Eğitim Sen eğitimin durumunu raporlaştırdı
Eğitim-Sen, “2008-2009 Eğitim-Öğretim Yılı Başında Eğitimin Durumu” başlıklı bir rapor yayınlayarak eğitimde yaşanan sorunları raporlaştırdı. Raporda, Türkiye'de Gayri Safi Milli Hasıla'dan (GSMH) eğitime ayrılan payın yetersiz olduğu vurgulandı.Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, sendika genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında raporu açıkladı. Kılıç, eğitim emekçileri ile öğrencilerin talepleri görmezden gelindiği için, yeni eğitim-öğretim dönemine yığılmış sorunlarla girildiğini belirtti.
Sorunların Kürt illerinde daha da büyüdüğünü ifade eden Kılıç, AKP hükümetinin kadrolaşma, özel okulları destekleme, üniversiteleri egemenliği altına alma çabaları ve eğitimi gericileştirme politikaları nedeniyle sorunların daha da arttığını belirtti.
Eğitimde özelleştirmenin giderek yaygınlaştığına vurgu yapan Kılıç, bu nedenle eğitimin yükünün öğrenci ve velilerin omuzlarına yıkıldığını, parasız eğitim hakkının tahribata uğratıldığını kaydetti. Kılıç, “Eğitimin temel bir insan hakkı olduğu, bu nedenle herkesin eşit, parasız, kamusal eğitim hakkından yararlanabilmesinin ancak kamusal hizmet anlayışı çerçevesinde gerçekleşebileceği unutulmamalıdır” diye konuştu.
Sorunlar çığ gibi büyüyor
Raporda 2008-2009 eğitim öğretim yılında yaşanan sorunların bazıları şöyle sıralandı:
- Türkiye’de eğitimin 30 öğrencili sınıflarda verilmesi durumunda net derslik açığı 68 bin 195. Buna göre her yıl 35 bin derslik yapılması durumunda derslik açıkları iki yılda bitirilebilir.
- Eğitimin niteliğini yükseltmek için derslik yapımına paralel olarak her yıl en az 50 bin kadrolu öğretmen atamasına ihtiyaç vardır.
- Okullarda araç-gereç, kütüphane, fiziki altyapı ve donatım yetersizlikleri hala giderilememiştir.
- Şehir ilköğretim okullarının üçte ikisinde ikili öğretim yapılırken, köy ilköğretim okullarında okuyan öğrencilerin büyük bölümü birleştirilmiş sınıflarda eğitim görmektedir.
- Türkiye’deki 8 milyon engellinin yüzde 36.3’ü okuma yazma bilmemektedir. Engelliler arasında ilkokul mezunlarının oranı yüzde 41 iken, yüksekokula devam edenlerin oranı sadece yüzde 2.24’tür.
- Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde yaklaşık 5 milyon çocuk ve gencimiz, çağ nüfusu içinde olmasına rağmen eğitim hakkından yararlanamamaktadır.0
- Sınıf mevcutları büyük kentlerde ortalama 40-45 civarındadır, sınıfların kalabalık olması eğitimin niteliğini olumsuz yönde etkilemektedir.
- Ders kitaplarının içeriği bilimsel olmayan, ırkçı-gerici-cins ayrımcı öğelerle doludur.
- Yıllardır kadrolaşma eğitimin temel sorunlarının başında gelmektedir. kadrolaşmaya paralel olarak özellikle Eğitim Sen üyelerine yönelik, sürgünler, cezalar ve kıyımlar yaşanmakta, binlerce eğitim emekçisini mağdur edilmektedir.
- İş güvencesiz çalışmayı esas alan geçici ve sözleşmeli öğretmenlik uygulaması, son yıllarda başvurulan “ucuz işgücü” uygulaması giderek yaygınlaştırılmıştır. Eğitim Sen’in tespitlerine göre 50 binin üzerinde sözleşmeli, 150 bin civarında ücretli öğretmen çalıştırılmaktadır.
- Bu hükümet döneminde kadrolaşma eğitimin temel sorunu haline gelmiş, kadrolaşmaya paralel olarak sürgünler, cezalar ve kıyımlar binlerce eğitim emekçisini mağdur etmiştir; Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatından başlayıp, en ücra köşedeki okulun müdür yardımcısına kadar AKP yanlısı, ırkçı-gerici kadrolaşma yaşanmaktadır.
- Sendikal örgütlenme önündeki yasal ve fiili engeller kaldırılmamış; ILO sözleşmelerine aykırı bir şekilde grevli-toplu sözleşmeli sendika hakkı yönünde herhangi bir adım atılmamıştır.
