24 Aralık 2011, Cumartesi

Boyalı Basın Bizi de Yazın

LEYLA ALP leyla.alp@gmail.com

Bu yazıyı yazdığım  şu saatlerde 42 gazeteci Beşiktaş Adliyesi'nde hakim karşısında ifade veriyor. Sorguda sorulan soruları okuyunca aklıma Dedemin İnsanları filminden Mehmet Bey'in o meşhur repliği geliyor  'Akılla bak akıllara'...

Neden çevre haberleri dışında siyasi haberler yapıyorsun?

Cihan Kırmızıgül'ün telefon defterinde senin adının ne iş var?

Rizeli, senin gibi biri neden DİHA'da çalışıyor? Pasaportla Adana'ya gittin de neden yurtdışına çıkmadın? Neden telefonla konuştun?...

Neden? Yani...

Neden sende sizin gözaltına alınmanıza sesini çıkarmayan ve hatta alkış tutan gazetelerin birinde çalışmıyorsun? Neden sen de o gazetelerde haber yapan muhabirler, yazarlar gibi başını sallayıp söylenen kadarını yazmıyorsun?  Neden sorguluyorsun, neden araştırıyorsun?  Neden var olanla, sana söylenenle yetiniyorsun? Yani neden gerçekten gazetecilik yapıyorsun?

Benim bu yazıyı yazdığım şu saatlerde Beşiktaş Adliyesinde 42 gazeteciye aslında bu sorular soruluyor.

Ve dışarıda yüzlerce insan bu soğuya aldırmadan onlardan gelecek haberleri bekliyor. Basın emekçileri üç gündür özgür basın için nöbette. Basının susturulduğu yerde toplumsal vicdanlar da karartılacağı için üç gündür arkadaşlarının gözaltına alınmasını protesto ediyorlar. Bir çoğu neredeyse hiç uyumadı. Bir yandan haber geçiyor diğer yandaniyi haber bekliyorlar. Bu kez meslektaşlarını yazıyorlar.

Ama dışarıda sadece muhalif, sosyalist basın emekçileri var. Sadece onlar yapıyorlar haberleri...

Boyalı basın 20 Aralık'tan beri 49 gazetecinin gözaltına alındıklarını görmedi, görmüyor. Arada bir çekingen birkaç sözün, ara manşetin ötesine gitmedi 49 gazetecinin evlerinin saatlerce aranarak gözaltına alınması. Bu evlerde ne arıyorsunuz diye sormadı kimse. Bunlar gazeteci haber kaynaklarını açıklamak zorunda değiller demedi. Acaba gazetecilik mesleklerinden ötürümü alındılar gibi sorular soruldu. Hergün yanyana habere gittikleri, haber yaptıkları meslektaşları haber olunca ilgilenmedi boyalı basın muhabirleri.

Yıllar evvel Ali Kırca'nın başına bir hal gelmişti hatırlarsınız. O vakit gazetelerin televizyonların hepiciği bir olup söz konusu görüntüleri kaldırmışlar, meselenin lafını dahi etmemişlerdi. Bana kalırsa iyi de etmişlerdi. Bir insanın hayatına bu tür bir saldırının haber malzemesi olarak kullanılması elbette doğru değildi. O günlerdeki dayanışma taktire şayandır bu bakımdan. Şimdi aynı gazetelerin, televizyonların gözaltına alınan gazetecilerle dayanışamıyor olmasına insanın "siz sadece bu haller demi dayanışırsınız kardeş? "diyesi geliyor.

Boyalı basın susuyor. Boyalı basın bizi yazmıyor.

Siz bu satırları okuduğunuzda belki de 42 gazeteci ‘örgüt üyeliği veya örgüt yönetmek’ suçlamasıyla tutuklanmış ve hapishaneye gönderilmiş olacak. Dün akşam Yaşar Kemal bir ödül töreninde “beni de alabilirler” demiş. Sıra kime geliyor bilmiyoruz. Öyle günlerden geçiyoruz.

Son sözüm yine Dedemin İnsanları' filminden İbrahim'den olsun; "Halkın gücünü unutmayın." artık kim üstüne alınırsa...




YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI