Gençlik YÖK'e karşı alanlarda
YÖK kuruluşunun 30. yılında öğrenciler tarafından protesto edildi. Ankara Kolej Meydanı'nda bir araya gelen öğrenciler, "YÖK'e ve YÖK düzenine başkaldırıyoruz" pankartı ile Sakarya Meydanı'na yürüdü.
6 Kasım 1981'de kurulan YÖK, 30. yılında da protesto edildi. YÖK'ün kuruluş tarihi olan 6 Kasım'ın Kurban Bayramına denk gelmesi nedeniyle erken yapılan YÖK protestosuna Halkların Demokratik Kongresi Gençliği, Genç-Sen, DPG, Ekim Gençliği, Kaldıraç, ÖEP, ÖGM, SDH, Söz Dergisi, Tüm-İGD, YDG ve Tıp Öğrenci Komisyonu'nun düzenlediği eyleme Ankara'nın çeşitli üniversitelerinden yüzlerce öğrenci katıldı.
Ankara Kolej Meydanı'nda saat 12.00'de bir araya gelen öğrenciler, "YÖK'e ve YÖK düzenine başkaldırıyoruz" pankartı ile Sakarya Meydanı'na yürüdü.
Sakarya Caddesi'nde toplanan grup adına basın açıklaması metnini okuyan Esra Kaygusuz, YÖK'ün 12 Eylül askeri rejiminin üniversiteleri hakimiyet altına alabilmek için kurulduğunu ve YÖK'ün öğrenciler üzerinde Demokles'in kılıcı gibi sallandığını belirterek, "Savaşın yükseldiği ekonomik krizin derinleştiği ve üniversite gençliğinin giderek daha da geleceksizleştirildiği bir süreçte, bizler otuz senelik öfkeyle YÖK'ün kaldırılmasını istiyoruz" dedi.
YÖK PARALI EĞİTİMİN SİSTEMLEŞTİĞİ KURUMDUR
Kaygusuz, YÖK ile hesaplaşacaklarının altını çizerek, "Çünkü YÖK paralı eğitimin sistemleştiği bir kurumdur. YÖK, anayasal hakkımız olan parasız eğitim hakkımız; ilkokuldan üniversiteye kadar kayıt parası katkı payı ve harç ücretleri alarak her türlü yollarla paramızı gasp ederek elimizden almaktadır" dedi.
500 ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ TUTUKLU
YÖK'ün, üniversitelerde baskının adı olduğunu kaydeden Kaygusuz,"Bilim doğası gereği ancak özgür düşünceyle var olabilir. YÖK ile beraber üniversiteler, bilim değil sisteme sadık uşaklar üretim merkezi haline getirilmeye çalışılmaktadır. Demokrasiden bahsetmediğimiz okullarımızda, basit bir afiş, ya bir eyleme katılma, hatta bazen halay çekmek suç sayılabilmekte ve bu ülkenin cezaevlerinde 5 yüz üniversite öğrencisi bulunmaktadır. Bu sayılar tesadüf değildir, elbette, YÖK düzeninin üniversiteye getirdiği sonuçların en mühimidir" şeklinde konuştu.
Kaygusuz, 12 Eylül rejiminin anadilde eğitim hakkını savunanların karşısına da dikildiğini dile getirerek halkların dillerinin hem toplumda hem de üniversite yasaklanmasının asimilasyon politikası olduğunu vurguladı. Kaygusuz, YÖK'ü yıkana kadar YÖK ile hesaplaşmaya devam edeceklerini söyleyerek konuşmasını sonlandırdı.
BU ÜLKE ZULÜMLE YÖNETİLEN BİR ÜLKEDİR
Öğrencilerin ardından yazar Temel Demirer bir konuşma gerçekleştirdi. Demirer gözaltına alınan Prof Dr. Büşra Ersanlı'yı örnek vererek ' Bu ülkede üniversite yoktur. Bu ülkede üniversitelerin adı şirket üniversitesidir. Büşra Ersanlı hocamızın hapse atıldığı bu ülke zulümle yönetilen bir ülkedir 'dedi.
Sakarya Meydanı'ndaki çevik kuvvetlere dikkat çeken Demirer, polislerin YÖK'e, AKP'ye ve emperyalizme karşı mücadele yürüten gençlikten devletin ne kadar korktuğunun bir göstergesi olduğunu belirtti. Şili'deki eylemleri hatırlatan Demirer, Türkiye'nin de yakında Şili gibi olacağını umduğunu söyledi.
Demirer'in konuşmasının eylem halaylar çekilerek sonlandı.