11 Ocak 2011, Salı

"Sizin hiç babanız öldü mü?"

ASLI ALPER aslialper@gmail.com

"Sizin hiç babanız öldü mü?

Benim bir kere öldü kör oldum."

31 Ocak 1990'da babaları öldürüldüğünde kör oldu, Işık ve Arın Aksoy.

Çok değil, 3 yıl sonra 24 Ocak 1993'de Uğur Mumcu öldürüldü. Yani, Özgür'ün babası öldü. Özge'nin de... 24 Ocağın ardında, eksik kaldılar...

Erdem, sabır, güç, inanç, direnç... Babasız geçen yılların karşılığı hangi kelimede?

8 Ocak 1996'da öldürüldü Metin Göktepe. Metin'in ardından ne söylenebilirdi ki? Metin öldü. 29 yaşındaydı.  Koca bir hayat vardı gözlerinde. Onu öldüren, aslında onu koruması gereken polislerdi... Şartlı af yasasından yararlandılar. Devlet affetti bu polisleri. Ya bizler?

19 Ocak 2007 saat 3'de, Şişli'de Agos Gazetesi'nin önünde 3 el silah sesine kurban edildi Hrant Dink. Aradan 4 yıl geçti. 4 koca ve 4 boş yıl... Hrant öldürüldü, ölümü o kadar eksiltti ki bizi, kim gitti kim kaldı hiçbir zaman bilemedik.

Ocak! Yitiklerin arasında yitip gittiğim, ismine inat ocakların söndüğü ay.

"Şimdi bir güvercinin uçuşunu bölüyoruz
Gökyüzünün o meşhur maviliğinde"

Birileri sevmekten vazgeçtiğinde bölündü o güvercinin uçuşu. Kardeşliğin anlamını sözlüklerde arar olduğumuza delindi gökyüzünün maviliği. Kimilerini babasız, kimilerini oğulsuz, kimilerini aşksız bıraktıklarında dağıldı dünya. Tabutlar omuzlarda taşınırken, katiller çocuk sayıldığında unutuldu insanlık.

Katiller dışarıda oldukça, adalet arandıkça ölüp duruyor Metinler, Uğurlar, Hrantlar. Ve defalarca yetim kalıyor çocuklar...  Oysa onlar hala sevebiliyor insanları."Ben büstleri değil, insanları seviyorum" diyebiliyorlar. Hala inanabiliyorlar barışa, kardeşliğe, adalete... Belki de bu yüzden dimdik ayakta durabilmeleri.

Zamanla geçecek demişlerdi babamı kaybettiğimde. Yine bir Ocak ayıydı! Zamanla küle dönecekti acım. Öğretilen buydu ama o zaman bir türlü kül edemedi ateşi. Biliyorum ki bu cümle Işık ve Arın'a, Özgür ve Özge'ye, Sera, Delal ve Arat'a da söylendi. Ve yine biliyorum ki, hiçbirinin acısı küle dönmedi.

Belki de sırf bu yüzden 19 Ocak'ta saat 3'e ayarlamalıyız saatlerimizi. Ve hepimiz Agos'un önünde buluşmalıyız. Küllenmeyen acıları paylaşabilecek kadar cesur olmalıyız. Hrant'ın ayak izlerine basarak haykırmalıyız: Adalet istiyoruz! İnatla, vazgeçmeden belki önümüzdeki 10 yıl boyunca orada olmalıyız. Gittikçe büyüyerek.

Çünkü bundan böyle gökyüzü boyanmalı maviye, güvercinler tekrar uçabilsinler diye!

*Dörtlükler Cemal Süreya şiirlerinden alıntıdır.