12 Kasım 2008, Çarşamba

Kadın katli davalarında haksız tahrik kabusu

İzmir’de eşini öldüren Ethem Gürsoy’un ömür boyu hapis cezası, eşinin kendisine “boynuzlu” dediğini söylemesi üzerine 16 yıla indirildi. Karar, kadın cinayeti davalarında tahrik indirimini yeniden gündeme getirdi...İzmir"de bir tartışma sonucunda eşini öldüren ve ömür boyu hapis cezası istemiyle yargılanan Ethem Gürsoy"un cezası "ağır tahrik" kapsamında 16 yıla indirildi.

-----

İzmir 1"inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde önceki gün son savunmasını yapan Gürsoy, eşinin kendisine, ‘Boynuzlu p..enk. Boşayacaksan boşa’ dediğini iddia etti. "Eşini kasten öldürmek" suçundan ömürboyu hapis cezası istemiyle tutuklu yargılanan Gürsoy, çok pişman olduğunu, eşini çok sevdiğini, tartışma sırasında kendisine söylediği ağır sözler yüzünden bir anlık öfke ile cinayeti işlediğini, pişman olduğunu söyledi. Mahkeme heyeti Ethem Gürsoy’u önce ömürboyu hapis cezasına çarptırdı. Ardından ölen eşinin ‘boynuzlu p..enk” sözlerini tahrik nedeni sayıp, Gürsoy’un cezasını 16 yıl hapse indirdi.

‘Sistem erkek saldırganı koruyor’

KADER Başkanı Avukat Hülya Gülbahar, "Tahrik indirimleri bir ülkenin hukuk sisteminin ne kadar cinsiyetçi olduğunun bir göstergesi. Bir sistem düşünün, kot pantolon giydi, kocasına küfretti ya da sevişmeyi reddetti gibi gerekçeleri, kadınların en doğal hakları olan davranışları bile, erkekleri provoke eden ve masum ilan eden davranışlar olarak nitelendiriyor. Bu durum kabul edilemez" dedi.

"Sistem, bir erkeği kurtarmak için harekete geçtiğinde, hastanelerden Adli Tıp Kurumu"na, yüksek yargıdan adalet teşkilatının tüm birimlerine kadar, siyasetçilerle de dahil olmak üzere, bütün mekanizmalar tüm gücüyle erkek saldırganı kurtarmak için işliyor" diyen Gülbahar, son olarak Üzmez davasında bunun örneğinin görüldüğünü hatırlattı. Av. Gülbahar, yeni TCK"ya göre tahrik indiriminin yapılabilmesi için sanığın hukuken haksız olan ya da suç oluşturan bir eylemle karşı karşıya kalmış olması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu: "Ayrıca sanığın o eylemin şoku altındayken bu fiili gerçekleştirmiş olması gerekiyor. Bu şartlar aranmadan haksız tahrik indirimi uygulanamaz. Bana yan gözle baktı, pantolon giydi, cinsel ilişkiyi reddetti gibi gerekçelerle haksız tahrik indirimi uygulanmasının hukuki bir tarafı yok. Mevcut kanunlar doğru uygulanmıyor."

‘Müdahil olmamız gerek'

Feminist Avukat Meriç Eyüboğlu da kadın katliamı davalarında haksız tahrik indirimi uygulaması üzerine bir çalışma yaptıklarını aktararak şunları kaydetti: "Bu çalışmada çıkardığımız istatistiklerde sayıların gerçekten korkunç olduğunu gördük. Mahkemeler böyle kararlar vererek demiş oluyorlar ki, cilveli saat sorarak, piercing takarak, tayt giyerek, boşanmak isteyerek kadınlar haksız bir eylemde bulunuyorlar. Bu nedenle davalarda, kadın kuruluşları ve feministler olarak müdahillik talebinde bulunuyoruz."

Müdahil olma taleplerinin çoğu zaman reddedildiğini belirten Eyüboğlu, "Oysa bu, yargılamanın maddi gerçeğe ulaşabilmesi için gerçekten çok önemli. Müdahil olmak istememiz yalnızca kadın olmamızla da ilgili değil, aynı zamanda bu davalarda taraf olmamızla ilgili" dedi.

‘Toplumsal cinsiyet eğitimi önemli'

Eyüboğlu, kararların, kadın cinayetlerinin toplumsal algıda bu kadar meşru olmasının doğal bir sonucu olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Toplumsal algının değişmesi için toplumsal cinsiyet eğitiminin önemine dikkat çeken Eyüboğlu, "Hakimler ve savcılar toplumsal cinsiyet eğitimi almalı. Bu eğitimi verecek heyetin içinde mutlaka feministler de yer almalı. Hukuk fakültelerinde de bu eğitim verilmeli" dedi.

birgün