de özgürlüğü aynı anda yükseltmesini bilmiştir. Günümüzde hala birçok sol çevre futbolu afyon göredursun, okulda, fabrikada, tarlada diyerek sokaklara taşan sol muhalefet, endüstriyel futbolu kabul etmeyerek tribünleri de doldurmakta… Dünya’da oluşan birçok harekete benzer hatta daha ciddi bir olşum var Türkiye’de. “Endüstriyel Futbola Karşı” sloganıyla www.forzalivorno.org adlı site(miz).
Bir liman kenti olan Livorno’nun futbol takımının taraftarları, dünyada ABD’nin Irak işgaline karşı çıkmaları, Filistin sorununu gündeme getirmeleri ve endüstriyel futbolu kıyasıya eleştirmeleri ile tanınıyor. Livorno, Toscana bölgesini Pisa ve Grosetto şehirleri ile birlikte Akdeniz’e bağlayan, Batı İtalya’nın liman kentlerinden birisi. Bu coğrafi tanımın yanı sıra kent, İtalyan işçi sınıfı tarihinde saygın bir yere sahip. İtalyan Komünist Partisi 1921′de kurulmuştur. Bu detayı belirtmek gerekir. Koyu kızıl formasıyla öfke ve direniş ruhunun bayrağıdır Livorno Calcio. Bu şehirde 2 Aralık 2005′de oynanan ilginç bir futbol karşılasmasında dünya bir şeyi fark etti. O gün, bir çoğumuzun İtalyan 1. futbol ligi Serie A’daki varlığından bile habersiz olduğu Livorno takımı ile ırkçı-faşist taraftar topluluğuyla ünlü başkentin Lazio takımı futbolun yeşil çimlerinde karşı karşıya geldi. Sahadaki savaşı Livorno kazandı. Ama tribünlerde de savaş vardı. Bir anda bütün Avrupa tribünlerinin ve anti-faşistlerinin gözleri, bu mütevazi liman kentine, futbol takımına ve taraftarına çevrildi.
Livorno’yu tanıtırken kısa adı BAL olan “Brigate Autonome Livornesi”yi, Livorno’nun o ateşli seyircisini yazmadan olmaz. Türkçesi “Livorno Otonom Tugayları” olan bu taraftar grubu rejime muhalif olmaları ve İtalyan Futbolunda büyük takımların bazı kapitalist patronlar elinde şekillenmesi karşısında sert tavırlar sergileyebiliyorlar. Berlusconi saç ektirmesiyle dalga geçmek için Milan deplasmanında başörtülü giden Otonom Tugayların her protestosunda bu kadar masum olmadıklarını kavgalar kızışınca eylemcilikten gelen tecrübeyle Molotof kokteyliyle saldırılarından anlıyoruz. İşlettikleri dernek mekanı olan ” 1921″ adını İtalyan Komünist Partisi’nin kuruluş yılından alıyor. Livorno Calcio trübünlerine uğrarsanız Irak, Küba, Filistin, Lübnan, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği bayrakları altınca Caio Bela marşıyla, yanınızda orak-çekiç ve Che motiflerinin olduğu insanlarla karşılaşabilirsiniz.
