31 Aralık 2010, Cuma

Gündelikçi kadınların hiçbir güvencesi yok

Gündelikçi Kadınlar Birliği, İstanbul'da 15 bini bulan kayıtsız emekçiler için imza kampanyası başlatıyor.

PINAR URAL

Evlerin, sokakların, yaşamın ve emeğin görünmezi olan gündelikçi kadınların emeğinin görünür kılınması için mücadele yürüten Gündelikçi Kadınlar Birliği, İstanbul'da 15 bini bulan kayıtsız emekçiler için imza kampanyası başlatıyor. Devlet ve işverene sesini duyurmak isteyen ev eksenli çalışan kadınlar, "Emeklerinin görünür kılınması, yaptıkları işin bir tanıma kavuşması ve işçi statüsünde sosyal hakkın tanınması" taleplerini içeren imzaları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na gönderecek.


Güvensiz, sağlıksız ve hayati tehlikelere rağmen yaşamlarını idame etmek için evlerde çalışan gündelikçi kadınlar, emeklerini görünür kılmak için mücadele ediyor. Gültekiye Özmen'in 15 Aralık günü Kadıköy'de 10 yıldır çalıştığı evin mutfak penceresini silerken düşmemek için tutunduğu pencere ile birlikte yaklaşık 10 metre yükseklikten düşmesi ile gündelikçi kadınların çalışma koşulları tekrar gündeme geldi. Yaptıkları işin bir tanımı olması ve işçi statüsüne alınması için Gündelikçi Kadınlar Birliği'nde örgütlenen kadınlar, emeklilik ve sosyal güvence hakkı için imza kampanyası başlatıyor. 10 yıl önce eşinden boşanan ve 2 çocuğuyla kirada oturan Gündelikçi Kadınlar Birliği Kurucusu Yıldız Ay, sabah saat 08.00-09.00 gibi işe başlıyor ve bitiş saatini bilmeden her gün tanımadığı evlerde temizlik yapıyor. 1997 yılından bu yana ev işlerinde çalışan Ay, her türlü güvenceden yoksun bir şekilde en az 70 en fazla 120 TL ücret alabiliyor. 

'Emeğimizi görünür kılmak istiyoruz'

2001 yılında kurulan Gündelikçi Kadınlar Birliği hakkında bilgi veren Ay, İstanbul'da 15 binden fazla "gündelikçi kadın" çalıştığını ancak, hiç birinin sosyal güvencesi bulunmadığını belirterek konuşmasına başladı. Ev işine giden kadınların sosyal güvence, emeklilik ve sendikal hakları olmadığını vurgulayan Ay, maruz kaldıkları tüm olumsuzlara karşı örgütlenmeye karar verdiklerini ifade etti. Ay, "10 yıldır binlerce gündelikçi kadına ulaştık. Kadınlar genelde eşlerinden çekindikleri için üye olmaya yanaşmıyorlar. Bazı kadınlar kendini bir işçi olarak görmediği için ev işine gittiğinin duyulmasını istemiyor. Bunlardan kaynaklı örgütlenmede güçlük çekiyoruz. Bizler devletten hakkımızı istiyoruz. İşverenler tarafından sömürülüyoruz. 4 katlı villayı temizlediğimiz halde karşılığını alamıyoruz. Hava koşulları ne olursa olsun gidip, o gün temizlik yapmak zorundayız. Biz bunların bedelini istiyoruz" dedi. 

'Aşağılanıp horlanıyoruz'

İşveren tarafından kimi zaman aşağılanmaya kimi zaman ayrımcılığa maruz kaldıklarına dikkat çeken Ay, işveren tarafından "kadın" şeklinde hitap edildiğini isimlerinin bile anılmadığını ifade etti. "Evde kadın var. Bugün kadınım geldi, diyorlar. Öyle bir durum oluyor ki, sanki sen o gün ona aitsin" diyen Ay, evde, sokakta iş yaşamında görünmez olduklarını aktardı. Ay, "İşin en kötü yanı bunu yapan işverenler de kadın. Ve kadın tarafından eziliyorsunuz. Ev işleri toplumsallaşmadığı müddetçe bu çark böyle sürüp gider. Zaten bir süre sonra biz de onlara düşman kesiliyoruz. Bazen ilişkiler abla, kardeş ilişkisine dönüşüyor. Aslında bu durumda daha fazla sömürüye maruz kalıyoruz" diye ifade etti. Yaşanan iş kazalarında yaşamını yitiren gündelikçi kadınları hatırlatan Ay, emeklilik hakkından yararlanmak için kendileri içinde bir yasa çıkarılmasını talep etti. 

'En fazla göçmen kadınlar eziliyor'

Gündelikçi kadınlarda 40-50'li yaşlarda meslek hastalıklarının baş gösterdiğini aktaran Ay, bel, boyun fıtığı, menüsküs ve kollarda sinir sıkışması gibi hastalıklarla karşı karşıya olduklarını kaydetti. Ev işlerinde çalışan göçmen ve Kürt kadınlarının daha fazla mağdur edildiğine işaret eden Ay, işveren tarafından özellikle gündelikçi göçmen kadınların pasaportuna el konulduğunu ve bir esir gibi çalıştırıldığına dikkat çekti. Ay'ın dikkat çektiği bir diğer konu ise, kadın emekçilere yönelik cinsel saldırıların yoğunluğu. Ay, işveren tarafından düşük ücretle çalıştırılıp, esir hayatı yaşatılan göçmen kadınların çoğu kez taciz ve tecavüze maruz kaldığının altını çizdi. 

İmza kampanyası başlatacaklar

Hakları için önümüzdeki günlerde imza kampanyası başlatacaklarını söyleyen Ay, "Önce İstanbul'da örgütlenip imza kampanyası başlatacağız. Tıpkı kapıcılar gibi bizim de sosyal haklarımız olmalı. Bunun için Ankara'ya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na da gideceğiz. Topladığımız imzaları 10 kişiden oluşan bir grupla gidip alışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na vereceğiz. Biz de camdan düşüp ölebiliriz. Bakmakla yükümlü olduğumuz çocuklarımız var. Sosyal güvencemiz olmadığı için hastanelere bile gidemiyoruz. Meclis'e gidip milletvekilleriyle görüşeceğiz. Bizimde işçi statüsüne alınmamız ve yasal güvenceye alınmamız için bizim için yasa çıkarmalarını talep edeceğiz. Artık canımıza yetti" diye konuştu.

 

İstanbul - DİHA