İktidarın "akıl" hocalarına karşı özgür üniversitenin hocaları
SBF'deki yumurtalı protesto üzerine AKP'nin bekçi "akademisyen"lerinin öğrencilere saldırmak için nöbette olduğunu gördük.
Üniversite hocalıklarını iktidarın vestiyerinde bırakan Mümtazer Türköne ve Yasin Aktay gibi "organik aydın"lar, insaniyetlerini de öğrencinin tepesine inecek polis copuna sarmışlar.
Türköne, öğrencilerin AKP'ye karşı üniversitelerde geliştirdiği protestolara "patolojik" bir durum olarak bakarken, öğrencilere vahşice saldıran polislere ise en çok da bu "patolojik" durumun çözümü konusunda uyarıda bulunuyor.
Yasin Aktay da katıldığı tüm televizyon programlarında, konuya ilişkin hiçbir bilgisi yoksa bile iktidarın savunuculuğu vazifesini yerine getirmek için çırpınıyor.
Olayların müsebbiplerinden yılların "hocası" Burhan Kuzu, SBF'nin giriş kapısından yaklaşık 100 metrelik bir mesafe boyunca, kendisine bir saldırı olmadığı halde, konuşma yapacağı salona kadar yüzlerce sivil polisin oluşturduğu duvarın arasından ilerliyor. İçeride kendisine karşı geliştirilen protestolara şaşırmış gibi görünen Kuzu, üniversiteye bu polis duvarı arasından girebilmesini normal olarak görebiliyor.
AKP'nin "hoca"ları öğrencilerin iktidar protestolarına karşı çıkıp bu eylemleri hastalıklı bir durum gibi göstermeye çalışırken, özgür düşünceden, akademik özgürlükten uzaklaşmışlıklarını da ele veriyorlar.
Neyse ki üniversitelerdeki hocaların eğilimleri iktidar kulluğundan ibaret değil. Çarşamba günü ODTÜ'de gerçekleşen protestodan sonra öğretim üyelerinin öğrencilerin yanında yer alması, Siyasal Bilgiler Fakültesi ve İTÜ hocalarının yaptığı açıklama üniversitenin onuru olarak duruyor önümüzde.
SBF'den 108 öğretim elemanı öğrencilerine karşı başlatılan linç kampanyasına karşı çıktılar. Onları belirsiz odaklara hedef gösteren medya organlarını teşhir eden hocalar, öğrencilerine sahip çıktılar ve onları "kurda kuşa" yem etmeyecekleri iradesini ortaya koydular.
İktidarın "akıl" hocalarına karşı, özgür üniversiteden ve akademik bilimsel özerklikten yana hocalar umutlu olmak için önemli bir adım attılar. Yazımızı SBF hocalarının sözleriyle bitirelim: "...öğrencilerin protestolarına ve doğrudan öğrencilere karşı gösterilen ve hiçbir demokratik değer sistemi içinde anlamlandırılamayacak olan şiddeti, öğrencilerimizin medya yoluyla hedef gösterilerek can güvenliklerinin tehdit edilmesini ve ardından, akademik yöneticilerin istifa çağrısı altında tehdit edilmesi dâhil, SBF hakkında yürütülen kirli kampanyayı kınıyor; bu saldırı dalgasının esasen köklü, eski, merkezi ve büyük üniversitelere dönük yeni ve kapsamlı bir saldırının habercisi olabileceği kaygısıyla, bu saldırılar karşısında öğrencilerimizin, fakülte yönetimimizin ve rektörlüğümüzün yanında yer aldığımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz!"