05 Haziran 2009, Cuma

Emekçilerin birikimi patrona teşvik oluyor (YENİLENDİ)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı teşvik ve istihdam paketine eleştiriler geliyor. KESK Başkanı Sami Evren, krizi yaratanlara teşvik verildiğini söyleyerek teşviklerin kaynağının emekçilerin bugüne kadar sağladıkları birikim olduğunun altını çiziyor. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ise sorunun mesleki eğitimle giderilemeyeceğini belirterek açıklanan istihdam biçimleri ile emekçilere değer verilmediğine işaret ediyor.  Yine pakete ilişkin Bianet'in görüşlerine başvurduğu İktisatçı Mustafa Sönmez uygulanmak isteyen paketin kriz dönemleri için geçerli olmadığını vurgulayarak paketin istihdama da çözüm yaratamayacağını belirtiyor. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Özgür Müftüoğlu ise Evrensel Gazetesi'nde yazdığı köşesinde çalışma yaşamında kuralsızlaştırmanın iyice yerleştiğini, asgari ücretin bile fiilen ortadan kaldırıldığının altını çiziyor.

-----

Başbakan Erdoğan'ın açıklaması

KESK Genel Başkanı Sami Evren: “Emekçilerin birikimini, patronlara teşvik veriyorlar”

* “Kriz karşısında krizi yaratanları korumayı amaçlayan önlemler açıklamıştır. Üstelik Yeni Teşvik Sistemi adıyla uygulamaya konacak teşviklerin finansmanı kısmen emekçilerin birikimleriyle oluşan işsizlik fonu, kısmen hazine kaynakları olarak açıklanmıştır.”

* “Yeni teşvik sistemiyle getirilen özel istihdam bürolarının geçici işçi istihdamıyla yetkilendirilmesi, çalışma yasasına aykırı ve memleketin Çukurova romanlarından hatırladığı “amele çavuşluğu”nun hortlatılması niteliğindedir.”

* “Siyasi iktidar kriz karşısında emekçileri korumak, işsizlikle mücadele etmek istiyorsa, öncelikle işsiz kalan kardeşlerimizin su, elektrik ve doğalgaz giderlerini devletin karşılamasını, açlık sınırı altında yaşayanlara “yurttaşlık ücreti” ödenmesini, asgari ücreti vergi dışı bırakmayı, kurumlar vergisinde değil, emekçilerin ödediği gelir vergisinde indirime gitmeyi, dolaylı vergileri düşürmeyi düşünmelidir.”

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi: "Sorun, mesleki eğitim sorunu değil"

* "İşsizlik sigortası fonuna göz diken iç tutarlığı olmayan, işsizliği ve istihdamı öncelikli sorun olarak görmeyen, krizi yeni istihdam biçimlerine geçiş için fırsat olarak gören bir tedbir paketidir."

* "Pakette ifade edilen 6 aylık staj programları 'Deneme süreli' bir istihdam uygulamasıdır. Üstelik ücret, işsizlik fonundan ödenecek, özel kesim vasıflı işgücünden hiçbir bedel ödemeden yararlanacaktır. 6 ay sonra özel sektör stajyerleri istihdam edip etmemekte serbesttir. Beğenilirse düşük ücretle çalışmaya devam edecektir."

* "Meslek lisesi mezunu işsizlerin sayısı 665 bin kişidir toplam işsizler içindeki oranı yüzde 10,3'tür. Böylece mesleki eğitimden geçmiş ama işsiz olan gençlerin toplam sayısı 1 milyon 385 bin kişiye ulaşmaktadır. Sorun mesleki eğitim sorunu olsaydı bu kadar çok işsiz olmayacaktı"

* "Bizzat Sayın Başbakan, kamunun 120 bin kişilik istihdamın kısmi zamanlı olacağını ve asgari ücret baz alınarak, saatlik ücret verileceğini açıklamıştır. Başbakan konuşmasında bu tür uygulamalarda 'özel istihdam bürolarının' da devreye gireceğini ifade etmiştir. 120 bin kişi, günde birkaç saat ve asgari ücretin 1 saatlik değeri olan 2,35 TL üzerinde saat bazında ücret alacaktır. Başbakan bu durumu 'Aş sağlamak temel alınmıştır' biçiminde açıklamıştır. Bu yaklaşım işçilere ve emeğe verdikleri değeri hiçbir tartışmaya yer bırakmadan açık biçimde ortaya koymaktadır."

İktisatçı Mustafa Sönmez: “Üç aylığına boya badana yaptırmak istihdam değil”

*”Türkiye'nin acil meselesi yatırım teşvik paketi değil. Yatırımı düşünen yok, insanlar ellerindeki mevcut kapasiteyi kullanamıyor. İhracat yüzde 40 düştü. Kapasitenin yüzde 60'ı kullanılıyor. 5 ayda 774 bin kişi işten çıkarıldı. Bu da sadece kayıtlı olanlar. Bankalar kredi açmıyor.”

