14 Mart 2011, Pazartesi

Dersim '38 katliamı için ilk karar: Zamanaşımı

Dersim 38 olaylarını 'adli cinayet' gibi değerlendiren Hozat Savcılığı ""Soykırım ve insanlığa karşı suç yok, cinayetler zaman aşımına uğradı" dedi. Dava avukatı Hüseyin Aygün, "İnsanlığa karşı işlenen suçlar için zaman aşımı olmaz" diyerek, karar için itirazda bulunacaklarını söyledi.

38 Dersim katliamı ile ilgili ilk yargı kararı, Tunceli Hozat Savcılığı'ndan geldi. Dersim katliamında annesi, babası ve 5 kardeşini yitiren Efo Bozkurt'un, 'insanlığa karşı suç' gerekçesiyle yaptığı başvuru, 'kovuşturmaya gerek yok' denilerek reddedildi. Savcılık, 'soykırım' ve 'insanlığa karşı suç' iddiasının "Dersim '38 için uygulanamayacağını, çünkü operasyonda silahlı isyanın bastırıldığını ve eski Türk Ceza Kanunu'nda bu iki suç türünün bulunmadığını, yalnızca adam öldürme suçunun iddia edilebileceğini" belirtti.

Dersim 38 için, "Var olduğu iddia edilen ölüm vakaları" ifadesini kullanan savcılık, cinayet suçu için de zaman aşımının işlediğini, dolayısıyla dava açılamayacağını savundu. Başvurucu Efo Bozkurt ve Avukatı Hüseyin Aygün karara itiraz edeceklerini ve sonuç alamazsa AİHM'e gideceklerini kaydetti.

ÖLÜM TARİHİ: 0/0/1938

Dersim katliamıyla ilgili geçen yıl yapılan üç ayrı suç duyurusundan biri 86 yaşındaki Efo Bozkurt'a aitti. Bozkurt, avukatı Hüseyin Aygün aracılığıyla 27 Nisan 2010'da Hozat Cumhuriyet Savcılığı'na verdiği dilekçede, ailesinin Dersim 38'i Hozat'ın Çaytaşı köyünde (Lolan Taner) karşıladığını söylüyordu.

Dilekçeye göre; bu kıyımda Efo Bozkurt'un Kurtuluş Savaşı gazisi olan babası Keko (43), annesi Kuhari, ablaları Havi (16), Eyti (12), Besi (6), erkek kardeşleri Mehmet (4) ve Niyazi (2) jandarmalarca kurşuna dizildi. Efo Bozkurt kıyımdan kaçarak yaralı halde kurtuldu. Bozkurt'un üç kardeşinin ölüm tarihi, nüfus kütüklerine '0/0/1938' diye yazıldı.

ÖNCE İTİRAZ, SONRA AİHM

Radikal Gazetesi'nin haberine göre, Hozat Savcısı Necati Kurçenli, suç duyurusu üzerine Efo Bozkurt'un ifadesini aldı. 10 ay sonra, 18 Şubat 2011'de soruşturmayı tamamlayan Savcı Kurçenli, kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Kurçenli, Dersim 38'in soykırım ya da insanlığa karşı suç değil, adam öldürme bağlamında değerlendirilebileceğini savundu. Kurçenli, bu suç için de zaman aşımının işlediğini, dava açılamayacağını belirtti.

Avukat Hüseyin Aygün, savcının Efo Bozkurt'un ifadesini almak dışında hiçbir işlem yapmadığını, köydeki toplu mezar kalıntısı olduğu iddia edilen bölgeyi incelemediğini ve yaşlı tanıkları dinlemediğini belirterek, şöyle konuştu: "Öncelikle karara itiraz edeceğiz. Olmadı, AİHM'e gideceğiz. Artık Türkiye'nin hükümet yöneticileri de Dersim'de yaşananların ağır bir insanlık suçu olduğunu söylüyorlar. Başbakan Erdoğan da 'katliam' demişti. Bu beyanların da dikkate alınması gerekir. Toplu katliamlarda, ağır insanlık suçları olduğundan dolayı, bir soruşturma yürütülmeli. Zaman aşımı yürütülerek olayların üstü kapatılmak isteniyor. Bu karar uluslararası hukukta tartışma noktasına dönüşecek. Uluslararası hukuk Hozat savcılığı gibi ele almıyor konuyu. Mesela şu anda Nazi soykırımında rolleri olanlar değişik ülkelerde tutuklanıyor, yargılanıyor aradan 60 yıl geçtiği halde. Dersimle ilgili de bu yola girmesi mümkün. Uluslararası sözleşmeler, bu suçların her zaman soruşturulabileceğini belirtiyor. Bu tür suçlar insanlık ahlakında büyük yaralar açtı. Biz dilekçemizde de, yaşananları ve mahkemeye taşıdığımız başvurularda da, soykırım veya insanlığa karşı suç eylemi olarak tanımladık, böyle görülebileceğini vurguladık."

'KATLİAM EN RESMİ AĞIZDAN KABUL EDİLDİ'

Başbakan Erdoğan, anayasa referandumu için miting yapmaya gittiği Çorum'da CHP'ye mal ettiği olaylar için ilk kez 'Dersim Katliamı' ifadesini kullanmıştı. Erdoğan, 18 Ağustos'taki mitingde şunları söylemişti: "(Kılıçdaroğlu'na hitaben) Göğsünü gere gere neden Dersimli olduğunu söyleyemediğini anlamıyorum. Niye, burada bir incelik var. Dersim katliamının altında ne yatıyor? On binlerce insan katledildi. Tunceli katledildi, kim katletti, hangi zihniyet katletti? CHP zihniyeti katletti."

DERSİM '38 KONFERANSI 'SOYKIRIM' DEMİŞTİ

24 Kasım 2010'da Almanya'nın başkenti Berlin'deki Eyalet Parlamentosu'nda Dersim 38 Konferansı düzenlenmiş ve bu konferansta önemli kararlar alınmıştı. Konferansın kararları arasında Dersim'de yaşananlar 'soykırım' olarak adlandırılmış ve uluslararası mahkemelere taşınması kararı alınmıştı. Konferansa Türkiye'den katılan hukukçular Erdal Doğan ve Eren Keskin, alınan kararlar doğrultusunda Dersim'de yaşananları Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) taşımak için çalışma başlatmıştı.

TÜRKİYE TARAF DEĞİL, AMA BAĞLAYICI HÜKÜMLER VAR

Türkiye, UCM'yi tanıyor, ancak taraf olmadığı için yargılama yetkisi bulunmuyor. Ancak hukukçular, TCK'nın 76. ve 77. maddelerinde 2006 yılında yapılan düzenlemelerle insanlığa karşı işlenen suçlar için yargı yolunun var olduğunu ve bu maddelerde Roma Statüsüne atıfta bulunulduğunu belirtiyor.

DERSİM KATLİAMI LAHEY YOLUNDA

UCM'ye başvuru için hazırlık yapan, bilgi ve belge toplayan Av. Eren Keskin ise Nisan-Mayıs gibi araştırmayı tamamlayıp Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne başvurmaya hazırlanıyor.

Av. Keskin, başvuruyla ilgili daha önce yaptığı açıklamada, "Bu başvurumuzla birlikte hem UCM'yi tanımayı, hem de Dersim soykırımını tartışmaya açmış olacağız. Kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının kendi ağzından Dersim'de bir katliam olduğu dile getirilmiştir. Bizim en büyük delilerimizden biri de budur. En büyük resmi ağızdan kabullenilmiştir bu durum" demişti.