26 Ocak 2012, Perşembe

Kemikler, turizm ve islami defin

AYHAN BİLGEN ayhanbilgen@yahoo.com

Diyarbakır da kazdıkça çıkan kemiklerle ilgili önce Tarım Bakanı ardından Kültür ve Turizm Bakanı temaslarda bulundu. Henüz içişleri, Adalet gibi bakanlıkların konu ile ilgili bir açıklaması yok. Turizm amaçlı bir kazı olması nedeni ile Ertuğrul Günay'ın konuya gösterdiği ilgi anlaşılabilir. Ancak Tarım Bakanının yaptığı açıklama son derece dikkat çekici. Cenazelerin dini defin usullerine dikkat edilmeden gömüldüğünün ifade edilmesi içinde bulunduğumuz psikolojiyi de ortaya koyuyor.

JİTEM'in kullandığı bir binanın bahçesinde yirmi civarında iskelet çıkıyor ve biz definlerin İslami yönteme uygun olup olmadığı ile ilgileniyoruz. İnsan öldürmenin İslam'a uygunluğunu tartışamadığınızda definlerin dine uygunluğunu tartışmaktan başka çare kalmıyor.

TÜRKİYE UCM KONUSUNDA NEDEN AĞIRDAN ALDI SANIYORSUNUZ ?

Uludere katliamının UCM tarafından Türkiye devletinin yargılandığı bir davaya konu olması teknik açıdan son derece zor. İlgili ülkenin dava konusu olaydan dolayı yargılanabilmesinin iki yolu var. Birincisi  Uluslararası Ceza Mahkemesi statüsünün onaylanması ve taraf olma yolu ki Türkiye buna karşı sonuna kadar direndi. Tıpkı ABD yönetimi ve Ortadoğu'da ki baskıcı yönetimler gibi hareket etmeyi tercih etti.  Yargılanma için ikinci yol BM tarafından sürecin başlatılmasıdır. Bu noktada  ise karar çıkması son derece güçtür. Karar vermesi beklenen ülkelerin ortak irade geliştirmesi ihtimali en azından Roboski için imkansıza yakındır. Dolayısı ile konunun uluslararası arenada gündemleşmesi dışında UCM sürecinin somut bir sonuç doğurmasını bekleyemeyiz.

MİLLİ GÜVENLİK DERSİNDE SORUN SADECE ÜNİFORMA MI ?

Askerlerin üniformaları ile derse girmeleri sivilleşme açısından şüphesiz önemli bir sorundur. Ama bu sorunun çözümünü  aynı konuları başka bir ders içinde öğretmenlerin anlatması olamaz. Militarizmin eğitim sistemi içindeki karşılığı çok daha esasa dair değerlendirmeleri gerektirir. Tarih dersleri başta olmak üzere müfredatın geneline dair bir sorgulama yaşanmadan gerçekleşebilecek olan sadece yüzeysel değişimdir. Bu da mevcut özün kendini yeniden ve daha meşru biçimde üretmesini sağlar sadece.

CUMHURBAŞKANI KENDİ GÖREV SÜRESİNE KARAR VEREBİLİR Mİ ?

Cumhurbaşkanının görev süresi ile ilgili yaşadığımız süreç siyasal etik açısından kabul edilebilir değildir . Anayasa değişikliğine yasa yaparak istisnai düzenleme yapmanın teknik olarak mümkün olmadığını anayasa mahkemesi nasıl ele alacak göreceğiz.

Konunun Cumhurbaşkanı tarafından iade edilmesini beklemek büyük bir haksızlıktır. Bir kamu görevlisinin kendi görev süresi ile ilgili kararı kendisinin vermesini istemek siyasal etik tartışmasını beraberinde getirir.

Konuyu anayasa mahkemesine götürme işi bile Cumhurbaşkanından beklenmemelidir. Ana muhalefet partinsin girişlimi söz konusu olduğunda Anayasa mahkemesinin hem hızlı hareket etmesi hem de tarafsızlığı konusunda tartışma doğurmayacak bir tavır içine girmesi gerekecek.