12 Nisan 2012, Perşembe

Doç.Dr.Aziz Çelik:

Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı 12 Eylül ruhunu sürdürüyor

Emek Dünyası programına Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısını ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Doç.Dr.Aziz Çelik, “Bu yasanın 12 Eylül ruhuna en çok uygun olan kısmı işyeri barajıdır.” dedi.

İMC TV'de yayınlanan Emek Dünyası  programı 3. bölümününde Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Bölümü Öğretim Görevlisi  Doç.Dr.Aziz Çelik'le birlikte ele alındı. Yasayı farklı açılardan irdeleyen Aziz Çelik, 12 Eylül darbesiyle yürürlüğe giren 2821-2822 sayılı kanunların yerine gelecek olan Toplu İş İlişkileri Kanunu’nun aslında 12 Eylül ruhunu devam ettirdiğini belirtti. İki kritik noktanın değiştirilmesi gerektiğine değinen Çelik, bunların değişmemesi halinde yapılanın sadece bir formalite olacağını savundu.

‘İLO’NUN YASA TASARISINA VERDİĞİ TEPKİ ÇOK DOĞAL’

İLO’nun Toplu İş İlişkileri Kanunu’na verdiği tepkiyi değerlendiren Çelik, İLO’nun sendikaların yönetimini özerk olması gerektiğini söylediğini, ancak Türkiye’de bu durumun tam tersine olduğunu dile getirdi. Çelik, Türkiye’de sendikaların nasıl kurulacağına, tüzüğünün nasıl olacağına ve daha birçok hususa idari kurumların karıştığına değindi.

‘HÜKÜMET İŞ KOLU SAYISINA KARIŞMAMALI’

İş kolu sayıları ile değerlendirmelerde bulunan Çelik, hükümetin iş kolu sayısına karışmayıp bunun karını işçilere bırakılması gerektiğini söyleyerek, “. Bizde iş kolu sayısı 28 şuanda. Bu sayı bir hükümet tasarısında 18 oldu. Fakat komisyonda ilginç gelişmeler yaşandı. Gemi yapım metal sektörünün içersindeyken, ayrı bir iş kolu oldu. Ama otobüs yapımı için ayrı bir iş kolu yok.  Dolayısıyla tuhaf gelişmeler yaşandı. Herhalde kimi sendikalar kayrıldı. Bende bu gibi gelişmeler kaygı yaratıyor. Bu nedenlerle yasanın toplu iş sözleşmelerinden önce gelen en önemli sorunu, sendikaların örgütlenmesi önünde konulan engellerdir.”  dedi.

‘İŞVEREN SENDİKASI TEK, İŞÇİ SENDİKASI PARÇALI’

60’lı yıllardan itibaren Türkiye’de işverenlerin tek sendikası olduğunu, buna karşılık işçileri parçalı olarak birkaç sendikada örgütlendiğini ifade eden Çelik, yürürlükte olan ve çıkacak yasalarında bu duruma zemin hazırladığını söyledi.  Sendikaların parçalanmasında hükümetin yanı sıra, sendikalarının kendilerinde sorunları olduğunu düşünen Çelik, “ Burada sendikalarında hataları var. Bunu görmek gerekiyor.  Ki devletin ve işverenlerin, sendikaları istemediği bir gerçek. Onlar da bu parçalanma hareketlerini destekledirler doğal olarak. “ dedi.

‘İŞYERİ BARAJININ KORUNMASI, 12 EYLÜL RUHUNA UYGUNDUR’

Yasada asıl gözden kaçan noktanın işyeri barajı olduğuna değinen Çelik,  yeni yasada işletme barajının yüzde 40’a çekildiğini ancak bununda çok yüksek bir sayı olduğunu dile getirerek, İLO’nunda  itiraz ettiği noktalardan birinin bu olduğunu söyledi.  İşletmelerde yetki ile ilgili bir baraj konulmasını örgütlenme önündeki bir engel olduğunu ifade eden çelik, “Aslında bu yasanın 12 Eylül ruhuna en uygun olan kısmı işyeri barajıdır.” dedi.

Hükümetin birçok konuyu tartışmadan yasallaştırırken, bazı sosyal konuları tartışmaya açarak yasallaştırmak istemesinin çok iyi niyetli bir girişim olmadığını belirten Çelik, Toplu İş İlişkileri Kanunu yasa tasarısının da tartışmaya açılmasının böyle bir şey olduğunu söyledi. Çelik, bazı sendikaların iş kolu barajının geri çekilmesini istememesi durumunun devlet tarafından kullanıldığını savunarak,”  Baraj konusunda dikkat çekilmesi gereken diğer bir noktaysa, Ekonomik Sosyal Konsey üyesi olan sendikaların (TÜRK-İŞ, DİSK, HAK-İŞ) baraj sınırı üç yılığına yüzde birken, üye olmayan sendikalar için bu sayı beş yıllığına yüzde üç. Bu durum aslında bağımsız sendika kurulmasını engelliyor. Yani açıkça örgütlenme hakkına bir saldırıdır ve anti-demokratiktir, hiçbir anlaşılabilir yanı yoktur. Çünkü Ekonomik Sosyal Konsey üyesi olmak deyim yerindeyse çok boş bir şey. Ekonomik Sosyal Konsey 2005 yılında beri toplanmayan sembolik bir kurumdur. “ dedi.

Son olarak yasada değişmesi gereken iki kritik nokta olduğunu ve bunlar değişmese yapılan değişikliğin sadece bir makyajdan ibaret olacağına değinen Çelik, “Bunlardan birincisi işyeri barajında esaslı bir değişiklik yapılması, ikincisi ise yetkinin çalışma bakanlığı tarafından verilmesi engellenmesidir” şeklinde değerlendirmelerini sonlandırdı.

İMC Emek Dünyası programının 3. bölümünü izlemek için tıklayın.

EmekDünyasi.Net