Deprem değil rant can alıyor!
Van'da 7.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. İlk belirlemelere göre onlarca insan hayatını kaybetti, yüzlercesi de enkaz altında...
Hükümet yine işi şova dönüştürerek ne kadar 'hızlı' müdahale ettiklerini iddia ediyor. Devlet erkanı Van'a özel uçaklarla giderek şovu canlı yayına dönüştürdü bile. Ancak bütün bu manevralar sorumluluklarını gizlemek amacı taşıyor. Açıklamalarında 'kader', 'Allahın takdiri', 'Doğal afet olur böyle şeyler' diyecekler. Önceden söylediler... Yine söyleyecekler...
Her afette aynı yöntemi izliyorlar. Rize'de söylediler, Simav'da söylediler...
Oysa can kayıplarının sorumlusu deprem, sel vb doğal afetler değil, hükümettir.
Kentsel dönüşümü insan odaklı ve afetlere karşı etkin bir çözüm olarak değil 'rant' odaklı olarak kurguladıkları ve hayata geçirdikleri için,
İstanbul'da, Rize'de dere yataklarına yerleşim izni verdikleri için,
Karadeniz'e otoyol yaptıkları için,
Van Gölü kıyısına kamu binaları yaptıkları için,
Heyelan bölgelerine ev yapılmasına göz yumdukları için sorumludurlar.
Hükümet Türkiye'nin yeni konut inşa sürecinde önemli bir yere sahip olan TOKİ'yi deprem ve afetlere karşı kentsel dönüşümü sağlayacak bir araç olarak kullanmadı. TOKİ aracılığı ile kamu binalarından başlayarak depreme ve doğal afetlere karşı önlem olabilecek adımlar atmadı. Kaçak yapılaşmayı önleyici tedbirler almadı, sorunların büyümesini bekledi.
İstanbul'da 'büyük depreme' karşı alınan en önemli önlem(!) 'çılgın projeler' şeklinde iki yeni şehir kurulacağını sayıklamaktan başka bir şey olmadı.
Hükümet afetlere ve özellikle depreme karşı önlem alınmasını isteyen kuruluşların hiçbirini dinlemedi. Yapılan çalışmaları da seyretmekle yetindi. Deprem Konseyi, Deprem Şûrası ve Bütünleşik Kentsel Gelişme Stratejisi ve Eylem Planı (KENTGES) gibi çalışmalar hükümetin görmezden geldiği çalışmalar oldu.
Geçtiğimiz Mayıs Ayında Jeoloji Mühendisleri Odası bir basın açıklaması yaparak depreme karşı alınacak önlemlere ilişkin raporunu açıklamıştı.
Eski Yunan'da deprem tanrısı olarak bilinen Posedion hatırlatılarak, deprem olmadan önce ulusal düzeyde alınacak önlemleri sıralamışlardı. Jeoloji Mühendisleri ülkemizde depremlerle mücadelenin, "Çok yavaş ilerleyen, bir yol haritasını bağlı olmaksızın gerçekleştirilen bölük pörçük adımlardan oluşan bir süreç olarak yaşandığına" dikkat çekmiş ve önerilerini sıralamıştı. Hükümet bu önerilerin de hiçbirini dikkate almadı! Görmezden gelmeyi tercih etti.
Nasıl olsa unutulur diye düşündüler...
Şimdi bir depremle daha karşı karşıyayız... Onlarca, yüzlerce insanımız daha öldü... Bu ölümlerin sorumlusunu da 'doğa' ilan edip, unutacakmıyız!