Forzalivorno Taraftar Hareketi
Forzalivorno, endüstriyel futbola karşı gelişen bir taraftar hareketidir. Paranın egemenliğinin, sporun ruhunu zedelemesine karşı çıkar. Taraftarları müşteri olarak gören yaklaşımların karşısındadır. Her alanda sporun endüstrileşmesine karşı muhalefet ederek amatör ruhu ve yerelliği savunur! (1)
Forzalivorno sporda ve yaşamın her alanında ırkçılığa ve her türlü din, dil, ırk, cinsiyet ayrımına karşıdır. Toplumdaki yaygın milliyetçi reflekse karşı ödünsüz bir kardeşlik çizgisini savunur. "Öteki"leştirilerek dışlanan gruplara yönelik, mikro düzeyde de olsa her türlü ayrımcılığa karşı durmayı, yaşamsal bir önemde görür. (2)
Forza Livorno, endüstriyel futbol'a (spor'a) karşı bilinç oluşturma kaygısı taşır. Bu yüzden bu yöndeki tartışmaların başlatıcısı ve takipçisidir. Amaç, kapitalizmin pazarlama kaygısıyla spor müsabakalarına olan müdahalesine tavır gösterebilecek insanları (sporseverleri) bir araya getirerek ortak hareket etmelerini sağlamaktır. İtalya’nın liman kenti Livorno’nun takımı olan A.S. Livorno sahip olduğu taraftar kitlesi ve endüstriyel futbol karşıtı söylemiyle bu projeye ilham kaynağı olmuştur. Kişisel çabalar sonucu kurulan “forum sitesi” aracılığıyla biraraya gelen bu topluluk, zamanla sanal alemdeki birlikteliğini tribünlere ve sporun var olduğu tüm yaşam alanlarına taşıma hedefindedir. Bu amaçla panel, seminer, eğitim çalışmaları düzenleyerek ve yayın çıkartarak (SolAçık Dergisi) fikirlerini en geniş kesimlere anlatmak niyetindedir. Forzalivorno “taraftarizm” ile “taraftarlık” arasındaki ayrımı önemser.
Forzalivorno, dili söylemi ve duruşuyla sporda şiddeti körükleyen egemen anlayışı reddeder. Taraftarın her şeyden önce "güzel futbola" taraftar olduğunu bilerek, futbol endüstrisinin suni bir şekilde körüklemeye çalıştığı gerilimlere karşı, renklerin kardeşliğini savunur. Futbolu çirkinleştirmeyen rakibini alkışlama erdemi gösterenlerin forumu olma iddiasındadır. (3)
Forzalivorno, takım tutmayı mutluluk sayar; fakat tutulan takımın kutsanmasını reddeder! Taraftarizmin körleştirdiği mevcut taraftar profiline karşıdır. Taraftar gruplarının kendi forumlarına, kendi çevrelerine hapsolmuş tek yanlı bakış açısına karşın, farklı takım taraftarlarının birbirlerini anlayıp ortak hareket edebilecekleri zeminleri yaratma misyonunu üstlenmiştir. Tüm üyelerinden de bu çabayı destekleyecek bir performans beklemektedir. (4)
Takımlar birer put değildir Forzalivorno için. Tam da bu anlamda Forzalivorno bir tür put kırıcıdır. Forzalivorno, taraftarlığı "zevk" için para ödeyen bir tür müşterilik olarak tanımlamaz. Taraftar, bir kulübün finans kaynağı değildir, olamaz! Taraftar, bir takımı takım yapan ve bunu karşılıksızlık ilkesine göre, gönüllülük temelinde yapan olmazsa olmaz öğedir; bir takımın varoluş sebebidir.
Kapitalist düzenin yarattığı serbest piyasa ekonomisi ve bu anlayışın yarattığı “insan ahlakı”, bilinmektedir. Kapitalist ülkeler sömürdükleri ve pazar olarak kullandıkları 3. Dünya ülkelerinin çok kültürlüğünü bir silah olarak kullanarak din, dil, ırk, cinsiyet ayrımını körüklemektedir. “Böl, parçala, yönet” anlayışının modernize hali ülkemizde de iktidarlar tarafından uygulanmaktadır. Din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı toplumumuzdan tribünlerine yansımıştır. Bazı taraftar grupları tribünlerden ırkçı, milliyetçi ve cinsiyetçi sloganlar atmakta, toplu hakle hakaretlerde bulunmakta, pankartlar açmaktadır. Futbol oyununa el atan burjuvazi, kapitalist sistemin insanlığı depolitizasyon’la kölelere dönüştürdüğü çağda, spor taraftarlarına fanatizmi aşılayarak güncel sorunlara ortak olmasını engellemektedir.