* “İlk üç ayda geçen yıla göre yatırımlar yüzde 57 azalmış durumda. Bu bize yatırım niyeti olmadığını gösteriyor. Türkiye'de yatırımla büyüme, dış kaynakla, yabancı sermaye, sıcak para ve dış krediyle oluyor. Bunların girişinde de ciddi bir azalma var. Dolayısıyla yabancı sermaye de gelmediği için, onlara hitap eden bir durum da yok. Ne dünyada ne Türkiye'de krizden çıkışa dair gösterge var. Böyle bir yatırım teşvik paketi, ancak krizden çıkıp büyümeye geçildiği dönemde anlam bulur. Teşvik, birtakım vergilerden vazgeçmek demek. Türkiye'nin bu lüksü yok. Bütçe 20 milyar açık vermiş durumda. Bu kadar açığın olduğu ekonomide bu politika uygulanamaz.”

* “Aslında yapısal bir mesele olan bölgesel teşvik, bu tabloda mevcut sorunlara hitap eden bir yanıt değil. Ortaya, bölgeler arası tartışmalara yol açacak bir model attılar. Diyarbakır'la Trabzon aynı kefede görülüyor. Oysa Trabzon'da liman var. Denizli'yi gelişmiş bölge ilan ettiler. Şimdi yatırımlar başka bölgeye akarsa diye Denizlililer ayağa kalkıyor. Her bölgeye teşvik iddiası da herkese elma şekeri dağıtmak demek. Bu bir tür fırsatçılık.”

* “Türkiye'de, sayılmayanlarla birlikte, yaklaşık 7 milyon işsiz var. Bu paketle 100 bin kişiye üç aylığına boya badana yaptıracaklar. Bunu da istihdama müdahale diye takdim ediyorlar. “

Özgür Müftüoğlu: Uygulamalar kuralsız bir emek piyasası yaratmaya dönük

* "Bu teşvikler içerisinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri öne çıktı. İlk bakışta ülkenin en ihmal edilmiş bu bölgelerine yapılan teşvikler göze hoş görülebilir. Ama sermayenin bu bölgelere yönlendirilmesinin ardına baktığınızda, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu Türkiye’nin Çin’i haline getirme çabası açık biçimde ortaya çıkmaktadır. Hem de bu Çinleştirme paketleri, işsizliği önleme, yani sosyal yönlü bir program görüntüsü altında sunulmaktadır."

* Bu uygulamalar işsizliği önlemek gibi en ufak bir kaygı taşımamaktadır. Burada getirilenler, olsa olsa işsizlik artışını bir süre erteler ve belki bundan daha önemlisi “6 ay da olsa çalışma olanağı bulabilirim belki” diye düşünen işsizleri oyalayarak, işsizliklerini sorgulamalarını engeller ve olası tepkilerini yumuşatır. Burada özellikle dikkati çekmek gereken, öngörülen uygulamaların Türkiye çalışma yaşamında emekçilerin ellerinde bulunan tüm kazanımları ortadan kaldırıp tam anlamıyla kuralsız bir emek piyasası yaratmayı amaçlamasıdır. Zira, bu uygulama ile artık Türkiye’de “asgari ücret sistemi” fiilen ortadan kalkmıştır.

* Çalışma yaşamı literatürüne “geçici işçi”, “güvencesiz işçi” kavramlarından sonra “bedava işçi” kavramı da eklenmiştir. Bu düzenlemeye göre artık işverenlerin çalıştırdıkları işçilere ücret ödeme yükümlülüğü de fiilen ortadan kalkmıştır.

* Başbakan’ın söylediği gibi sermaye için kriz fırsata çevrilmiştir. Bu fırsat ortamında işçi sınıfının 200 yıllık mücadeleyle elde ettiği tüm haklar ortadan kalkmış ve artık “emeğin sınırsızca sömürüsü” dönemi başlamıştır. Yapılan bu düzenlemeler, Türkiye işçi sınıfına tarihte vurulmuş en büyük darbedir.


 Gazetelerden başlıklar…

Başbakan’ın açıkladığı pakete ilişkin eleştirel başlık atan Evrensel gazetesi ‘Paketten ‘sınırsız sömürü’ çıktı. Patrona destek, işçiye sömürü’ başlıklarını attı. Birgün Gazetesi Başbakan’ın ‘Kusura bakmayın halkta para var’ söylemine gönderme yaparak ‘Yakınlarıyla halkı birbirine karıştırdı’ dedi. Referans Gazetesi ‘Patrona teşvik verdi, halka 'para harca' dedi’ sözünü kullanırken, Cumhuriyet Gazetesi ise ‘Teşvikler işçinin cebinden’ başlığını kullandı.

Açıklanan paketi Tercüman, Haber Türk ve Yeni Şafak büyük değişim hatta devrim olarak açıkladı. Tercüman’ın başlığı ‘Kurtuluş paketi’ olurken, Yeni Şafak ‘Devrim gibi kriz paketi’, Habertürk ‘Devrim paketi’ başlıklarını kullandı.