'Özerklik Türkiye projesidir'
Abdullah Öcalan, demokratik özerkliğin Türkiye projesi olduğunu kaydetti, "Demokratik özerklikten kasıt, Kürtlere bir statü belirlemesidir, Kürtlerin bir statüye kavuşturulmasıdır" dedi.
Abdullah Öcalan, avukatları yaptığı görüşmenin ardından demokratik özerklik ve 2011 yılına ilişkin açıklamalarda bulundu. Öcalan, demokratik özerliğin bir "Türkiye projesi" olduğunun yeterince anlatılmadığını kaydetti, "Demokratik özerkliğin tüm Türkiye'nin projesi olduğunu yeterince açıklayabilirlerdi. Öncelikle Türklerle nasıl bir demokratik bütünleşme sağlayabileceğini açıklayabilirlerdi. Türkiye'deki milliyetçi kesimin ne kadar güçlü olduğunu, dirençli olduğunu bilmeleri gerekirdi" dedi.
Öcalan şöyle devam etti:
PROVOKASYONLAR GELİŞEBİLİR
"Bu dönemde iki boyutta bir durum gelişebilir. Çözüm derinleştirilebilir, buna bağlı olarak da diyaloglar daha derinleşerek devam edebilir. Çünkü kendi tecrübelerimden de, önceki tecrübelerden de biliyorum ki bu diyalog süreçlerinde provokasyonlar gelişebilir. Bu nedenle Mart ayında yeni bir değerlendirme yapılabilir, ben de bir değerlendirme yapacağım. Bu provokasyon her yönden de gelebilir.
OLAĞANÜSTÜ BİRŞEY OLMAZSA ÇÖZÜM OLABİLİR
Çözüm için gerekli şartların oluşturulması gerekir. Çözümün şartları açıklanır, seçime kadar da bu şartlar, çözüm şartları, durumları hazırlanır. Süreç ve diyalog iyi bir şekilde gelişiyor ve gittikçe derinleşiyor. Yarın olağanüstü bir durum gelişmezse, bir engel çıkmazsa çözüm gelişebilir, önemli gelişmeler olabilir.
Ocak ayında yine engelleme olmazsa çözüme yönelik önemli gelişmeler olacaktır. Seçimlerden sonra da AKP veya iktidara gelecek olanlar çözüm için gerekli projelerini açıklarlar. Seçimden sonra çözüm de derinleşebilir. Bu, şuna bağlı. Kürtler ne kadar kendilerini geliştirirlerse, oylarını arttırırlarsa, büyürlerse o kadar demokratik çözüm için bir özne haline gelirler, bu şekilde kabul edilme durumuna gelirler.
Fakat AKP ne kadar Kürtlerden daha fazla oy alırsa, Kürtlerin oyu ne kadar daha az olursa o zaman AKP 'Kürtleri ben temsil ediyorum, Kürtler bir şey istemiyor' diyecektir. Bu durumda da Kürtlerin talepleri, statüleri büyük tehlikeye girer, Kürtler geriler, yok olma noktasına gelirler.
ÖZERKLİKTEN KASIT STATÜDÜR
Bu yeni diyalog döneminde birbirlerine karşı herhangi bir saldırının olmaması gerekiyor. Sadece misilleme haklarını kullanabilirler. Yani o saldırırsa diğeri, diğeri saldırırsa o misilleme hakkını kullanabilir.
Bizim çözüm anlayışımızda temel olan şey demokrasidir. Kürtlerin demokratik çözüm projesi herkesedir, herkes için geçerlidir, tüm Türkiye için geçerlidir. Çünkü esası demokrasidir. Demokratik özerklik kavramı sanıyorum bazı kesimleri rahatsız ediyor. Burada demokratik özerklikten kasıt, Kürtlere bir statü belirlemesidir, yani Kürtlerin bir statüye kavuşturulmasıdır. Burada biz sınırlarla, bayrakla, bu tür şeylerle uğraşmıyoruz. Kürtlerin demokratik bir Türkiye'yle nasıl bütünleşebileceğini tartışıyoruz. Böyle bir bütünleşme herkes için önemlidir. Dolayısıyla burada bu Kürtlerin projesinin bölmekle bir alakasının olmadığının iyi anlaşılması gerekir.
BİZİM BAYRAKLA, RESMİ DİLLE İŞİMİZ OLMAZ
Bizim uğraştığımız Statüdür. Kürtlerin statüsü nasıl olmalı? Statü, bir varlık nedenidir. Burada söz konusu olan antitedir, yani Kürtlerin antitesi sorunudur. Antite, yani Kürtlerin varlığı sorunudur (Entite: varlık, özvarlık, kendilik). Demokratik özerklikten kastımız Kürtlerin siyasi bir statüsünün belirlenmesidir. Kürtlerin bu statüye kavuşturulmasıdır. Buna "demokratik siyasi statü" diyoruz. Bunun neresi ülkeyi böler? Buna demokratik sosyalite de diyebiliriz. Kürtlerin çözüm projesinde önemli olan husus, Kürtlerin bir demokratik-politik güç olarak kabul edilmesidir. Bu, dünyanın her yerinde böyle çözülmüştür. Kürtlerin bu statülerinin çözümü derinleştirilmelidir. Kürtlerin talepleri dile getirilirken de bunun iyi formüle edilmesi, iyi dile getirilmesi, iyi işlenmesi lazım. Bu iyi işlendiği zaman kim buna karşı çıkabilir? Kürtlerin varlığına, bu statülerine kim karşı çıkabilir? Yoksa bizim bayrakla, sınırlarla, resmi dille bir işimiz, bir sorunumuz yok. Biz sosyal alanda çözüme önem veriyoruz. Sosyal, kültürel, siyasal projelerle ve çözümlerle ilgileniyoruz."
BÖLMEK DEĞİL BÜTÜNLEŞMEK İSTİYORUZ
"Biz devleti bölmek istemiyoruz, biz demokratik Türkiye ile bütünleşmek istiyoruz, bunun için çaba sarf ediyoruz" diyen Abdullah Öcalan, "Biz demokratik siyasetle, demokratik ulus inşaasını gerçekleştirmeye çalışıyoruz. CHP ve MHP boğazına kadar rantçılığa bulaşmıştır. 80 yıldır CHP bunu yapıyor, MHP de öyle. Bu devlet rantçılığıdır. Partiler daha çok olaya rantçı yaklaşıyorlar, asıl bu devleti böler" dedi.
2011 YILI DEMOKRATİK SEFERBERLİK YILI
Öcalan, 2011 yılına ilişkin ise "Bölgedeki Ezidilerin, Hıristiyanların, Asurilerin yeni yılını kutluyorum. Bizim demokratik çözüm projemize onlar dahildir, onlar da bu demokratik çözüme güç versinler. Bizim demokratik çözüm projemize Irak'taki Türkmenler, İran'daki Türkler (Azeriler), diğer halklar hepsi dahildir, herkes içindir. 2011 yılı Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümünün geliştiği bir yıl olabilir. Bütün halkımız demokratik seferberlik ruhuyla hareket etmeli. 2011 yılı demokratik seferberlik yılı olmalıdır" dedi.