Forzalivorno, savunduğu amatör ruhla değer üretimini esas sayar. Bir arada olmanın getirdiği güçle üretkenliği çoğaltmayı ve adilce paylaşmayı savunur! (5)
Forzalivorno, futbolda ve sporun tüm alanlarında bahis ve şikenin karşısındadır. (6)
Spor ilişkilerinin içerisine sokulmaya çalışılan başka pisliklerden biri de bahis sektörüdür. Spekülatif kazancın emek kavramını zedelediğini vurgulamak ve kolay yoldan “emeksiz” para elde etmenin “doğru” bir davranış haline getirilmesine karşı olmak, insanı insan yapan temel etmenlerden biri olması gerekmektedir. Futbol, emeğin karşılığının eşit olarak paylaşıldığı kolektif bir spor olmalıdır. Bir kulübün kazandığı para, takım oyuncularından tüm spor hizmetçileri ile birlikte emeğine göre paylaştırılmalıdır. Patronların futbolcuları ve takımın diğer emekçilerini ücretli emek sömürüne maruz bırakmalarına Forzalivorno karşıdır. Bu emeği gösterenler üzerinden oturduğu yerden para kazanmaya çalışan spekülatörleri spordan uzaklaştırmamız gerekmektedir. Son yıllarda bahis firmalarının resmi spor karşılaşmalarına müdahale ettiği ve birçok maçın iptal edilmesi için davalar açıldığını görmekteyiz.
Forzalivorno spor yapma hakkını savunur. Bu amaçla spor salonlarının, pistlerin ve sahaların halkın kullanımına açılmasını talep eder. (7)
İnsanların temel ihtiyaçlarına yönelik yatırım alanlarından biri de spor tesisleridir. Fakat ülkemizde spor tesislerinin sayısı çok azdır. Mevcut tesisler çoğunlukla özel mülkiyettir ve halkımız bundan faydalanamamaktadır. Yeni yapılan stat ve kapalı alanları kiralayan büyük spor kulüpleri, bu tesislerden halkın yararlanmasını engellenmektedir. Halkımızın spor yapabileceği nitelikli alanlar olmamaktadır. Yerel yönetimler halkın spor ihtiyacına cevap verememektedir. Spor endüstrisinin büyük kulüpleri ise “kendisine para kazandıracak” kişileri bünyesine almaktadır. Geriye kalan sporu seven fakat yeteneği ve imkanı fazla olmayan bireyler spordan uzaklaştırılmaktadır.
Forzalivorno, sporcuların haklarını bilmek ve savunabilmek için sporcu sendikalarının kurulması düşüncesine destek verir. (8)
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 23’üncü maddesinde; herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, adaletli ve elverişli koşullarda çalışma, işsizliğe karşı korunma, herhangi bir ayrım gözetmeksizin, eşit iş için, eşit ücrete hakkı olduğundan söz edilerek, örgütlenme hakkı ile ilgili şu düzenlemeye yer veriliyor: “Herkesin çıkarını korumak için, sendika kurma veya sendikaya üye olma hakkı vardır.”
1961 yılında Torino’da imzalanan ve 1965’te yürürlüğe giren Avrupa Sosyal Şartı, sendikalaşma, toplu pazarlık ve grev ile çalışma hakkı dâhil 19 sosyal hakkı güvence altına alıyor. Şartın 5’inci, maddesinde, örgütlenme ve sendikalaşma hakkına yer veriliyor. Buna göre, akit taraflar, çalışanların ve işverenlerin ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak için, yerel, ulusal ve uluslararası örgütler kurma ve bu örgütlere üye olma özgürlüğünü sağlamak veya desteklemek amacıyla, ulusal mevzuatın bu özgürlüğü zedelemesini veya zedeleyici biçimde uygulanmasını önlemeyi taahhüt ediyor.
Ülkemizde sendikalaşmanın önünde büyük engeller vardır. Ülkemizde yönetiminde bulunan hâkim sınıf burjuvazi, tarihin içerisindeki kaçınılmaz olan sınıf savaşımının en açık bir şekilde göstergesi olmaktadır. Ülkemizde işçi ve emekçilerin her geçen gün, 1960’lı yıllardan 1980’e kadar kazandığı hakları bile ellerinden alınmaya çalışılmaktadır. Spor endüstrisinin işçileri olan sporcular fiziken son raddelerine kadar kullanılmakta fakat özellikle amatör kulüplerde haklarını alamamaktadırlar. Sporcuların doğabilecek sağlık problemleri ve spor hayatlarının verimli geçebilmesi için, bağlı oldukları kulüplerle çalışma koşullarında söz hakkının olabilmesi için sendikalaşma zorunlu bir adım olmalıdır.
