07 Nisan 2012, Cumartesi

Bursa Dibay medya'dan çığlık :"Modern kölelerden mektup var"

ASLI ALPER aslialper@gmail.com

Geçen gün misafir olarak katıldığım bir sivil toplum derneğinin akşam yemeğinde "Bursa'da medyayı" konuşmuştuk.  Cümleler hep "ne yazık ki" ile başlamış ve " maalesef" ile bitirilmişti.

Konuşmacılara şu soruyu yöneltmiştim. " Ne yazık ki ile başlayan cümleler kuruyoruz. Peki, üzülmek yeter mi? Kendimize ne kadar dürüst olduğumuzu sorduk mu?"

Bursa'da medya can çekişiyor. Diyeceksiniz ki, ülkenin tamamında durum farklı mı? Değil elbette, ama devlet içinde küçük bir devlet olan patronlar kenti Bursa'da baskılar bir yana açlık ve hak gaspları da son zerrede yaşanıyor. Köşe yazarına, siyasetin ikinci adamından "ayağını denk alsın" uyarıları açıkça yapılırken, başka bir medyanın çalışanları "açız" çığlıkları atıyor...

Tüm bunlara rağmen gün geçmiyor ki yeni bir gazete açılıyor, kadrolar kuruluyor, transferler yapılıyor. Umutlar bağlanıyor o gazeteye bağımsız olacak, yazacak, soracak sanılıyor...

Eh, ilk ayın sonunda başlıyor sıkıntılar. Tasarruf yapılması gerek ya "bağımsız" gazetelerin ayakta kalması için, bu tasarrufu da gazete patronları değil, emekçileri yapıyor. Sıkıntıya karşı tedibleri şöyle sıralıyor patronlar: Çalışanlar öğle yemeklerini evlerinden getirsinler mesela, içme suyu yerine çeşme suyu içsinler. Ne olacak ki? Sosyal haklar mı? O da ne? Bir ay boyunca hem foto muhabirlik yapılsın, hem ekonomi muhabiri olunsun, kadroların hepsini bir adam doldursun ama eve hiçbir zaman tam ekmek götürülmesin... Patronlar patron olarak kalmaya devam etsinler tabii, işe son model arabaları ile gelsinler, toplantılarına öğle yemeklerinde lüks otellerin restoranlarında devam etsinler, yorgunluklarını 5 yıldızlı tatil köylerinde gidersinler...

Herkes duysun, herkes görsün, herkes bilsin ve sussun. Ne olacak ki?

Yukarıda ki satırlar tamamen deneyimlerim doğrultusunda yazılmıştır. Bahse geçen "bağımsız" gazetelerden birinde ofis arkadaşlığı yapmış, gazeteci arkadaşlarımın ne koşullarda çalıştığını bire bir yaşamış, köşe yazılarıma sansürler uygulanmaya başlayınca da bağlarımı kopartmıştım. Gazete bu tedbirler sayesinde olsa gerek basın ilan hakkına sahip olmayı başardı. Arkadaşlarımın durumuna gelince...

Sürekli açılan gazeteler umut olmak yerine, beraberinde artık sadece kaygı getiriyor. Bir yıl içinde 2 yayın organı tamamen kapatıldı. Bursa medyasının devleri olarak bilinen iki gazetede ise işten çıkartılmalar devam ediyor... Bu devlerden birinin yaşadığı sendika krizi, mahkemenin işe iade kararına rağmen sürüyor. Şu an Bursa'da ki işsiz gazeteci arkadaşlarımın sayısını ise telaffuz bile etmek istemiyorum.

Öte yandan, sürekli Bursa Çağdaş Gazeteciler Derneği ve Bursa Gazeteciler Cemiyetin'in yaklaşımını, açıklamalarını nafile bir umutla beklemekle yetiniyoruz. Onlar kendilerine makyaj yapa dursun, aşağıda okuyacağınız sıkıntılar yaşanmaya devam ediyor.

Gelinen son durumu aşağıda ki mektup ne kadar da güzel anlatıyor. Dün gece mailime düşen bu mektubu  ve iddiaları olduğu gibi sizlerle paylaşıyorum.

"MODERN KÖLELERDEN MEKTUP VAR"

Bizler Bursa'da yayınlanan Haber ve Hayat gazetelerinin çalışanlarıyız. Çaresiz kaldık size sesleniyoruz.