- Eğitimde hizmetli, memur ve diğer yardımcı personel açıkları giderilmediği gibi, “dışarıdan hizmet satın alma” uygulaması yaygınlaşmıştır.
- Eğitim emekçilerinin önemli bir bölümü yoksulluk ve açlık sınırı altında yaşam mücadelesi vermektedir.
Raporun Tamamını Okumak İçin Tıklayınız
Eğitimde özelleştirmenin giderek yaygınlaştığına vurgu yapan Kılıç, bu nedenle eğitimin yükünün öğrenci ve velilerin omuzlarına yıkıldığını, parasız eğitim hakkının tahribata uğratıldığını kaydetti. Kılıç, “Eğitimin temel bir insan hakkı olduğu, bu nedenle herkesin eşit, parasız, kamusal eğitim hakkından yararlanabilmesinin ancak kamusal hizmet anlayışı çerçevesinde gerçekleşebileceği unutulmamalıdır” diye konuştu.
Sorunlar çığ gibi büyüyor
Raporda 2008-2009 eğitim öğretim yılında yaşanan sorunların bazıları şöyle sıralandı:
- Türkiye’de eğitimin 30 öğrencili sınıflarda verilmesi durumunda net derslik açığı 68 bin 195. Buna göre her yıl 35 bin derslik yapılması durumunda derslik açıkları iki yılda bitirilebilir.
- Eğitimin niteliğini yükseltmek için derslik yapımına paralel olarak her yıl en az 50 bin kadrolu öğretmen atamasına ihtiyaç vardır.
- Okullarda araç-gereç, kütüphane, fiziki altyapı ve donatım yetersizlikleri hala giderilememiştir.
- Şehir ilköğretim okullarının üçte ikisinde ikili öğretim yapılırken, köy ilköğretim okullarında okuyan öğrencilerin büyük bölümü birleştirilmiş sınıflarda eğitim görmektedir.
- Türkiye’deki 8 milyon engellinin yüzde 36.3’ü okuma yazma bilmemektedir. Engelliler arasında ilkokul mezunlarının oranı yüzde 41 iken, yüksekokula devam edenlerin oranı sadece yüzde 2.24’tür.
- Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde yaklaşık 5 milyon çocuk ve gencimiz, çağ nüfusu içinde olmasına rağmen eğitim hakkından yararlanamamaktadır.0
- Sınıf mevcutları büyük kentlerde ortalama 40-45 civarındadır, sınıfların kalabalık olması eğitimin niteliğini olumsuz yönde etkilemektedir.
- Ders kitaplarının içeriği bilimsel olmayan, ırkçı-gerici-cins ayrımcı öğelerle doludur.
- Yıllardır kadrolaşma eğitimin temel sorunlarının başında gelmektedir. kadrolaşmaya paralel olarak özellikle Eğitim Sen üyelerine yönelik, sürgünler, cezalar ve kıyımlar yaşanmakta, binlerce eğitim emekçisini mağdur edilmektedir.
- İş güvencesiz çalışmayı esas alan geçici ve sözleşmeli öğretmenlik uygulaması, son yıllarda başvurulan “ucuz işgücü” uygulaması giderek yaygınlaştırılmıştır. Eğitim Sen’in tespitlerine göre 50 binin üzerinde sözleşmeli, 150 bin civarında ücretli öğretmen çalıştırılmaktadır.
- Bu hükümet döneminde kadrolaşma eğitimin temel sorunu haline gelmiş, kadrolaşmaya paralel olarak sürgünler, cezalar ve kıyımlar binlerce eğitim emekçisini mağdur etmiştir; Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatından başlayıp, en ücra köşedeki okulun müdür yardımcısına kadar AKP yanlısı, ırkçı-gerici kadrolaşma yaşanmaktadır.
- Sendikal örgütlenme önündeki yasal ve fiili engeller kaldırılmamış; ILO sözleşmelerine aykırı bir şekilde grevli-toplu sözleşmeli sendika hakkı yönünde herhangi bir adım atılmamıştır.
- Eğitimde hizmetli, memur ve diğer yardımcı personel açıkları giderilmediği gibi, “dışarıdan hizmet satın alma” uygulaması yaygınlaşmıştır.
- Eğitim emekçilerinin önemli bir bölümü yoksulluk ve açlık sınırı altında yaşam mücadelesi vermektedir.
Raporun Tamamını Okumak İçin Tıklayınız