“Milyon dolarlar kazanan futbolcuların ne gibi istekleri olabilir, neden şikâyetçi olabilirler?” diye düşünenler de yok değildir. Hayatlarından oldukça memnun olan bu zümre tabii ki Süper Lig futbolcularıdır. İkinci ve Üçüncü Liglerde sebepsiz kadro dışı bırakılanlar, futbolcusunun sözleşmesini feshedenler şu an için gözlerden uzaktır.
Ülkemizde en gelişkin olan spor sektörü Futbol’da ilk örgütlenme Şükrü Gülesin ve Necati Karakaya’nın kurduğu Amatör Sporcular Derneği’dir. Dernek kendisini ilk defa 1975’de gösteririr. Bu dernek Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden destek almıştır. Aynı dönemde Futbol-İş Sendikası kurulmuştur. Fakat dernek 12 Eylül 1980 Faşist Darbesi tarafından Amatör Sporcular Derneği tüm temel hak ve özgürlüklere yapılan saldırıların bir parçası olarak kapatılmıştır. 1984’te de Futbol-İş kapatılmıştır.
Ülkemizde örgütlenme sorunlu bir iştir ve örgütlenmeye yönelik maddi ve manevi baskılar görülmektedir. Böyle bir ortamda futbolcuların ve diğer spor dallarının haklarını aramak için sendika şarttır. Futbolcuların modern köle durumlarından kurtulması gerekmektedir.
İnsanın eğitim süreci ve gelişimi için temel etkinliklerden biri olan sporun, insanlığa en verimli şekilde ve amacına yönelik yapılmasını isteriz. Futbol denen spor çeşidini beğenen, seven ve oynayan kişiler olarak futbolun, kolektif, beraberlik ve birlikte hareket etme bilincini aşılayan ve insanların bedensel ve zihinsel gelişimini sağlayan bir araç olarak görmekteyiz. Kapitalist sistem her şeyi metalaştırdığı gibi, futbolu da metalaştırmakta ve onu insan üzerinden kar etmek için kullanmaktadır. Buna karşı spor oynamayı insan etiği oluşturan bir araç olarak gören ve hayata karşı duruşlarını sergileyen herkese selam olsun! Nasıl ki hepimiz aynı gökyüzü altında yaşayan insanlarsak, aynı sahada top koşturuyoruz. Yani enternasyonal bir yaşamı futbolla da savunuyoruz.
Ülkemizde sporun kirletildiği ve milliyetçi-ırkçı bu dönemde umuyoruz ki, sporun sevgi,barış ve kardeşlik için var olması gerektiğini bize tekrar vurgulayacaktır.
Forzalivorno Hareketi adına,
Mehmet Şafak Sarı
Dipnotlar:
(1) Forzalivorno Manifestosu Madde 1 (http://forzalivorno.org/solacik/?page_id=39)
(2) Forzalivorno Manifestosu Madde 2 (http://forzalivorno.org/solacik/?page_id=39)
(3) Forzalivorno Manifestosu Madde 3 (http://forzalivorno.org/solacik/?page_id=39)
(4) Forzalivorno Manifestosu Madde 4 (http://forzalivorno.org/solacik/?page_id=39)
(5) Forzalivorno Manifestosu Madde 5 (http://forzalivorno.org/solacik/?page_id=39)
(6) Forzalivorno Manifestosu Madde 6 (http://forzalivorno.org/solacik/?page_id=39)
(7) Forzalivorno Manifestosu Madde 7 (http://forzalivorno.org/solacik/?page_id=39)
(8) Forzalivorno Manifestosu Madde 8 (http://forzalivorno.org/solacik/?page_id=39)