Yıllardır çalışanların kan kusturan, maaş ödemeden köle gibi çalıştıran patron Cüneyt Dizdar'a ve tüm bunlara göz yuman Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü, Bursa Şube Müdürlüğü'nün yetkililerine, varsa vicdanlarına sesleniyoruz. ARTIK YETER

Yıllardır maaşları aksatılan, yaşam standartları düşürülen biz gazeteciler çıkış yolu arıyoruz. Kış boyunca iş yerinde üşüyen, montlarla çalışmak zorunda bırakılan, evden ısıtıcı getirdiği halde elektrik gideri nedeniyle ısıtıcı kullanması yasaklanan gazetecileriz. ARTIK YETEK

İşyerinde yemekleri olmayan, maaş alamadıkları için de kendi cebinden bile yemek yiyemeyen, bakkaldan borçla alınan ekmek ve peynirle karnını doyuran gazetecileriz. İçme suyunu geçtik, fatura ödenmediği için kesilen su nedeniyle tuvalette bile su bulamayan gazetecileriz ARTIK YETER

30 gazetecinin çalıştığı kurumda 10 kişilik yemek pişirilip 'tabaklara azar azar yemek koyun' talimatı verilen..'bunlar çok ekmek yiyiyor. Bari BESAŞ alın. O daha ucuz' talimatı verilen bir kurumun gazetecileriyiz. ARTIK YETER

Kira ödeyemediği için ev sahibine yakalanmamak adına gece yarısı eve giden, sabah tenhalığında yine yakalanmadan evden çıkan gazetecileriz. Çocuklarımızın süt paralarını, okul harçlığını, kursaklarındaki lokmayı patrona yediren gazetecileriz ARTIK YETER

Maaşları asgari ücrette gösterilen. Sigortası bu şekilde yapılan..SGK'nın da bunlara göz yumduğu bir kurumun gazetecileriyiz. Bir gazetenin resmi kurumda tirajı 5000görünen ancak 2 gazetenin toplam 1000 adet basıldığı ilgililerin bu duruma göz yumduğu kurumun gazetecileriyiz ARTIK YETER

Basın ilan kurumu tarafından sık sık denetlenen' denetlemeden alnının akıyla çıkan, minareye kılıf bulan kurumun gazetecileriyiz. Kaçak doğalgaz kullanan yakalanacağını anlayınca gaz kokusu var deyip müracaatta bulunan kurumun gazetecileriyiz ARTIK YETER

ŞAYPA'nın ramazanda emektar gazetecilere gönderdiği 50 tl lik alışveriş çeklerine bile el koyan. Muhasebede alacaklara maaştan düşmek kaydıyla ŞAYPA kartlarının dağıtıldığı, Muhasebenin kapısına 'girmek yasak' yazılı bir kurumun gazetecileriyiz ARTIK YETER

Ramazanı parasız, bayramı kuruşsuz, okul dönemlerini cebi delik geçirten.. çalışanların maaş tepkisi üzerine ramazan ayında belediyelerden getirtilen muhtaçlara dağıtılan ramazan paketlerinin tutarının maaştan düşürülerek dağıtıldığı, çalışanların çaresizlikten kabul ettiği bir kurumun gazetecileriyiz ARTIK YETER

İşsiz kalma korkusuyla ve düzelir umuduyla tüm bu şartlara boyun eğen, bu nedenle eşleriyle kavgalı, boşanma aşamasına gelen, kalp krizinden ölen gazetecileriz. Tüm bu rezaletler yaşanırken patronun evine aldığı 17 bin liralık avizenin faturası, Lüks mekanlardaki tatillerin faturaları medyaya gönderilen bir kurumun gazetecileriyiz. ARTIK YETER

Çalışmadığı halde çalışıyormuş gibi görünün 'gazetecilere' (ev hanımları vs) ödeme yapan muhasebe çalışmayan gazetecilerin banka kartı ile yine yatırdıkları maaşı geri çeken ve böylelikle de maaşların ödendiği görünen. Oysaki medyada çalışanların maaşlarının ödenmediği bir kurumun gazetecileriyiz ARTIK YETER

Kapısında basın açıklaması yapan çağdaş gazeteciler derneğini kaale bile almayıp kılını kıpırdatmayan basın ilan kurumuna sesleniyoruz gereğini yapın. 2 gazeteninde basın ilan hakkını iptal edin. ARTIK YETER

Sizlere buz dağının görünen kısmını anlatmaya çalıştık. Basın ilan kurumunu göreve davet ediyoruz. Medyadaki işçilerle tektek görüşülsün maaş alıp almadıkları sorgulansın. SGK çalışanlarla tek tek görüşsün. Gazeteciler cemiyetini ve çağdaş gazeteciler dernegi artık sokağa çıksın.

Tüm haklarından yoksun, yıllardır zam, aylardır maaş alamayan gazeteciler sesini duyurmak istiyor. Bu mektup başbakanlık, Medyadan sorumla bakan Bülent arınç, çalışma ve sosyal güvenlik bakanı Faruk çelik, basın ilan kurumu, gıda yardımı! alınan belediyelere, ŞAYPA, gazeteciler cemiyeti, çağdaş gazeteciler derneği ve tüm gazetecilere gönderilmiştir. ARTIK YETER

DİBAY MEDYA ÇALIŞANLARI

Aslında bu mektupta okunanlar salt medya sorunu değildir. Bu sorunlar AKP hükümetinin ve üzerimizde kurduğu " yine de hamd olsun" zihniyetinin yansımasıdır.

 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI